<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926</id><updated>2012-02-17T17:08:20.223-06:00</updated><category term='felsefe'/><category term='ikinci yaş'/><category term='gelisme'/><category term='gelişim'/><category term='ilk yaşgünü'/><category term='değişim'/><category term='yolculuk'/><category term='yurtdışı'/><category term='bebeğim'/><category term='haber'/><category term='tatil'/><category term='keyif'/><category term='gurme bebek'/><category term='sevgi'/><category term='mevsimler'/><category term='renkler'/><category term='kar'/><category term='arkadaşlar'/><category term='mutluluk'/><category term='anayurt'/><category term='teşekkür'/><category term='aktivite'/><category term='ailem'/><category term='hayat'/><category term='annelik'/><category term='yaşam'/><category term='annelik delilik sevgi bilgi'/><category term='çokdillilik'/><category term='günce'/><category term='bebek bakımı'/><category term='ilkler'/><category term='bebeklerde diş bakımı'/><category term='adımlar'/><category term='ben'/><category term='bebekle tatil'/><category term='yaz günleri'/><category term='okul'/><category term='aile'/><category term='aşk'/><category term='katı gıda'/><category term='kitap'/><category term='uyku düzeni'/><category term='uyanis'/><category term='kanat'/><category term='gurur'/><category term='neşe'/><category term='yeniyıl'/><category term='doğum'/><category term='temizlik'/><category term='hasret'/><category term='kardeş'/><category term='inci diş'/><category term='havadan sudan'/><category term='anadili'/><category term='zihin'/><category term='bahar'/><category term='yavrularım'/><category term='sağlıklı yaşam'/><category term='bebek yemekleri'/><category term='şarkı'/><category term='bitti'/><category term='diş'/><category term='yemek tarifleri'/><category term='sevinç'/><category term='heyecan'/><category term='kararlar'/><category term='seyahat'/><category term='bebek bezi'/><category term='aylar'/><category term='düşünceler'/><category term='doğumgünü'/><category term='ozgurluk'/><category term='hayret'/><category term='mektup'/><category term='rutin'/><category term='kıssadan hisse'/><category term='ağabey'/><category term='doğa sporları'/><category term='kış'/><title type='text'>babil ile dörtmevsim</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>45</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-3499021224965197508</id><published>2012-02-04T09:38:00.004-06:00</published><updated>2012-02-04T09:53:06.561-06:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ağabey'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kardeş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgi'/><title type='text'>27. haftada</title><content type='html'>27. haftanın sonunda içime dolan rahatlık beni nereye götürecek bilmem ama şu anda iyi bir yerlerde olduğuma eminim, kalbimde her türlü olağandışı sevgiye yer var sanki, hiç beklenmedik misafirleri buyur edebilir, olmadık yerlerden çıkagelen sürprizlere şaşırmayabilirim, içimdeki kıpırtıların verdiği bir kimya olsa gerek bu, kendi doğamın da katkısıyla, ama bir anne ayının koruma güdüsüyle pençelerimi açıp yavrularımı olur olmaz seslere karşı sakınabilir, kendi doğamın akışına, yaşam duruluğuma aykırı olan her canlıyı ve varlığı dışımda bir yerlerde bırakabilirim de. deli bir kimya bu. Babil müthiş kış tatilimizin ardından, iki sevdiği aktiviteye daha kavuştu, babasıyla kucak kucağa hem de, birincisi ayaklarına uygun kayak ayakkabısı bulamayacağımız kadar minnoş haliyle çok iyi kayan babasının kollarında kayağa başladı oğlum, hem de ne keyif, ben göbeğimin endamı ve denge merkezimi bozma ihtimalinin yanı sıra, delice kayarken bana tehdit oluşturabilecek maceracı ruhlardan çekinip bu sene pistlere çıkamadım, içimde kalmadı desem yalan olur, orta hallice kayıyorum ama çok keyif alıyorum, seneye acısı çıkacak, babaları ne yapar bilmem ama bebelerimi bırakıp kayak keyfini günde az saatle olsa da süreceğim. Babil'in ikinci aktivitesi ise babasıyla yüzmeye gitmek oldu, oldum olası suyla arası iyi olan kuzumun en az benim kadar yüzmeyi sevmesini isterim. okyanus kıyısında su keyfi yapan çocuklarla ilgili &lt;a href="http://www.barnesandnoble.com/w/hello-ocean-pam-munoz-ryan/1102570879"&gt;kitab&lt;/a&gt;ını okurken biz de plaja gidelim, Babil de kale yapsın şeklinde ifadeler kuran bebeğim yüzmeyi sevecek anlaşılan. tüm bu aktivitelerin ötesinde, 3 yaşını doldurmasına çok az kalmış olan bebeğim büyüyor, onunla hep baş başa, koyun koyuna olmama rağmen doyamadım, sanki çok ama çok hızlı geçti zaman. halen doğuma az kalmasına rağmen şaşkınlık veren ikinci hamileliğim çabuk geçiyor. Babil'in katkısı büyük bunda. oğlum Babil soğuk hava dinlemez, parklarda, açık havada olmayı sever, oğlum az öz konuşur, babasının ismini sorduğumda Cengiz diyebilecek kadar bir değişik espri anlayışına sahiptir, oğlum hayvanları çok sever, karada havada suda, hepsini. Babil kitap kurdudur, okuduğu hikayeleri gün içinde anımsamayı ve örneklemeyi sever, Babil arkadaş canlısıdır, yeni insanlar, yeni mekanlar ve keşifler yüzünü aydınlatır, Babil sevecendir, öpülesi sıcaktır, kuzudur. oğlum okula gitmeyi, resim yapmayı, oyunlar oynayıp şarkılar söylemeyi çok sever, sesi yumuşacık, inceciktir. Babil banyo yapmayı sever, yemek seçer ama iştahlıdır, her türlü pilavin canavarıdır, ayrıca bir etoburdur, frambuaz en favori meyvesidir, ekşi tatlı meyvelere bayılır. arkadaşıyla saatlerce oyunlar oynadıktan sonra bile oyuna doymaz, ayrılık vakti gelince üzülür, çok süper bir ağabey olacağının kanıtıdır bu. Babil öğle uykusu uyumak istemez, direnir, son damlasına kadar enerjisini kullanmak ister, sevdiklerini evine getirmek ister, babasının arkadaşı, dedesi, anneannesi, annesinin arkadaşı, kendi arkadaşları, hiç farketmez, sevdikleriyle güle oynaya zaman geçirmek ister, ateşi çıkıp da baygın düşünce ancak ikna olur yorulmuş olduğuna, dinlenip yine sabah aynı enerjiyle güne uyanabilir, annesinin evhamına karşılık babasının rahatlığı kazanır, Babil babasıyla yüzmeye gider, hayatın dengesi ne güzeldir dedirtir. Babil kuzudur, aşktır, oğlum, minik adamımdır kendisi, içimdeki bebeğimin güler yüzlü ağabeyidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-3499021224965197508?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/3499021224965197508/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=3499021224965197508' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/3499021224965197508'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/3499021224965197508'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2012/01/27.html' title='27. haftada'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-2631303962598262771</id><published>2011-11-01T10:39:00.011-05:00</published><updated>2011-11-01T11:17:24.856-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mektup'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yavrularım'/><title type='text'>mektup</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-UqKPu55MiIE/TrAZbFb5FxI/AAAAAAAAAbk/qjpKuaLOb8k/s1600/mektup.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-UqKPu55MiIE/TrAZbFb5FxI/AAAAAAAAAbk/qjpKuaLOb8k/s200/mektup.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5670059883965781778" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;neredeyse birinci trimester bitmek üzere, son haftaya girdik, bundan sonra daha da iyi hissedeceğimi ve karnımın da büyümesiyle daha da herşeyin gerçek olacağını biliyorum. bu sefer cinsiyetini öğrenmeyeceğimiz bebeğimizi beklerken daha da heyecanlanacağımı biliyorum.&lt;br /&gt;hayatı bahanelerle yaşamanın hatta yaşayamamanın ötesine geçemememiş hayatlara bir umut mektubu olsun bu. yapmak istediklerine bahanelerle engel koyan zihinlere tavsiyeler olsun bu. dünyaya sevinç, mutluluk ve umutla doğanlara ve doğacaklara kalpten bir tını olsun bu.&lt;br /&gt;oğlum ve henüz karnımdaki bebeğim, hayatı en değerli haliyle duyumsadığınızda, önceliklerinizin, tutkulu sorumluluklarınızın bilincinde olduğunuzda, hayatı bilgelikle yaşamanın güzelliğini daha iyi anlayacaksınız. hayatlarını kıskaçlar ve engellenmelerle yaşamış insanlara tanıklık etseniz dahi, onları ekseninizden ayrı tutun. başka varoluşların değişmezlerini ve değiştirilemezlerini bilin, tanıyın. görebildiklerinizin ötesindeki bilinmezleri kabul ederken, sezgilerinize inanın, insanın kendi duyumsayabildiklerine inanışıyla başlar hayatı keşfedişi. kuzularım, düşecek olan elma dalda durmuyor, hayat devam ediyor, her anın güzelliğini güvenle ve umutla tadın.&lt;br /&gt;3 yaşına basmasına dört aydan az kalmış olan oğlum Babil'in büyüdüğü kadar minnoş olmasına şaşırıyorum, filmi geriye sarıp yeniden düşlediğimde, içimde büyüyen ikinci yavrumu duyumsuyorum, yepyeni bir film var kalbime yazılan. yaşadığım her anda katlanarak büyüyen bu sevgiye, yavrularımın güzel enerjisine renk katacak her varoluşa merhaba, buyurun varolun hayatımıza, gerisi uzak olsun. umut ve neşeyi doğallığıyla yaşayan, varlığına huzurla katık edebilen her varoluşa kalbim sonsuz açık, gerisi ardımızda kalsın. kuzularımı kanatlarımın altına aldım, kanatlanıp uçacakları o gün geldiğinde dahi bilsinler bu dünyada ve her nerede olursam olayım, benim fikrim, kalbim ve sevgim sizin, canlarım, aşkım babalarından olma mis bebelerim, sizi seviyorum. dün babanızın doğumgünüydü yavrularım, iyi ki doğdun murtim!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-2631303962598262771?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/2631303962598262771/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=2631303962598262771' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/2631303962598262771'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/2631303962598262771'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2011/11/neredeyse-birinci-trimester-bitmek.html' title='mektup'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-UqKPu55MiIE/TrAZbFb5FxI/AAAAAAAAAbk/qjpKuaLOb8k/s72-c/mektup.