Tuesday, December 22, 2009

uyku

Sen uyurken seni düşünüyorum oğlum, sabah kahvaltını ettikten sonra, altın temiz, sütünü içmişsin, vücudun sımsıcak, yatağın rahat, sevdiğin minik külahlı oyuncağın yanında, hafif bir mızıldanma, sonrasında uyku...

Sen uyurken kokunu duyumsuyorum burnumda oğlum, akşam yemeğini yemişsin, banyonu yapmış, her zamanki gibi sudan çıkmak istemeyip çığlığı basmışsın, pijamalarını giymiş, babanla sevgi öpücüklerimize, aşkla mıncıklamalarımıza sarınmış, ısınmışsın, yumoş uyku tulumuna girmiş, sütümden sıcacık içtikten sonra yatağına yatmışsın. Kimi zaman kendin uykuya daldığın gibi kimi zaman da beni yanında istemişsin.

Uyku düzenimizi, uykuya dalmayı, uyurken uyku hafiflediğinde geri uyumayı başarmayı, gelişimin ve tüm öğrendiklerini hazmetmen için çok gerekli olan gündüz uykularını, rutin dediğimiz yemek/süt-oyun-uyku üçlemesini yaşama oturtabilmeyi ve daha birçok aşamayı birlikte katettik. Okuduğum kitaplardan, incelemeler yaptığım internet sitelerinden de öte, içimde, en derin tınılarla duyumsadığım, yavrumun tüm ihtiyaçlarına kılavuz o dürtü bana yol gösterdi. Bununla birlikte, sen benim en büyük yardımcım oldun, tabii babanla birlikte. Bazı zamanlar baban benim inandığım plana benden daha fazla inandı ve o yoldan sapmamam için bana destek verdi. Bazı günler onun önsezileri daha doğruydu, hatta daha gerçekçiydi. Bazen deneyimlediğimiz bir zamanlama-metod-sonuç bütünlüğü senin düzeltmelerin ile biçim değiştirdi.

Evimize geldiğin ilk günden itibaren kendi yatağında uyudun. Tüm zorluklarına rağmen seni kendi yatağında uyumaya alışman için ilk günden odanda uyuttum. Gündüzleri beraber uyuduğumuz oldu, sabahları seni koynuma aldığım da, ama en temelde hep kendi odanı, yatağını bildin. Sabah uyandıktan ve sütünü içtikten sonra kahvaltı ediyoruz, oyun oynuyoruz, sonra yemeğin üstüne bir emzirme daha, odan karanlık, usul usul yağmur ormanı müziğin, yatak, tatlı uykular... Uyandıktan üç saat sonra yoruluyorsun. Yedi ila sekiz aylığa kadar sabah yedide uyandıktan sonra dokuz gibi uyuyordun, saat onlara çekilen sabah uykun sanırım ilk yaşgününle ortadan kalkacak. Şimdilerde on ya da on buçuk gibi ancak uyuyorsun, sen çok yorulmadan yatağına koyuyorum seni, kendi kendine uykuya dal diye. Çoğu zaman az biraz oyun ve mızıldanmayla uyuyorsun. Yatağına koymadan önce seni rahatlatmayı ihmal etmiyorum, yoksa öyle hemen bırakılmak istemiyorsun. Öğlen gibi uyanınca beraber yeniden merhabalaşıyoruz, öğle yemeğini bir gibi veriyorum, uyanma saatine göre ikinci uykunu ayarlıyoruz, uykudan bir saat önce yesen iyi oluyor. Yemek, oyun, süt ve yatak... Uyanınca akşam yemeği, banyo, yatak üçlemesi benzer şekillerde devam ediyor. Oyun zamanında beraber kitap okuma, şarkılar söyleme, müzik ve dans aktiviteleri, mıncık ve öpücükler olduğu gibi kendi başına oyuncaklarınla oynamak da var tabii.