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-6258074261946189397</id><published>2011-10-13T18:35:00.006-05:00</published><updated>2011-10-27T16:24:41.927-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kardeş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevinç'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='haber'/><title type='text'>12 hafta</title><content type='html'>bugün 12 hafta oldu, oğluma kardeş geliyor, herşey hayal gibi, bugünkü ultrasondan sonra kendimi daha bir gerçek değişimin içinde duyumsadım. oğluma hamileyken hiç yaşamadığım bulantılarım olmasa bu gerçeklik duygusunu tam anlamıyla duyumsamayacaktım belki ama şimdilerde ortaya yavaş yavaş çıkan karnım ve azalan bulantılarım yüzümde tatlı bir gülümseme bırakıyor. bir süredir ders vermekle başladığım yarı zamanlı çalışma planımı devam ettirmeye kararlıyım, beni dinç kılıyor. oğlum ne kadar bilinçli söylüyor bilmiyorum ama neredeyse son 3 haftadır ''göbüşümde ne var oğlum?'' diye sorduğumda ''göbüş, bebek'' diyor. Babil haftada iki gün okula gitmeye devam ediyor, okulunu çok sevdi, arkadaşlarının isimlerini sayıyor, neler yaptığını anlatıyor, her okul gününde neşeyle evden ayrılıyor, çok mutluyum, hep böyle olsun umarım. bu aralar ilgi alanları, tercihleri şekillendi, aktif bir hamilelik geçirmemi sağlayan enerjisi ile akvaryum, park, gezintiler, tren maceraları ile dolu dolu günler geçiriyoruz. babamız bu ay çok yoğundu, seyahatleri vardı, ona rağmen kendimi hiç de zorlanmış duyumsamıyorum. bu sefer doğuma annem gelecek, Babil için en çok, harika olacak onun için, gözüm arkada kalmayacak. Babil'de sezeryan olmam gerekmişti, saatler süren denemeden sonra, bu sefer yine normal doğum deneme şansım olduğunu söyledi doktor, bakalım akışta göreceğiz, nasılsa annem de gelecek ya, en önemlisi Babil'in hayat akışı, bebek ve ben iyi oluruz, o açıdan içim çok rahat. ikinci kuzumu 36 yaşımda doğurmuş olacağım inşallah, bundan sonra yepyeni bir dönem daha açılacak, içim umut ve sevinç dolu. oğlum hayatımın en güzel eşiklerinden birisinden geçmeme sebep olan kuzum (birincisi baban), şimdi de kardeşinle yaşayacağız bu mutluluğu, hem de sen olacaksın yanımızda bu sefer, ne güzel kuzum. babana söz verdim yalnız, bu sefer sürpriz olacak kız kardeşin mi erkek kardeşin mi olacağı. kardeş, bebek diyorsun ya göbüşümü sevip, önemli olan o, biz sağlıklı ve mutlu olalım, başka ne isterim. seni seviyorum ağabeylerin en kuzusu. Babil kuzum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-6258074261946189397?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/6258074261946189397/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=6258074261946189397' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/6258074261946189397'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/6258074261946189397'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2011/10/12-hafta.html' title='12 hafta'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-8334022365511626164</id><published>2011-08-30T12:12:00.004-05:00</published><updated>2011-08-30T12:39:19.821-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='okul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gurur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='annelik'/><title type='text'>yeni bir hafta</title><content type='html'>Babil'in okula gittiği günler yazı yazmak istiyorum, bunu düzenli olarak yapacağım artık. Hayatın tadını düzenli olarak keyifle yaptığım işlerle daha iyi aldığımı duyumsuyorum. İş aramaya başladım, yarı zamanlı iş bulmak niyetindeyim. Bakıyorum, arıyorum, bulacağıma inanıyorum. Geçen haftaki ilk okul gününü Babil'in öğretmeni öyle güzel özetlemişti ki sevinçten yerimden zıplayacaktım. Akşamüstü oğlumu babasıyla almaya gittiğimizde bahçede öğretmenine top attığını gördüm, yüzünde o tatlı gülücüğü, kıyafeti değişmişti, bizi görünce sevinçle yanımıza geldi, hemen bana dönüp ''su!'' dedi, annesini görünce aklına ihtiyaçları geliyor demek ki... kuzum... Okulun ilk günü sabah saatlerinde keşif modundaymış, oyuncakları ve çevreyi keşif, öğlen yemek de uyumak da istememiş, ama keyifliymiş, oyuncu ve meraklı; sonra biraz yorulunca uyumak istemediği halde asistan öğretmenlerden bir tanesinin kucağında sallanan sandalyede dinlenmiş. Dinlenme saatinden sonra sınıftaki çocuklarla ve öğretmenlerle iyiden iyiye iletişime geçmiş. Gülücüklerini paylaşmış, anlamadıkları bir dilde, Türkçe kelimelerini kullanarak onlarla iletişime geçmiş. En sevdiği oyuncaklardan birisi de mıknatıslı alfabe olmuş, harfleri söyleyip uzun süre oynamış. Öğleden sonra atıştırmalıklar sunulduğunda öğle yemeğinin acısını çıkarmış. Tuvalet meselesine gelince, çoktan bezi atmış olan oğlum biraz direnip uzunca tuvaletini tutmuş olmasına rağmen kazasız güzelce tuvaletini de yapmış. Mış, mış, mış. Ben orada yoktum, ikinci elden duyduğum bu güzel haberler beni çok mutlu etti, herşeyiyle. Heyecanlı, mutlu ve dopdolu bir gün geçirmiş oğlum, çok mutlu oldum, o anlar ben orada olmadığım için bunca farklıydı diye düşündüm, oğlum hayatın içinde güven ve mutluluk dolu duruşuyla varolacak, şimdiden, minik bir adam olarak dahi... Bu sabah da keyifle gittin okuluna, geçen hafta başladığın için sadece bir gün gittin, bu hafta Salı ve Perşembe, koskoca iki gün gideceksin, bundan sonra böyle. Bu sabah okul kapısındayken hemen bana ''aç'' dedin, kapıyı açar açmaz merdivenleri gülen yüzünle tırmandın, keyifle başladın bir başka okul gününe, sınıfına girer girmez sevdiğin oyuncakların başına geçiverdin, tatlı öğretmenin bizi güleryüzüyle karşıladı, kardeşler oyunlara dalmışlardı bile. Bebeğim, bu veda anı bana zor gelmedi ilk günkü kadar, bana gülümsedin, odadan çıktığımda içim rahattı, oğlum çoktan okullu olmuş benim. Canım oğlum, seninle gurur duyuyorum. &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-8334022365511626164?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/8334022365511626164/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=8334022365511626164' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/8334022365511626164'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/8334022365511626164'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2011/08/babilin-okula-gittigi-gunler-yaz-yazmak.html' title='yeni bir hafta'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-3378789697520539441</id><published>2011-08-25T16:31:00.007-05:00</published><updated>2011-08-26T05:39:51.138-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilkler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='okul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevinç'/><title type='text'>ilk gün</title><content type='html'>Okulun ilk günüydü bugün, belki de büyük değişimin öncesinde bunca zamandır suskun kalmış olmamın sebebi bugünün bekleyişiydi. Düşünmeden yazmak istiyorum, karşımdaki yoldan geçen bisikletliden bakışımı çevirdiğim gibi, telefonla konuşurken kahvesini yudumlayan sarı saçlı kadın içeri girmeden bu cümleyi bitireceğimi düşünüyordum ki yanılmışım. 2 yıl altı ay koyun koyuna geçirdiğimiz zamanın olanca hızıyla beni son çizgide geride bırakmış olmasına şaşırmadım, maratonu ne güzel tamamladım, ama şaşkınım, yeni koşuya hazır bile olduğumu düşünmezken kendimi iş başında buluyorum şu anda. Saniyelerin usulca aktığı saatime bakıyorum, oğlumu okula başladığı bu ilk günde kucaklamama çok az kaldı. Neden yazmadım, neden yazamadım? En son Türkiye’deyken yazmıştım, 3 aydan fazla olmuş bile. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışarıda telefonla konuşurken kahvesini yudumlayan kadın şimdi yanımdaki koltuğa oturmaya karar verdi, belki de onu yanıma oturması için çağıran benim. Benim gibi büyük bir kupada latte ısmarlamış, ikinci kahvesi, uzun oturacak belki, ben bir saate buradan çıkacağım. Hayatın içinde beynimin dalgalarını bilinç ve farkındalıkla, biraz da bağımsızca duyumsamak istediğim bir zamanı yaşıyorum. Şimdinin varlığı garip bir boşlukla ferahlıyor sanki, akıcılığını koruduğu kadar, boşaldıkça doluyor zaman. Neden yazmadım, neden yazamadım? Soruyu cevaplamak, dürüstçe cevaplamak için yazıyorum. Yazının kısıtsız somut ferahlığına sığınabilir miyim? Zihnimin şaşkın bakışını kalbime dokunarak odaklıyorum. Kelimelerimi neden bu kadar özlemişim? Beynimde düşündüğümden farklı olamaz yazdıklarım. Olabilir. Düşüncelerimi yazdığım o an yakaladığım kalıcılık ve duruluk, ifade bulmaktaki arzumun sıfatları. Ne dediğimi bildiğim ve anladığım kadar ne bilmek ne de anlaşılır olmak istiyorum şu anda. Sadece yazmak istiyorum. Hiç konuşamadığım, hiç paylaşamadığım kadar yazmak. Kimse yok, ben ve ben varız. Neden yazmadım, yazamadım bunca zaman?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlum büyüdü, koca adam oldu, hatalarımla, doğrularımla, ki bilmiyorum hangi kategorilerde nasıl toparlarım bunları, sevgi dolu, mutlulukla büyüdü, büyüyor. Mayıs ayında Türkiye’de kaldığımız 4 hafta sonunda anladım ki oğlum okula hazır, görmek, tanımak istiyor. Haftada iki gün okullu oluyor benim oğlum, Salı ve Perşembe. Haziran ayında Türkiye’den döndüğümüzde biraz şaşkındım, ilk defa hem burada hem de orada, aynı anda olabilmeyi istediğimi farkettim, burasını olduğu kadar orasını da yaşamak ve oğlumla da paylaşabilmek istediğimi farkettim, dünyamı ne kadar çok genişletmek istediğimi, oğlumun evrenini katmanlar ve derinliklerle enginleştirmeyi, ona yalın ve ahenkli bir cümbüşün varlığını göstermeyi arzuladığımı anladım, çoktan biliyor ki oğlum, ben kimim ki ona dünyayı göstereceğim? O güzel çocuk beyninde, ruhunda sevgiyi, sevilmeyi bilmesinin de duru gücüyle çoktan aralamış olduğu kapıların ardındakı o duru ışığı keşfetti  biliyor benim oğlum. Temmuz ayında arabamıza seyahat ihtiyaçlarımızı koyduğumuz gibi batıya doğru yola çıktık. South Dakota eyaletinin de batısına gittik. Bütün eyaleti boydan boya geze geze geçtik. Chicago’ya geri döndüğümüzde bir haftalık bu seyahatin ne kadar da rahat geçmiş olması bizi mutlu etti. Neden yazmadım, neden yazamadım bunca zaman? Seyahatin ardından Ağustos ayında girdiğimiz anda geri sayım misali zamanın hızlıca geçeceğini biliyordum, geçen hafta Wisconsin’de yaptığımız kısa tatil sonrasında haftanın başlayışıyla aralandı kapı, değişimin kapısı, büyük başlangıç, okulun ilk gününde koynumdan ayırdığım yavrumu yepyeni bir ortama atıverecektim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salı günü öğretmeni Kim evimize geldi, her türlü donanımının ötesinde kapıdan içeri girer girmez yaydığı olumlu ve ılımlı enerji ile biliyordum ki Babil bu genç öğretmenin sınıfında çok mutlu olacaktı. Dün ise Babil ile beraber bir okul ziyareti yaptık. Bir saatliğine dışarı çıktığımda bensiz çok da rahat olduğunu görünce bugün o kadar da zor olmaz sandım. Babil için kolaydı ama ben duygusaldım. Oğlum babanla gelip seni alacağız sonra, kardeşlerle oyna, yemeğini ye, uykunu uyu, gelip seni alacağız akşamüstü diyerek ayrıldığım oyun odasının kapısı arkamdan kapandığında içime bir ateş indi, aylardır içimde gezen ateş kalbimin ortasında bir delik açtı sanki. Gözlerimin ıslanmasını engelleyemeyişim engin bir mutluluk duygusundan. İçimdeki gücü yeniden kavrayışımın şerefine, inandığım herşeye, içimdeki sevgiye sarılışımın şerefine. İnsanın yavrusuna duyduğu sevgi, yeryüzünde insanoğluna olan inancın hiç sönmeyeceğine dair bir umut ışığı. Neden yazmadım diye sormuyorum, yazıyorum, şimdiyi, geçmişin eşsiz bilgisi ve bilinciyle, umut dolu, yazıyorum. Gözlerim nemleniyorsa yapabildiklerimin ve yapabileceklerimin şerefine. Oğlumun varlığına, nice mutlu başlangıçlarına. Yeniden yazıyorum. &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-3378789697520539441?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/3378789697520539441/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=3378789697520539441' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/3378789697520539441'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/3378789697520539441'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2011/08/ilk-gun.html' title='ilk gün'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-5711153819172078166</id><published>2011-05-15T17:06:00.005-05:00</published><updated>2011-05-15T17:43:45.328-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><title type='text'>sevgi</title><content type='html'>sadece günce olmaktan çıkıp yazmak isterim, sana, kendime, canım oğlum. uyku tutmadı, beraber yattığımız yataktan kalktım, yazmak istedim, ne yazmak istediğimi bilmeden yazmaya başlamak yine... şu anda türkiye'deyiz, 8 haziran'da chicago'ya dönene dek nasıl plan yaparım, nasıl buluşmak istediklerimle buluşurum bilemiyorum, bu sene yol yorgunluğu, saat farkı bizi çarptı. gelmeden önce artık türkiye'ye gitme zamanı diyordum, buluşmak güzel, ama uçağa binip amerika'ya dönesim var şimdi, yüzleşmeler zor, insanın kendi gerçekliğini karşısındakinin seni algılamak isteyişinden bağımsız anlayabilmesi böylesi buluşma dönemlerinde zor kimi zaman. kendimi özgür duyumsamak isterim hep ya, burada sanki ayağım bağlanıyor, tökezliyorum bazı bazı. bir dolu saçmalığın arasında, gerçekliğimden uzakta safsata algılayışların ortasında ben yani dörtmevsim kalakalmışken ipincecik ruhumun içine sığınıyorum, düşünüyorum. bugün ilk kez tanıştığım bir kadına içimde varolan, kimsenin bilmediği o gizli yerden, benden söz ettim, hiç kimsenin bilmediği gizli dünyamı, ne olduğunu söylemeden onun varlığını zikrettim. ne olduğunu kimsenin bilmediği ben. insanın sosyal yüzüne bulanan, geçmişinden gelen her türlü köklenmiş dışarıdan algılanış biçimlerinden arınmış o varoluş. annemin benim olmamı istediği, keşke böyle olsaydın, böyle ol isterim deyişine gülümseyen o beni seviyorum. ya da korla kavrularak, yana yakıla maruz kaldığım bir tavra isyan eden kendime bakıp, saçmalama ne var bunda, öyle oluversin deyiverebilen o içimdeki beni seviyorum. beni ve çocuğumu asla bir daha görmek istemediğini zikretmiş birisini görme olasılığının kapısını sırf o kişinin varoluşu için bile kıymetli olacağını bilişimden buyur ediverebilen beni seviyorum. sevildiğimi bilmek beni mutlu ediyor, koşulsuz, kayıtsız beni seven dostlarımı seviyorum. akşam sen arabada uyuyakalmışken, köfte ekmek aldığım dükkanın önünde saçıma sinen ızgara kokusunu seviyorum. yıllar önce yaşanmış, şimdilerde terk edilmiş o evin bahçesinde bomboş havuzun etrafını bürüyen otlara bakarken içimde duyumsadığım o cızlayışı seviyorum. bu satırlara yazarken eksik, gedik ifadelerimi seviyorum, hepsi o içimdeki gizilliği besliyor sanki. babanın senden 82 yaş büyük dedesinin bastonuyla oynayışına, ona o tatlı sesinle dede deyişine bayılıyorum. hayatın kimi zaman parça parça dağılmış, toparlanmayı bekleyen masum savrukluğunu seviyorum. uzaklıkların yakın olmaktan kimi zaman daha sevgi dolu oluşunu seviyorum. terleyen başının nemli bukleleri arasındaki o mis kokuyu içime çekerken uykumun çoktan kaçmış oluşunu seviyorum. az biraz sonra yanına kıvrılıyorum oğlum, sen en tatlı ve heyecanlı rüyana dalmışken...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-5711153819172078166?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/5711153819172078166/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=5711153819172078166' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/5711153819172078166'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/5711153819172078166'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2011/05/sevgi.html' title='sevgi'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-8443891699933046076</id><published>2011-04-19T20:56:00.000-05:00</published><updated>2011-04-19T20:56:52.569-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='havadan sudan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeğim'/><title type='text'>seni düşünürken</title><content type='html'>hayır, evet yerine hep hayır, evetse bile hayır, öğrendiğin bu güçlü sözcük, kişisel tercih ve isteklerinin ifadesi, kiraz renkli dudaklarından döküldüğü zor anlarda bile direnişinin ifadesi bu sözcük insanı gülümsetiyor. meme bitti oğlum, hayır, inek sana süt getirmiş oğlum, içer misin? hayır. oğlum tuvaletin geldi mi? hayır. peki. (bir iki dakika sonra kendisi gider ve yapar) şu son birkaç gün çok zorlandım oğlum, senin göğsüme sokuluşuna direnmek çok zor kuzum, mis sıcaklığınla, ılık ılık nefes alışınla... ama iyiyiz. daha da kolaylaşacak. mayıs ayında türkiye'ye gitmeden önce böyle olması çok daha rahat olacak, yüreğim buruluyor halen biraz, ama derinde içim rahat bebeğim. bugün yatmadan önce sağanak yağan yağmuru izledin camdan,  su diyordun, su, gökyüzünden akan su, yağmur, bahara açan tomurcuklar suya doysun, sen uyurken...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-8443891699933046076?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/8443891699933046076/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=8443891699933046076' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/8443891699933046076'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/8443891699933046076'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2011/04/seni-dusunurken.html' title='seni düşünürken'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-8009347937514353448</id><published>2011-04-15T21:55:00.001-05:00</published><updated>2011-04-15T22:25:28.957-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğumgünü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bitti'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bahar'/><title type='text'>tomurcuk</title><content type='html'>bugün hiç meme emmedi oğlum, ah kuzum, ah bebem, meme bitti annem, inek sana süt getirmiş al ondan iç, yok annem memede süt kalmamış, bitti bebem diye diye 2 yıl 2 ay 1 gün emzirdiğim oğlumu süttem kestim sanırım, bugün itibariyle veda ettik, zorluğu birkaç günü, belki bir haftayı daha alır, ama sonra rahatlar sanırım, ne de olsa kendi kendine uyuyor, yemeğini yiyor, meme sadece keyfine keyif katıyordu. göğüslerim süt dolu şu anda, bu kadar ürettiğimi ben bile tahmin edemezdim. önceleri imkansız geliyordu, bencilce buluyordum, bunca sene emzirmiş olmama rağmen istiyorsa vereyim diyordum, istedikçe alsın, kendi bıraksın, bırakacağı yok ki oğlumun, iş bana kaldı, ama zamanı geldi oğlum, içimde öyle duyumsadım, umarım iyi olur böylesi, çok sızım sızım sızlamadan geçeriz bu dönemden de. bebeğim, artık gözü de karartıp gece gündüz küloda geçtik, hiç bez yok artık, sabah kuru kalkıyorsun, olur da sabah odana geç girersem kaçtığı oluyor ama ne olacak ondan sonrası kolay, herşeyin pratik yolunu bulduk biz. havaların iyice ısınmasını bekliiyorum, şehrin tadına varmalar, seyahatler, gezmeler, tozmalar derken bu yaz hızla geçebilir, sen okula başlamadan önce sana nasıl doyacağım ben? haftada iki gün gidecek olmana rağmen aklıma düşüyor hep. Oğlum, seninle baharı karşıladığımız bu günlerde 35 yaşımı doldurmama ramak kalırken içimde garip bir titreşim, hayat içimde yeniden filizlenirmiş gibi, yeniden doğar gibi. hayatın hiç durmadan akması, zamanın tutulamazlığı ne hoş, anların tatlı varlığı. ağacın dallarında yaprak olmak üzere açan tomurcuklar gibi geliveriyor yaşam elimize, dokunabildiğince sev, görebildiğince anla, hatta daha fazlasını... kokunu içime çektiğim, mis ayağından seni öptüğüm o anın eşsizliği. başka ne kalır geriye sözü edilecek? iyi ki doğdum ben!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-8009347937514353448?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/8009347937514353448/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=8009347937514353448' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/8009347937514353448'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/8009347937514353448'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2011/04/tomurcuk.html' title='tomurcuk'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-2493974711397841428</id><published>2011-03-25T01:37:00.005-05:00</published><updated>2011-03-25T07:49:49.897-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aile'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kıssadan hisse'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ikinci yaş'/><title type='text'>bahardan önce</title><content type='html'>şubat ve mart ayları geldi geçti bile... sen ikinci yaşını doldurdun 13 şubat'ta Babil'im, canım oğlum. dünya çok karışık bu sene, biz kendi dünyamızın ayarlarını geniş pencereye çevirebiliyoruz baban sayesinde, odanın duvarındaki dünya haritasını gösteriyorsun, hiç ayak basmadığın nice yerlerde senin yaşındaki çocukların ne zor hayatları var. günlük hayatımızda olan biten önemli değişimleri anlatacağım tabii ki de ama satır aralarında annen neler hisseder, neler düşünür bu aralar bil diye yazacağım yine, insan doğasını anlamaya çalışma çabasının sonu yok, toplumsal direnişlerden bireysel kavgalara dek... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bebeğim sen 18 aylıkken başlamış olduğumuz tuvalet eğitimi meselesi sende 22 aylıkken klik etti, o zamandan beridir gündüzleri sadece külot giyiyorsun, geceleri yine de bez takıyoruz ama sabah kuru kalkıyorsun, küçüğünü tuvalete yapıyorken büyüğünü yapmamakta direniyordun, ama onu da yapıyorsun bebeğim, son birkaç haftadır yakala kaçır misali yapıyorken bu hafta artık büyüğün gelince bana söylüyorsun ve tuvalete gidiyoruz, alkış, heyecan! aferin oğluma, ben sana ne öğreteyim bebeğim, sen bana öğretiyorsun neler neler yapabileceğini, miniminnacık koca adamımsın sen benim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dedenin bizi çok uzun soluklu bu ziyaretinde ona iyice bağlandın, amcan da geldi, dede diyorsun, amca derken c harfi zor geliyor, amma diyorsun, dede nereye gitti deyince kapıyı gösteriyorsun, dedenin yolculukları, babanın iş seyahatleri ile havaalanına yaptığımız sıkça gidiş gelişler sebebiyle uçak denen bu kocaman gökkubbe araçlarına ilgin arttı, bizi sevdiklerimize götüren, özlemlere sebep olan, deniz aşırı hayatımızın arabulucu dev araçları bunlar, uçur bizi, bizi de gezdir kanatlarında dercesine arabalardan daha da ilgili oldun uçaklara. konuşman, ifadelerin açıldı, olayları tanımlamak istiyorsun, dede gitti, dede bay bay. evde anne ve babanla türkçe konuşuyorsun ama ingilizce konuştuğumuz günlük hayatımız ve arkadaşlarımız arasında senin de ifadelerin iki dilli oluştu, ''gitti'' dediğinde ingilizce ''gone'' da diyorsun, ama araba demek yerine sadece ingilizce ''car'' demeyi tercih ediyorsun. o güzel kafanın içindeki süreçleri anlamak, duyumsamak istiyorum her an. tadını çıkarıyorum tatlılığının, beraber uyuyoruz, oynuyoruz, geziyoruz, bu eşsiz anlar geri gelmez diyerek tadına varıyorum, ama tadına doyamıyorum senin yavrum. bu yaz sonunda 2,5 yaşındayken okula başlayacaksın, çoktan hazırsın, haftada 2 tam gün gideceksin, hem seni çok özleyeceğim, hem de senin için çok keyifli olacağını düşünerek bu zamanı kendim için de iyi değerlendirmeye çalışacağım bebeğim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kelimeler, ifadeler, tanımlar... kimi insan, beyninin anlamayı istediği şekliyle tanımlar etrafını, duymak istediği şekilde anlar olanı biteni, kendi yanılsamaları doğrultusunda çarpıttıkça güçlenir sanki, bilgin olmuştur, yalpalanarak dolaştığı zihninin duvarlarını dış dünyaya rengarenk yansıtmıştır, çok yönlülük diye adlandırdığı varoluşu, kararsız fikrinin ve kırık kalbinin sonucudur, kalbi kırık doğmuştur sanki, kırık olsun ister hep, tamir olmasın, hatta kıpkırık olsun hep ister ki bahanesi olsun odaklanamayışına, sorumluluk alamayışına. böylesi insanlar nicedir ve durumları oluruna bırakılmalıdır yavrum. yine de herkesin, herşeyin deneneceği bir başka şans daha vardır derim ben, esnetebildiğince esnet olasılıklarını evrenin oğlum. neden olmasın inatçı inek köprüden suya düşer belki kendine gelir, tabii kendi debelenmelerinde boğulmazsa.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-2493974711397841428?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/2493974711397841428/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=2493974711397841428' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/2493974711397841428'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/2493974711397841428'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2011/03/bahardan-once.html' title='bahardan önce'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-6032440492883385398</id><published>2011-01-07T21:41:00.001-06:00</published><updated>2011-01-07T21:41:40.476-06:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yeniyıl'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kış'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='değişim'/><title type='text'>yeniyıl</title><content type='html'>yeniyılın ilk haftası neler yaptık? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kış dönemi &lt;a href="http://www.merrymusicmakers.com/"&gt;müzik&lt;/a&gt; kursumuza yazıldık ve ilk dersimize gittik, Babil artık iyiden iyiye katılır oldu, dans ederek, şarkılara hecelerle eşlik ederek, belli başlı tempo hareketlerine katılarak neşe saçıyor! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu hafta dört aydır kuaföre gitmediğimi kuaförde saçlarımı kestirirken anladım, en son 4 eylül'de gitmişim, pes yani, kuaförüm saçlarımın beyazlarını kapatırken saçımın doğal rengini çok iyi tutturduğundan saçım uzadıkça umursamayıp beklemişim, artık eskisi gibi çok uzun saça bakamıyorum, gerçi saçım yine uzunca, hatta at kuyruğu bile yapabiliyorum ama daha katlı ve şekilli kestirdim saçımı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oğlumun ikinci yaşının dolmasına çok az kaldı inanamıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biraz yediklerime dikkat edeyim diyorum artık, sütüm de azaldı zaten, hani emzirirken yediklerime dikkat etmek anlamında, halen emziriyorum dediğimde göz yuvarlayabilecek herkese selam olsun! rejim demek bazen garip geliyor, üstüme dikte edilen bir formata köle olmuşum gibi, tercih etmiyorum o fikri, farkettim ki (eşim hep söylerdi de gel laf dinle işte) pek fazla et yemiyorum ben, yani protein fazla almıyorum, karbolara aban canım aban, o da insanı doyurmuyor, şimdilerde sabah omlet, öğlen tavuk ya da balık, akşam et ya da benzeri, ayrıca her öğünde salata ve sebze. genel olarak daha az yediklerimi artırıp (protein ve sebze), daha çok yediklerimi azalttım ya da ortadan kaldırdım (bol şekerli meyveler, ekmek, pilav, makarna, tatlılar). daha dinç hissediyorum kendimi, başlarda biraz zorlandım, halen zorlanıyorum, oh şöyle kepek ekmeğine bir katman nutella sürsem diyorum, vazgeçiyorum, yerine badem yiyorum azıcık, yerini tutmuyor ama... aslında insanın anne olduktan sonra demeye dilim varmıyor ama belli başlı mihenk taşlarından sonra vücudunu algılayışı değişiyor sanırım, ama yapısal olarak Babil'e bir kardeş gelsin diye dombili olma ihtimalim varsa bu ihtimali ortadan kaldırmak için yazık ki yıllar öncesinde geride bıraktığım bu yediğine dikkat meselesini tekrar ele almam gerekti, fikre çıpa atalım, daha sağlıklı olmak, derlenip toplanmak, eksik protein ve sebze alımından hallice kronik yorgunluğun çaresi bu adımı atmaktı, başlayalı tam iki hafta oldu. haftada iki ya da üç kere spora da gidiyorum hep ama yediğine dikkat etmeden değişimi yaratmak zor, gerçekçi olan yaklaşım bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oğlumun ikinci yaş gününde bir parti yapmak niyetinde değilim, belki biz bize günübirlik bir gezi ve kutlama yapabiliriz. içim bir garip, bebeğim büyüdü, halen minnoş ama kocaman oldu da bir yandan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oğluma gündüzleri bez giydirmiyorum artık, evdeysek ya popo açık ya da külot var, çoktandır tuvaletini söylüyor, bazen ''potty''ye yani lazımlığına yapıyor, bazense etrafa, ben lazımlık demiyorum, ''tuvalet'' diyorum,  ''oğlum ç.. k... tuvalete'' diye, yavaş yavaş yol alıyoruz, çok fazla beklemek istemiyorum, böyle uzun süreceği söylense de, bütün gece kendi yatağında deliksiz uyuyan, çatal kaşıkla yemek yiyen, top oynayıp müzik ritmiyle dans eden, lego ile yaratıcı şekiller yapan, bizimle akıllı oyunlar kurup şen sosyal kahkahalar atan yavrumun ne kadar büyüdüğünü görürken tuvalet meselesini geciktirmek garip geliyor açıkçası. aslında biz 18 aylıktan başladık, biraz yarı zamanlı devam ettik, araya tatiller girdi, bazen geçici duraksamalar, daha tutarlı olsam belki daha hızlı olacaktı ama bazen Babil direndi, bazen ben pes ettim, ama şimdilerde sifon çeken, tuvalete bay bay bile yapan, ayrıca 11 saatlik gece uykusundan kupkuru uyanan yavrumun hazır olduğuna eminim, oğlumu gözlemlerken kendi iç sesimi takip ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biraz havadan sudan, biraz olan bitenden yazdım, aslında eksik yazdım, değişimi beklerken bazen aslında değişim diye dramatik bir durum olmadığını öğrenirsin ya da bunun farkına varırsın ya, akışın kendisi var bu aralar belki de, hatta dramatik denilebilecek bir değişim dahi olsa bu akışın bir parçası olacak, hemen hamurumuzu ona yoğuruvereceğiz, dönüşürken biz ve biz bize olacağız hep, başta garipsedim içime doğan bu duyguyu, sonra rahatlar gibi oldum, hani sıktıkça elinden kaçıverir ipin ucu, ucundan rahatça tuttukça elin terlemez, kavrarsın gidişatı, sanki böyle. su bulanmadan durulmaz derler, bazen bulanıklık sandığın hareketin ve dalganın ta kendisi oluyor, su değil ki bulanık olan, rüzgarın ve dalganın etkisiyle sallanan yosunlar ve savrulan kum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ince bir tabaka kar yağdı, tuttu da hatta. bir üstüne yağsa keşke bu gece, her yer kupkuru, ne güzel tutar, yakınlardaki bir tepelikten kızak kaymaya gideriz, kar dolsun her yer! hem belki bir de kayak kayacaktık yakınlardaki bir kayak merkezinde. müthiş kayak tatilimize ithafen bir de ''midwest'' tepelerinden inelim diye... karın yağmasını bekliyorum, yoksa kışın tadı kalmadı, hazırım baharın gelmesine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tilki, papağan, su, anneanne, dede, araba, anne, baba, möö mööö, traktör, bebek, at topu, yapma, mısır, mee mee... kulağıma ve kalbime dolan tüm kelimelerinin tınısına deli oluyorum, canım kuzum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sıradanın ya da gündeliğin ötesine geçebilsem, zihnimin en ince kıvrımlarından dökülebilsem burada, tuttum ve tutuyorum yine, bırakabildiklerimle... seni seviyorum Babil.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-6032440492883385398?