Evin dışında aktiviteler yapıldığında uyku saatlerini nasıl ayarlamak gerektiğine gelince, bu düzene göre evden hiç çıkmadığımız sanılmasın. Sabah uykusundan uyanınca dışarı çıkmak ya da eğer ikinci uyku erken uyunmuşsa uyanınca çıkmak mümkün. Ya da ikinci uykuyu arabada uyutmak. Genel olarak sallanmadan alınan uykuyu kalitesi sebebiyle tercih ettiğimden bunu da aza indirgiyoruz. Bebeğim uykuyu seven, uykuya dalmayı çabuk öğrenmiş bir bebeksin. Bu konuda hakkın büyük. Ben ağlatma işini pek beceremiyorum, şöyle ki, bir saat boyunca ciyak ciyak kim ağlasa bayılır, kısa süreli ağlatmalar, rahatlatıp yeniden denemeler biraz uzun soluklu olsa da daha yumuşak geçişler sağlıyor, hem anne hem de bebek için. Yoksa aylarca memede uyumuş bir bebeği elbette ki birden tek başına "hadi kendin uykuya dal" deyip ağlatmak akıl karı değil. Bence her anne ağlama biçiminden bebeğinin derdi neymiş anlar. Eşler bazen bunu daha iyi yapabiliyor. Mesela bizim babamız ben yufka yürekle hemen içeri dalmak istediğim kimi zamanlarda "biraz dur, uyur kendisi" der, doğru çıkar çoğu zaman. Bazen çok yorgunumdur "biraz bekleyeyim belki kendi uyur" derim, babamız, "uyuyacağı yok, belli" der, çok da doğru çıkar. Diyalog aynen böyle gelişir ama, çok alem. Bazen de uyutma, rahatlatma işini babaya bırakmak en iyisidir, benzerine rastlanmayan becerilerini her fırsatta ortaya koymalarına izin vermek gerek, yoksa anne emziriyor diye her seferinde iş ona düştüğünde bebeğin her uyuyamadığında anneyi araması kaçınılmaz. Bunu her zaman uygulamak zor, işe yaramadığı da çok oluyor ama denemeye çalışmakta fayda var, arada nefes alabilmek ve babaların çok faydalı katkısını da almak adına.

Bir de her bebeğin bir kılavuzu olsaydı ve karnımızdan öyle çıksalardı ne iyi olurdu diyemeyeceğim, çünkü inanıyorum ki biz annelerin içinde bu güdü var, sadece kulak vermeyi bilmeli. Bir de etraftan iyi niyetle çok bilge fikirleri olan herkese kulak vermemek en iyisi, bazen tutarsız teknikler de işin iyice sarpa sarmasına sebep olabiliyor. Herkesin kendi yaşam felsefesine uygun bir metodu vardır, bebeğin nelere ne zaman hazır olacağına dair teorileri, araştırmaları inceleyip, sonuçları kendi bebeğine uyarlayan annelerin daha iyi sonuçlar aldığını gördüm hep.

Bütün bunları niye yazdım, paylaşmak için elbette. Bebeğim öyle hızlı büyüyorsun ki, seninle öğrenmenin, paylaşmanın her anını tadına doyulmaz bir keyifle yaşıyorum. Uykunda, uyanıkken her anında seni sevip içimde hissediyorum. Babil'im, yavrum, meleğim. Saat onikiye geliyor, onbire doğru ancak uyudun, birazdan uyanırsın, kar yağıyor bugün. Şehir merkezine buz pateni kaymaya ineceğiz, sen de bu karlı günde bu şehri bir kere daha göreceksin. Varlığın hayatımızın en tatlı enerjisi, bilge bebeğim, mavişim...

2 comments:

ela selin said...

Harikasiniz ne diyeyim. Cok güzel becerdiniz bu uyku isini. Nasil özeniyorum anlatamam. Özenmekle de kaliyorum, geceleri cok uyaniyor cünkü benimkisi. Baska bir seye enerjim kalmiyor.
Evet keske her bebek kilavuzuyla gelse dünyaya. Ama belirli prensipleri tutarli uyguladiginda sonuc aliyorsun iste. Ortada.

dörtmevsim said...

deniz kuzum da cok yakindir uyuyacak uzun uzun hem de ki annesi de uyusun. bir de ozlem deniz cok hareketli masallah, bu gece uyanmalari belki ondan da oluyor, hani gunduz yaptigi aktivitelerin heyecani geceye vuruyor, growth spurt meselesi yani, atletik kuzum benim, findik burunlum :) tabii annesinin kokusunu aramasi en buyuk etken. bu gunlerin bir yerde tadini cikarmak lazim!