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/6032440492883385398/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=6032440492883385398' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/6032440492883385398'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/6032440492883385398'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2011/01/yeniyln-ilk-haftas.html' title='yeniyıl'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-7707206552454473854</id><published>2010-12-20T20:50:00.005-06:00</published><updated>2010-12-20T20:54:07.533-06:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='düşünceler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kış'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kar'/><title type='text'>birdenbire</title><content type='html'>bu yıl henüz bitmeden içime azıcık dolan hüznü mü paylaşsam, yoksa yeniyılın neler getireceğine dair heyecanımı mı yazsam? bir başka dünyanın insanıyım ben bu aralar. günlük koşuşturmaları tamamlarken oğlumla ağır çekimde zaman geçirmek istiyorum. skype üzerinden anneannesini ve dedesini tanıyan oğlum evde annemle babamın resmini gösterip "anaaane" ve "dede" diyor, inanılmaz, çok kısa sürelerde aynı mekanı paylaşmışlar, ama teknolojinin de yardımıyla biliyor, tanıyor, seviyor onları, ekrandan cilveler, oyunlar yapıyor onlara. sevinsem mi üzülsem mi şaşırıyorum bazen. bu yılın nasıl geçtiğini anlamadım sanki, ama son aylar yavaşladık, beklemedeyim. sevinçlere ve güzel değişimlere vesile bir yıl diliyorum kendimize, tüm sevdiklerimize ve sevenlerimize. bugün lapa lapa kar yağmaya başladı, hava soğuk ve yerler buzluydu, sanırım her yer sabaha kadar pof pof bembeyaz olacak. oğlumun kar deyişine bayılıyorum, yatmadan önce camdan dışarı bakıp da yağan karı göstererek "kar" diyor, kar yağıyor oğlum, sen çoktan yatağında sımsıcak uyudun, dışarıda usul usul yağan karın sanki incecik düşüşünü duyuyorum, ya da hayal ediyorum var olmayan böylesine ince ve derinden sesi, kar tanelerinin her birinin benzersiz şekli vardır ya onlar gibi duygular yağıyor içime bu aralar, bir o yandan bir bu yana, bakalım derlenip toplandığında nerede buluşacak tüm bu duygular... sabırla beklemek hayatın en büyük erdemlerinden belki de... bilmeden ya da bilerek beklemek, sabırsızlanmadan, beklentilerin arsız titreşimlerinden arınmış, beklentisiz, değişimi duyumsarken sabırla beklemek, varoluşa kendini bırakırken, sorumlu yaşamak, akıllı ve bilge davranmak, korkuyu tavsiye eden cahil bilgelerden uzakta, kendi kuytusunda dingin ve sevgiyle dolu olabilmek, paylaşırken kendini sorumsuz cahillerden sakınabilmek, kırılmanın k'sinden bu yana bir satır arası kalır geriye, ben de bu yağan kar gibi düşer ve erirken zihnimin ara duvarlarında, sırtımın üşüdüğünü hissederim. ayağımın altında kalan battaniyemi istanbul'daki evimızden getirdim, üstünde rahmetli kedim zeus'un tüyleri var halen, üşüdüm, battaniyeme sığındım, aşkımın koyduğu likörümden bir yudum aldım, klavyemden son kelimelerimi tıklarken günün somutluğunda ne çok soyutlamalarla düşündüğümü farkettim yine. zihnimi arındırırken yazayım, yazarken arındırayım isterim, zor, çok zor, filtrelerin dünyasında zor, elimden geldiğince açılıyorum, kapalı kaldığınca kalsın yazdıklarım, paylaşabildiklerim sevincim olsun, oğlumun sevgisi her yanımı ısıtsın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-7707206552454473854?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/7707206552454473854/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=7707206552454473854' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/7707206552454473854'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/7707206552454473854'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2010/12/birdenbire.html' title='birdenbire'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-6710549392664251074</id><published>2010-12-19T22:05:00.000-06:00</published><updated>2010-12-19T22:05:56.633-06:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tatil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşam'/><title type='text'>tatil ve biz</title><content type='html'>aralık ayını ve 2010 yılını, colorado'da geçirdiğimiz kayak tatilimizin tadıyla bitireceğiz anlaşılan. ayın 13'ünde, oğlum tam da 22 aylık olduğu gün yola çıktık, chicago'dan iki saatten fazla süren bir uçak yolculuğunun ardından iki saate yakın bir araba transferi ile dağa çıkılıyor, hava değişiminin vücutlarımıza yaptığı etkiyi sadece yolda değil, kayarken, gece uyurken de hissettik, su ihtiyacı, oksijen darlığı, tüm konfora ve denetime karşın doğanın eşsiz egemenliği... vardığımız gün kayamayacak kadar geç olduğundan salı günü açılışı yaptık. ilk hamlık tedirginliğini atınca, mavi pistlere dalabildim. artık mavi pistlerde kayıyorum, müthiş! siyah pistlerde rahatça kayan eşimin iknası ve birkaç motivasyon hediyesi ile (yeni kayak pantalonum, birkaç şık aksesuar) kendime inandım, dikkatli ama güvenli bir cesaretle bir yerime ziyan getirmeden bu tatili tamamladım! 20'li yaşların başında öğrenip de yıllarca ara verilince, bir de üstüne bir yerime birşey olmasın, çocuğum var diye ket vurduran bir fikirle yola çıkınca iş sarpa sarıyor tek başınayken, aşkım da baktı ki ben yerimde sayacağım, işi ele aldı ve benim şüphelerime rağmen sonunda karar alarak babil'i kayak merkezinin yuvasına 2 gün 2'şer saat bıraktık ki beraber kayalım, oğlum ilk kez yuvaya gitti, yuvadaki ilk gününe dair çizelgesinde yazan sıfatlar: "content, happy, friendly" yani memnun, mutlu, dostane. kamyonlarla oynamış, öğretmeniyle saklambaç oynamış, arkadaşlarıyla el işi yapmış, canım ne uyumlu, tatlı bir kuzusun sen! seyahat etmeyi seven, yeni yerleri keşfetmeye bayılan bebeğim otelden kayak merkezinin eteğine transfer sağlayan gondola binmeye bayıldı, kaldığımız otelden her yere transfer yapan minibüse kaç kere bindi bilemiyorum, yattığı yeri yadırgamaz, gündüz biraz uyuduysa akşam uykusuna dek idare eder, ne varsa yer, yemezse canı çekeni belirtir onu yer, gezer, koşar, etrafına gülücükler saçar, aferin kuzuma, aferin, iyice gezgin oldun sen, seni tutana aşkolsun artık! her seyahatimizde ufkunun ne kadar da genişlediğini görüyorum, mekan değişimi ile kaşif yönünün iyice ortaya çıktığını farkediyorum. babil'i yuvaya bırakınca, eşimle ben, babil'e dönüşümlü bakmak yerine beraber 2 saat boyunca kayabildik, bu bana öyle iyi geldi ki! beraber benim tek başıma girmeyeceğim pistlere girdik, ben yavaşça indim, eşim bana teknik talimatlar da verdi kayışımı düzelteyim diye. babil'in 3 yaşını doldurduktan sonra kesinlikle kayağa başlamasına da kararlıyız, kar ve soğuğu heyecan ve coşkuyla karşılayan oğlumun dağ sporlarına ilgi duyacağına emin olduk artık, hem ailecek yapılabilecek en güzel etkinliklerin başında geliyor, hem de chicago'da uzun ve durağan gelen kış aylarımızı keyifli kılıyor. chicago'ya yakın eyaletlerdeki kayak merkezlerine de gideceğiz, her ne kadar colorado gibi olmasa da üzerinden kayılabilecek bu tepecikler de bu heyecanımı ayakta tutacaktır. familyamızın kayakçı olacağı göz önünde bulundurulursa ve de en geç yaşta öğrenenin de ben olduğum düşünülürse, en çok çabayı benim göstermem gerekiyor! bu kadar kayak heyecanı ifadesi yeterli. oğlum, herşeyden önce senin varlığının tatlı mutluluğu içimizi dolduruyor, baban bazen beni şaşırtan ifadeler kullanır, chicago'ya dönüş uçuşumuz için havaalanına giderken yolda araba koltuğunda uyuyan seni gösterip, "böyle bir adam yoktu daha önce, bak şimdi var" der, ne kadar da hızlı büyüdüğünü düşünürüm, içim titrer. canım yavrum, sevgimizi kalbinde ve tüm varlığında bilecek, hissedeceksin hep, seni olduğun gibi, her halinle sonsuz seviyoruz. yepyeni bir yıla daha girmeden bu yılda bize verdiğin herşey için, varlığın ve eşsiz sıcaklığın için sana teşekkür ederim yavrum. hayatımızın şans kıvılcımısın, değişimin ve dönüşümün sapasağlam bir dengede duran noktacıklarını ince ince boyayan doğal varlığınla benzersiz bir sevginin kaynağısın. hayatı akıllı, cesur, sevgi dolu ve asıl bir duruşla yaşamanın tadını bilirken aşkla yaşayacaksın oğlum, aşkla doğduğun gibi, babil olup da kalbimize dolduğun gibi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-6710549392664251074?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/6710549392664251074/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=6710549392664251074' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/6710549392664251074'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/6710549392664251074'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2010/12/tatil-ve-biz.html' title='tatil ve biz'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-1434784333695025257</id><published>2010-11-27T23:38:00.011-06:00</published><updated>2010-11-28T08:18:28.543-06:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arkadaşlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='annelik delilik sevgi bilgi'/><title type='text'>karışık, hepsi birden...</title><content type='html'>31 Ekim Babil'in babasının doğumgünüydü, bu sene Cadılar Bayramı için oğluma kıyafet almadım, şimdilerde sağlam tercihleri olan bebeğime kendi tercihimle bir kıyafet giydirmek istemedim, zamanı geldiğinde ve kendi de isterse yaparız dedim. Ortalıkta kapı kapı toplanıp delicesine yenen şekeri içim almıyor, giysi kısmına da zamanı gelince karar veririm diye düşünüyorum, hani nutella yer, kinder çukulata yer oğlum, gurme tatları keşfeder de, gereksiz şekerlemelere dalmasa derim. Güzel geçen biz bize doğumgünümüzden sonra Kasım ayına hızla girdik, gerçi Kasım ayı pek hızlı geçmedi, hatta kendi pek bir yavaş ve daraltarak geçmeye niyetliydi ki Chicago'daki altıncı yılımızdan gün alışımızla bizi ziyaret eden arkadaşlarımız oldu. Değişim rüzgarlarının nereden eseceğini kestirmeye çalıştığım şu günlerde, zamanın ağır tiktaklarına kulak verirken peş peşe bu ziyaretler bize ilaç gibi geldi. Arkadaşlarımız Babil'i çok sevdiler, oğlum ne çok yakınsın sen, hemen sokuluveren, kendini sevdirmek bir yana, sevgisini gösteren güzel kalpli, neşeli oğlum benim. Son gecenin sabahında, annesinin babasının arasında değil de daha üç gündür bildiği ama hemen sımsıcak sevdiği dostlarımızla yatak keyfi yapan Babil, sen ne sevecensin kuzum, şaşırıp kalıyorum sana ben, güzel ruhlu, güleç oğlum, bu güzel duyguları hep paylaş kuzum olur mu? Benim evde kaldığım bir günde de beraberce akvaryuma gittiler, bir ara babası arabadan birşey almaya gitmiş, oğlum hiç mi hiç yadırgamadan durmuş onlarla. Bu bize yazın yapmayı umduğumuz baş başa üç beş günlük tatile ümit ışığı oldu, hani annem ve babamla iki hafta kalsa Babil, onlara da alışır, hem belki biz de onu bırakıp bir kısa kaçamak yapabiliriz, hem o zamana daha da büyümüş olacak, belki ben de daha içim cızlamadan oğlumu bırakmayı öğrenirim, ne de olsa gelecek yaz sonunda, yeni dönemle Babil'i haftada iki gün okula başlatacağız, çok iyi olacak, oğlum okullu olacak. Şükran Günü ile basan kış soğuğu gözümüzü korkutmuyor, oğlumun soğukla arası iyi, gezmek, dolaşmak olsun, hiç umrunda değil belli ki. Etrafın çok güzel süslenmeye başlanması ile şehir merkezi sonbahar hüznünden sıyrıldı. Artık yaz bitti diye üzülmüyorum. Field Museum'a, hani şu dinozorlu müzeye bu ay üye olacağım sanırım, bir de şehir merkezi, içi süslenmiş alışveriş merkezlerinde dolaşmalar, biraz alışveriş, bir de müzik dersi derken bu zorlu kış günlerini kolay hale dönüştürebiliriz. Christmas öncesinde bir kayak tatilimiz de var, sanırım yeni yıla girmeden yoğun bir dönem olacak. Oğlum, yaşamın değişimlere gebe olduğu dönemlerde daha hareketli, araştırmacı, dingin bir aktiflikte olmakta fayda var, nelerin değişeceğini, nelerin aynı kalacağını beraber göreceğiz, ama içimde duyumsuyorum ki bu yıl bitmeden bir küçük noktacık koyarız yaşam haritamıza, yepyenini bir rotayla... Sen hep böyle neşeli ve sağlıklı ol, yeter. Konuşkan bebeğim, kendini ifade edişindeki en bayıldığım tavrın, neşeli gururun, hani bildiğini ifade edebildiğinde yüzündeki o gururlu gülüş, müthiş, eşsiz. Bayılıyorum o imalı ifadelerine. Bir de tam söylemekten kaçındıklarını işaret diliyle söylüyor olman da kendine olan güvenini perçinledi, istediklerini, zihninden geçen ve paylaşmayı arzuladığın herşeyi bir şekilde ifade edebiliyor olmak senin de hoşuna gidiyor, dil gelişimini bu neşeli tavır da körüklemiş oldu. Farklı arkadaş ortamlarında İngilizce konuşulduğunda daha gözlemci bir hale büründüğünü görüyorum, bu çok hoş, tamamen farklı bir dil konuşulduğunu anlıyorsun, evde okuduğumuz İngilizce kitaplarla da aşinasın bu dile, hatta bazı favori kitaplarını ben sana okurken kendi dilinde tekrar ediyorsun, beni taklit edecek tatlı sesler çıkarıyorsun, senin tüm bu gelişimine tanıklık etmek müthiş bir duygu. Aklımda bir de en son evdeki bir sohbette somutlaştırararak ifade ettiğim bir notu buraya koymak var. En çok da kendime ve Babil'e bu not, oğlumun babası da bu noktanın altını çokça çizer. Ben kendi bakış açımla farklıca çiziyorum sanırım ama aynı ortak yola çıkıyor ifade... Korku kültürü hakkında... Babil doğduğundan beri sağlık sisteminin içinde ve de kıyısında gözlemlediğim korku bazlı yaklaşımlar. Benim tavrım net, korkular üzerine kurulan her türlü tavır, ister iyileştirmek amaçlı olsun, ister korumak, uçurumlara açılan kapılar haline geliyor. Hastalıktan korku, gelişimin gerisinde kalmaktan korku, az ya da çok, iyi ya da kötü gibi kutuplu bakış açıları kadar korkarak kaçınmak üzerine kurulu yaklaşımlar, eyvah ki ne eyvah! Ben bu ateş çemberinin etrafı saracağı kapıyı açmam artık, bilmeden açıp da tanıklık ettiğim bu kapının koluna elim değse bile beni yakmaz bu ateş, görüp de bildiğim ateşe elimi sokmam ki ben, oğlumun doktorunu 100 kere de ihtiyaç duysam yine değiştiririm, tercih ettiğim bakış açısını ve tavrı bulana dek, o ideal doktoru bulmasam ne olur, belli görevleri dışında yetkisinin ve yapabileceklerinin sınırlarını bildiğim bu doktor denen adam da bir insanoğludur neticesinde, her insan gibi olabildiğince, yapabildiğince varolan... Bir kitapçıktaki maddeleri karşılamadığı için zırt pırt çocuğu test etmeye çalışan doktorları reddediyorum, ebeveynlerin "başarıları"nı kalıplar üzerinden sorgulayan, çocuklarını da bu kalıplar üzerinden algılamalarını dikte eden sistemi sorguluyorum, çocuğa sanki belli metodların ürünüymüş gibi bakan gözlerin her türlü algısını reddediyorum, ebeveynleri ve çocuklarını keşiflerinde özgür kılmak bir yana, korku kültürünün birer kölesi haline getirmeyi iş edinmiş tavırlara kapımı kapatıyorum, bünyede hiç varolmamış korkuları aşılamaya çalışan bu sistemi sarsıyorum, sorguluyorum, proaktif olma kisvesi altında huzursuzluk yaratan her türlü soğuk, sorgulayıcı, iğneleyici, kibirli tavrı silkeliyorum. Sağduyunun peşindeyim, akıllı, sağduyulu yaklaşımların, yoksa korku aşılamayı hedefleyen ve ancak bu şekilde "önlem" alınabileceği sanrısını sayıklayan  yaklaşımların değil. Sağlık kadar, eğitim alanında da bu böyle. Ve korku bana göre çıkmaz bir sokak, hele de ilk kez anne oluyorsan ve herşeyi kendi başına keşfedip öğreniyorsan, hataların da olsa, onlardan öğrenerek ilerleyebilirsin, ama korku ile gireceğin her yol çıkmaz sokak. Belki yaşamın tüm aşamalarında bu böyle. Oğlum bilinç ve güven dolu cesaret duygusu ne güzeldir, güçlü ve de dingindir, coşkusundaki güven seni akıllı atılımlara yöneltir. Canım yavrum, sen bil ve hisset, böylelikle hayatta herşeyin zamanı güzelce gelir, merak etme sakın. Çok daldan dala atlıyorum, aklıma ne yazdıysam burada yazıyorum, kaçırmamak için, notunu almak için, bir gün gelir de yaşamlarımızın değiştiği, güzelleştiği bu dönemi gülümseyerek okursun diye. Koca adam olduğunda hem de... Seni seviyorum, her zaman, sonsuz, bunu da oku, hem de tekrar tekrar oku, olur mu? Annen, dörtmevsim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-1434784333695025257?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/1434784333695025257/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=1434784333695025257' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/1434784333695025257'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/1434784333695025257'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2010/11/karsk-hepsi-birden.html' title='karışık, hepsi birden...'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-2509128129392142483</id><published>2010-10-21T21:15:00.009-05:00</published><updated>2010-10-22T06:23:38.760-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='felsefe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgi'/><title type='text'>zamanin icinden</title><content type='html'>bir gune neler sigar, kac canliyla etki alanlarimiz kesisebilir? farkinda olduklarimiz kadar, farkina varmadiklarimiz da var. eszamanli kac dusuncenin icinde varolabiliriz? dokulebilme olasiligini dusundugum bir bardak icecek yere dokuldugunde sasirmiyorsam eger, o fikri aklimdan  gecirmis olmamin bir anlami var demektir. ya da bana en kotu tavirla cevap veren hic tanimadigim bir kadina sasirmiyor olmam da onu disaridan kodlayabiliyor olmamdandir. kotu olma olasiligiyla beklentilerimi en aza indirgedigim bir haber, haberi veren kisiden kaynakli supheyle yaklastigim bir haber, olabilecek en iyi sekilde cikiyorsa ve ben buna sasirmiyorsam, sebebini bir sekilde biliyor olmamdandir. bunca soyut ifade neden? yasadigim su son gunlerde ince ince gelisen olaylarda yakaladigim detaylar var. tesaduf olmayan bu ince detaylar beni bulmaca cozer gibi bir sonraki detayi gozlemlemeye yoneltiyor. alt katimiza ücüz cocuklari olan bir aile tasinirsa, ardindan ikiz cocuk muhabbeti yaptigim ust komsumun ikiz bebekleri olacagini duyarsam, bunun da hemen ertesi gunu muzik dersinin hocasi ikiz kardeslerinin dogumgununu kutluyorsa ve ben tum bu detaylara sasirmiyor ve de bayiliyorsam bunda ne hikmet vardir? hayatin getirdigi bu essiz dokunuslara hayranim. benzersiz bir ahenk ve renkler butunu... oglum da benim gozlerimle bu detaylari duyumsayabilecek mi? bir gune ne cok farkli enerjinin sigabildigini? bazisi buruk hissettirirken bazisi nasil da neselendirecek ve bu denge nasil da hayranlik uyandirabilecek, bilge bebegim bunu benden cok cok once duyumsayabilecek mi? hayatta bizleri sarsan her titresimin bir dengeleyicisi oluyor sanki, buna inanmak bile bir denge saglayan unsur... bilge bebegim benden cok daha fazla duyumsuyor yasami ve farkli sekillerde ifade ediyor bunlari... yeni ogrendiklerini gururla gosterirken bana, an be an gelisimin varoldugunu gosteriyor yine bana. bense burada oturmus kafamdaki hayvanat bahcesinden sadece tilkiyi cekip cikarip anlatmaya calisiyorum. hani tilki hem kurnaz hem de sevimli ya belki de ondan. oysa ne cok sey var diyecegim, ucundan yakalayip da anlatamadigim... etrafimizda olan hicbirsey bizi bos gecmiyor. birbirimizin hayatlarina dokunuyoruz. bunu bilmek bazen urkutucu, bazen guzel... bazen koca bir gunu yasadigim haftalar oluyor, bazen de ilginc detaylari kovaladigim bir suru minik an. hepsinde oglum var, daha rafine dusunmeye calisiyorum, onun naifliginde ve durulugunda bakmaya calisarak ki bu ne zor... canim oglum, bilge bebegim, o zihninden neler geciyor, nasil anliyorsun dis dunyayi, sana sunulanlari? dilerim zihninin duvarlari simsicak renklerle bezelidir. seni seviyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-2509128129392142483?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/2509128129392142483/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=2509128129392142483' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/2509128129392142483'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/2509128129392142483'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2010/10/zamanin-icinden.html' title='zamanin icinden'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-7395251482391141741</id><published>2010-10-17T12:08:00.004-05:00</published><updated>2010-10-17T12:24:00.959-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uyanis'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zihin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gelisme'/><title type='text'>ruya</title><content type='html'>dun gece cok garip bir ruya gordum, aslinda garip degildi, cok anlamliydi. hani altindan selalelerin aktigi uzun vadileri birlestiren asma kopruler vardir ya ustunden sallana sallana gecilir, saglam olmasa, ya da cok agir yuk binse ustune, parcalanarak dokulebilecek olan turden... iste oyle bir koprunun uzerinden bir universiteli kafile geciyor, iclerinde ben de varim. benim yardim etmekle sorumlu oldugum yaslica bir profesor de yanimda, cok degerli bir bilim adami, hem de dilbilim alaninda. koprunun uzerinden rahatca gidiyoruz. biraz sallana sallana. derken profesorle benim ayagimizin altindaki tahtalar az da olsa korkutucu bir bicimde ayrilmaya basliyor, adam yere kapaklaniyor, sorumluluk duygusuyla karnimin ici kavrulurken adami tutuveriyorum, kendimden daha onemli onun yasami. megersem yanimda cocukluktan bu yana dostum olan Deniz varmis, o beni hemen uyariyor, asma koprunun tutunma kisimlarindaki kirmizi seritleri gorunce meger surunmek gerekiyormus, hemen adami ayrilmamis olan saglam kisma aliyorum. emniyetteyiz. cok ilginc, ben dusmekten korkmuyorum ama adamin dusmesinden korkuyorum, nasil bir durum bu?! sonra yorumladim ruyayi. ruyamda Deniz'in olmasi tesaduf degil, o benim icimdeki uretkenligi, yeteneklerimi animsatmayi amaclayan ve anahtari gosteren, guvendigim kisi, belki de benim icimdeki, kendine inanan ve guvenen ben. hayatini korumakla yukumlu oldugum bilim adami ise iste bu yeteneklere ve uretkenlik arzusuna sahip olan ben. kopruden gecerken en cok ona karsi sorumlu hissediyor olmam da geri plana atilmis oldugunu hissettigim bu ben'i ortaya cikarmam gerektigi meselesi. uzun cumlelerle yine basim dertte. neyse... asil is belki de onu kopruden sag salim karsi tarafa gecirdikten sonra gitmesi gerektigi yere goturmek. esimin oyle ruyayla isi yoktur, hayatimda sezgileri, ongoruleri en kuvvetli olan insan olmasina ragmen, ona bahsetmedim. once Deniz'i aradim ulasamadim, ben de yazayim dedim. Turkce karakter yok yine, bilgisayarim henuz uykusundan uyanamadi, pilini yenileyemedim. mac bilgisayarlara sinir oluyorum, omurleri cok kisa. bu sacma detaydan sonra ruyama geri doneyim. hayatimda 5 senelik uyanislar olmustur, ben bu uyanislara uyanirken etrafimdaki herkes sacmaladigimi dusunurdu, sonra bu uyanislarin safsata olmadigi anlasildi, ama yillar sonra, garip bir modasi da oldu bu felsefi ya da enerji boyutundaki anlamlandirmalarin. ben simdilerde bundan tam 5 sene once yine bir 16 Ekim gunu ilk kez Chicago'ya gelisimi animsiyorum. 90'larin ortasindan 2000'deki degisim, sonra 2005'teki donusum, simdilerde yine bir bes sene sonra icimde olup bitenleri anlamlandirmaya calisiyorum. ruyamdaki bilim adamina sesleniyorum, o bana guveniyor, benim onu koruyacagimi biliyor, o benim uretken, yetenekli yanim, gunluk yasamimdan ayrismiyor ama bana ozel, bana ayrilmis o uretkenlik alanini, ozerkligini onemsiyor. kulak veriyorum sana, anahtar elimde, bilgisiyle. oglum bile bana sesleniyor, 20 aylik muthis varligiyla, olgun, enerjik, bagimsiz, guclu haliyle beni sasirtiyor; sabrimi tuketmeye calistigi en azgin zamanlarinda biraz mizildanip odasinda kalip oynamaya keyifle razi olusu beni gulumsetiyor. odasini cilginca dagitirken ya da tasiyabildigi, surukleyebildigi her turlu esyanin yerini degistirirkenki guclu durusu, insanin gucu yettigince basarabileceklerinin ne kadar enginde bir yerlerde oldugunu sembolize ediyor zihnimde... canim oglum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-7395251482391141741?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/7395251482391141741/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=7395251482391141741' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/7395251482391141741'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/7395251482391141741'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2010/10/ruya.html' title='ruya'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-2102769560939264226</id><published>2010-10-10T21:19:00.003-05:00</published><updated>2010-10-10T21:27:25.715-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ozgurluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='annelik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ailem'/><title type='text'>zihnimden...</title><content type='html'>bilgisayarimin sarjinda bir problem var, buyuk ihtimalle pilinin degismesi gerekiyor, o nedenle cep telefonumdan Turkce karaktersiz yazmaya karar verdim. kisa cumleler olsun bakalim.  sevgilim oyle buyurmuslar. cok uzun ve dolambacli yaziyormusum. haklidir, kendisi de yazar adam, kafam dolambacli bazen ne yapayim. bu aralar evde olup da potansiyel evhamli anne olma durumumu bertaraf etme amacli girisimler pesindeyim ama tembelim. of yine uzun oldu ama geri donup silemeyecegim, beni oldugum gibi kabul et ey bilir kisi! bendeniz  iyi alistim rahata, bes yildir ofisti, patrondu, bilmem ne projesini son tamamlama gunuydu, unuttum gitti. acikcasi hep basima buyruk ama daha az tembel olmaliyim.  kendi kisisel ihtiyaclarim disinda herseye mekik, kendime gelince savsak. itirafname! korku da var mi azicik? kendi dogama uymayan is ortamlarindan muzdarip, basarisiz olmaktan cekinceli... bunca seneden sonra sevgili askim adam bana zaman veriyor, girmem gereken sinava hazirlanmam icin zaman ayiriyor ki kendisi zamani avucunda hissederek verimli calisir, her dakikanin hakkini vere vere isini kaliteli yapar, eh yani daha ne yapsin? bagimsizligimdan  odun vermeden cok istedigim saat bazli esnek isimi yapabilmem icin okula donmem gerekiyor. bense o bahane bu bahane biraz da sinavda batiririm korkusuyla avlayamayacagini dusundugu avin etrafinda kukreyip tislayarak dolanan, gozu korkmus vahsi bir kedi gibi huysuzlaniyorum. gicik bir tipim, dortmevsimlikten terfi bu. oglum Babil buyuyor, haftaya 20 aylik olacak, rahatca buyuyor oglum, peki o ne yapsin daha. sevgilimin isleri boyut degistirmeden, onumuzdeki sene belki daha sonra ikinci cocuk dusunmeye baslamadan evvel son sansim, ama zorlaniyorum. cabalarim ve anlik heveslerim bazen Babil'le ilgili bir konuyla baltalaniveriyor, aslinda bunun da altini kazirsak bahane oldugunu goruruz, hicbirseyi ertelemekten hazzetmeyen ben neler yapiyorum of. bir de aklini yavrulariyla fazla bozan ana tipi olmayacagima gore is bu tembelligi ustumden atmaya kaliyor. bazen de gun oyle bir geciveriyor ki bayiliyorum aksama... kimi gunler hakliyim, kimi gunler haksiz ve tembel... bahanesi yok, ihtiyacim olan da belli.. ozgurlugumu hissederek calisabilmek, onceligimin ailem olacagi bir yasam duzeni... bir de esimin esnekligine ayak uydurabilecek bir ozgurluk alani... Bilmem mumkun mudur bu?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-2102769560939264226?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/2102769560939264226/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=2102769560939264226' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/2102769560939264226'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/2102769560939264226'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2010/10/zinnia.html' title='zihnimden...'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-7064943354140454599</id><published>2010-09-23T14:15:00.022-05:00</published><updated>2010-09-23T20:05:46.962-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='annelik delilik sevgi bilgi'/><title type='text'>bırak büyüsün</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TJuqMYHjxSI/AAAAAAAAAZM/eyLFhA0PXl0/s1600/b%C4%B1rak+buyusun+1.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TJuqMYHjxSI/AAAAAAAAAZM/eyLFhA0PXl0/s200/b%C4%B1rak+buyusun+1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5520192897881982242" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;bir daha anne olmak, yeniden bir çocuk sahibi olmak fikri benliğimi müthiş bir heyecanla sarıyor, kendime dönüp bakıyorum, sonra of diyorum çok zor, nasıl yaparım? yapabilir miyim? yavrusunu korumaya alan aslan yavrusu misali kanat germişken etrafıma ve bazen de haddimi aşmışken, yüreğimin bir sorumluluk heyecanını ve sarmalını yeniden kaldıramayacağını düşünüyorum bazen. bedenimin ve tüm benliğimin uğradığı bu dalga dalga duygu seli daha ne kadar çalkalayabilir içimi ve ben bu akışa bırakabilirim kendimi, nasıl yaparım, bir kere daha yapabilir miyim? diye soruyorum kendi kendime. eşimin sık sık daha geniş ve rahat olmamı söylemesini çok haklı buluyorum da, nasıl yapacağım? parmağı kapıya sıkışan oğlumun çoktan "iyi" olduğuna ikna olamayışımı ancak delilik açıklayabilir. bu sabah saat 6 buçukta step dersine giderken hayal meyal gördüğüm dolunay mı, yoksa sersemletici garip rüzgarla gelen olağan dışı sıcak mı sebep bu satırlara? ben delirmiş olmalıyım! kafamı düşüp kırsam umursamayacağım ama oğlumu bu kadar sarıp sarmalamam delilik mi? dünyaya geldiği andan itibaren kendi bedeni ve ruhuyla istediği gibi yaşayacağını bildiğim bir insanoğlu oğlum nihayetinde, biliyorum ve benim bu varoluşa hiçbir hükmüm yok, olamaz, sorumluluklarımın ötesine geçemem ki zaten... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TJuqUPE50CI/AAAAAAAAAZU/hc8zHrcOtUM/s1600/b%C4%B1rak+buyusun+2.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TJuqUPE50CI/AAAAAAAAAZU/hc8zHrcOtUM/s200/b%C4%B1rak+buyusun+2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5520193032893878306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;bırak adamı, rahat bırak diyor babası, adam oldu benim oğlum, büyüyüp gidecek, gezecek, keşfedecekmiş, şimdiden rahat bırakmaya alış diyor babası, yoksa işimiz iş olurmuş, çok haklı, bırakayım diyorum, bırakıyorum. ama aklım onda, o hep iyi olsun, rahat olsun, delice. kendi anne babamın beni büyütürken nasıl olup da kalplerine bunca sahip çıkabildiklerine, bu deliliği dizginleyebildiklerine şaşıyorum, seneler boyu hep uzun, upuzun mesafeler varken arada... durup durup düşünüyorum, insan cidden de çocukluğuna dönüp bakıyor anne baba olduğunda, neler yaşamış, nasıl yaşamış aklından geçiveriyor bir bir, ben hep güzellikleri anımsıyorum, sanırım tüm yaşanmışlıkları çoktan kucakladığım için, acısı ve tatlısıyla... silinenler, kalanlar, hepsi gerçek nihayetinde, çok yeni kırıklıklar da var, ama ne çok bilgi düşmüş kucağıma diyorum, bazen kendime kızdığım da oluyor, insan doğasının haksız kibrini, insanoğlunun kızgın ve yakıcı bir zavallılıkta hırslı, kinli hallerini unutuveriyorum bazen, ayakta uyuduğum oluyor, görüntülere ya da gerçek olmasını arzuladığım iyi hallere kapılıveriyorum. insan sonsuza dek yavrusunun kokusunu koynunda yaşar, yaşatır, yavrusu her nerede olursa olsun, asla da vazgeçmez ondan, varlığından. bunu biliyorum. daha az deli olmaya çalışacağım. bir daha anne olayım, çok kereler hem de, içime sığmayan bu sevgiyi paylaşmaya hep hazırım ben. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TJuqpX9ZVsI/AAAAAAAAAZc/cXpOeqkHod8/s1600/b%C4%B1rak+buyusun+3.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TJuqpX9ZVsI/AAAAAAAAAZc/cXpOeqkHod8/s200/b%C4%B1rak+buyusun+3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5520193396055561922" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;bıraktım oğlum, istediğin gibi keşfederek büyü. iyi ki baban var insan doğasını benden çok daha iyi keşfetmiş, hissetmiş, sen de bil oğlum, bil ki hayat sana en bilge haliyle açılsın. babil, oğlum, kuzum, kıvırcığım, mavişim. ağacı sev dediğimde nasıl gidip gövdesini seviyorsun ağacın, buna deli olmayayım da neye olayım peki?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-7064943354140454599?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/7064943354140454599/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=7064943354140454599' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/7064943354140454599'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/7064943354140454599'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2010/09/brak-buyusun.html' title='bırak büyüsün'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TJuqMYHjxSI/AAAAAAAAAZM/eyLFhA0PXl0/s72-c/b%C4%B1rak+buyusun+1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-6254396194047788055</id><published>2010-09-16T15:37:00.011-05:00</published><updated>2010-09-16T16:18:22.124-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='günce'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aktivite'/><title type='text'>ne yazsam ne yazsam</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TJKHDaOUhbI/AAAAAAAAAYs/m96DihwMQpQ/s1600/neyazsam.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TJKHDaOUhbI/AAAAAAAAAYs/m96DihwMQpQ/s200/neyazsam.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5517620986131023282" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;yazdıklarımın kalıcılığı olmasını isterken anın ve günlük yaşamın en ince detaylarını da önemser oluyorum, zikredilenin aksine yazacak çok şey var da ben oturup yazamıyorum kuzum. yazın bitmesinden ötürü içime dolan garip hüzün mü, bu yaz olan biten tatlı veya acı herşeyin damağımda bıraktığı buruk tat mı, perşembe günü sabahın altısında gittiğim step dersi mi, Babil'in 19 aylık olması mı, beraber &lt;a href="http://www.merrymusicmakers.net/"&gt;music together&lt;/a&gt; dersine yazılmış olmamızın verdiği mutluluk mu (oğlumun müzik aşkı derinleşecek yaşasın!), yazsam yazarım da bir buruğum işte, oradan buradan, havadan sudan yazasım yok, lay lay lom diyesim yok, pek yok. keyfim yerinde mutluyum, olduğum yerde, hayatımın akışından memnun, birazcık yaz sonu burukluğu bendeki. çocukluğumdan beri yaz sonlarından hazzetmedim, pazar günlerinden sıkıldığım gibi, garip işte. kendi çocukluğumdan anımsadıklarım oluyor sıkça hem de, Babil aramıza geldiğinden beri, çocukluğumun izdüşümleri, belki anne olduğum için, ebeveyn demem kendime, dörtmevsimim ben, Babil'in annesi, oğlumun annesiyim. bu aralar gidesim var bir de, yeni bir yeri keşfedesim var, aralık ayında kayak tatilimiz var iple çektiğim, kışla ilgili en heyecanlı kısım, eşim çok iyi kayıyor, ben idare ediyorum, yeni kayak pantalonum da var bu sene, "hip" görüneceğim, hah! oğlumun seneye yaza okula başlamasına karar verdik, yani iki yaşını doldurduktan sonra, o zamana kadar onunla dolu dolu olacağım, böylesi daha iyi olacak bizim için. şimdiden bir cız ediyor içim, ama onun da dünyası zenginleşecek, her ne kadar şimdi de çok aktivite yaratıyor olsam da okul ortamı bambaşka. hem benim de kendime vaktim daha çok kaldığında işlerimi yoluna koymam daha kolay olacak. değişimlere her zaman açık ol oğlum, tüm coğrafyaların ve zamanın ötesine geçen bir esnekliğin olsun oğlum hep, planladığın yaşam çizginde bu esneklik becerisi sana beklenmedik eşsizlikte gelişmeler sunabilir. tesadüf diye addedilenin de ötesine geçmek, değişimi ve dönüşümü kucaklamak, dengenin tatlı ve düşündürücü ayarını tutturmaya çabalamak, tekrar ediyorum pek çok fikri yazılarımda, sebepsiz değil. sprint atmak hayata, sonra duruvermek, eşsiz manzaranın tadını çıkarırken. esneklik oğlum, esneklik, esneyebildiği yere kadar esnetebilmek hayatı, ucunda taş takılı bir sapan gibi değil, okyanus resiflerindeki yosunlar, mercanlar gibi. aklımda halen Cancun seyahatimizin güzelliği var, yine gitsek o güzel sularda yüzmeye... oğlum ne zamandır trene de binmedik, trenle şehre inelim dedim bugün, şansımıza yağmur yağdı, sonra güneş açtı ama sen geç uyudun, sanırım bu plan da  haftaya kaldı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-6254396194047788055?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/6254396194047788055/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=6254396194047788055' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/6254396194047788055'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/6254396194047788055'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2010/09/ne-yazsam-ne-yazsam.html' title='ne yazsam ne yazsam'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TJKHDaOUhbI/AAAAAAAAAYs/m96DihwMQpQ/s72-c/neyazsam.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-8392241282349294253</id><published>2010-09-07T15:25:00.002-05:00</published><updated>2010-09-07T15:32:50.809-05:00</updated><title type='text'>rüzgar</title><content type='html'>bugün bizim buralarda deli gibi esen rüzgarın vedası var gencecik bir ruha, hissettiğim, paylaştığım o ki, bu rüzgar o gencecik ruhun, bambaşka bir güzellikte duru bir &lt;a href="http://nehir-im.blogspot.com/"&gt;nehir&lt;/a&gt; gibi varolmaya devam ettiğini gösteriyor. sonbaharın yaklaştığını gösteren bu haşin rüzgar, kuruyan yaprakları yere savurduğu gibi, tatlı, sarhoş edici bir serinlik de veriyor. bu dünyada varolurken her an farketmeyi istediğim detaylar var, rüzgarın savurduğu çimler kadar esnek olmayı, tarih öncesi çağlardan kalma erozyona uğramış taşların ağırlığında bir tarihselliği hissedebilmeyi, yeni patlayan tomurcuklar misali narin ve mütevazi, dimdik bir çınar gibi mağrur, açık denizde avlanan bir martı kadar özgür, dökülen kuru yapraklarca varoluşu kabullenebilen, suya susamış toprakların enginliğinde kucak açan, her sene meyve vereceği umuduyla sulanan üzüm bağlarınca cömert olabilmeyi isterim, umut ederim. hayatı olduğu gibi kabullenebilmek insanın içine kor bir acı düştüğünde çok zor olsa gerek. sabır ve yaşam sevgisi o acının dayanılmaz sızısını ne kadar alır, tahayyül etmek zor. paylaştıkça azalır mı, hafifler, yoksa katran karası yakar mı derinden? bilmeden paylaşabilir miyim bu ailenin acısını? sahip olduğumu düşündüğüm herşeyin hiç de öyle kalıcı olmayabileceğini düşünmek anın mutluluğunu bozan bir delilik tavrı mıdır? yoksa şükran ve teşekkür mü bunlar evrene? zamansız diye addettiğimiz her gelişme parçaların bütününde nasıl yer bulur? bunu görebilecek algılayış aslında yine dönüyor dolaşıyor bizi yaşamın akışında varolmaya getiriyor. bunu derken bile saçma buluyorum, rasyonalitenin alamayacağı hangi kaybı ben nasıl kabulleneyim? bir &lt;a href="http://nehir-im.blogspot.com/2010/09/kzlarm.html"&gt;aile fotoğrafı &lt;/a&gt;içini yakarken insanın aynı anda gülümsetiyor da, delicesine, bir ailenin cesaret ve umut dolu mücadelesi, aile olmanın evrensel dokunulmazlığını elimize koyuveriyor. sözler ve ifadeler yarım, bu yazı da yarım, kırık ve dökük, bir o kadar da güçlü, varoluşun sınır tanımazlığı kalbimi ısıtıyor, ben bu pembe ruhun aktığı o başka evreni düşünmeye çalışıyorum, ama rüzgarın sesi beni bu dünyaya çekiyor. ağaçların rüzgara teslim oluşu ve batıya dönen güneş... oğlum halen uyuyor, bense burada zihnimin kıyısından yazıyorum, yazamıyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-8392241282349294253?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/8392241282349294253/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=8392241282349294253' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/8392241282349294253'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/8392241282349294253'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2010/09/ruzgar.html' title='rüzgar'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-3336401673407114316</id><published>2010-08-13T21:29:00.026-05:00</published><updated>2010-08-13T23:04:28.499-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='seyahat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylar'/><title type='text'>18</title><content type='html'>Babil bugün 18 aylık oldu! yine bir 13. cuma günü doğmuştu oğlum bu dünyaya. Küçücük, miniminnacık o bebek büyüdü, koca adam oldu sanki, sabah ilk iş ayakkabılarını kapıya götürüyor, koşmak, dolaşmak, dünyayı keşfetmek için. hiç yönlendirmediğim halde hareket eden herşeye ilgi duyuyor, dil gelişimi bu merakı ile sıçrama yaptı, araba, kamyon, otobüs, uçak, tekne hepsini yerde, yolda, sokakta, gökte takip eder oldu. geçirdiği onca uçak gezisinden sonra ilk kez &lt;a href="http://www.saugatuckboatcruises.com/"&gt;tekneye&lt;/a&gt; bindi oğlum geçenlerde gittiğimiz kısa &lt;a href="http://holland.org/"&gt;tatil&lt;/a&gt; gezisinde.  artık göldeki tekneleri de anlar, gösterir oldu, ne de olsa tadını aldı, suyun üstünde ve hatta içinde olmanın tadına vardı. bir de hayvanlar dünyasının eğlencesine varmaya başladı, kediler ve köpekler kadar, sokakta rastladığımız tüm canlılar, kuşlar, sincaplar, hepsine ilgi ve sevgi gösteriyor. dev gibi bir av köpeğinin suratını yalaması oğlumu kıkır kıkır güldürürken, komşunun sıcaktan bayılmış kedisinin kuyruğuna kafayı takıveriyor, göl kıyısındaki martıların peşinden çığlıklar atıyor, parktaki oyuncakları bırakıp ağacın altında avcı gibi kuşların ve sincapların yere inmesini bekliyor. oğlum, 18 aylık oldun ya bebeklik günlerin sona erdi sanki, seni 18 aydır emziriyorum, daha da devam edeceğiz ama işte ne olduysa oldu, yetişkinliğe yaklaşılan 18 yaş gibi 18 aylık olman da bir milat bende. iki gün önce arabamızın arkasında asılı olan "baby on board" yazısı kırıldı düştü, dün de sen camındaki güneşliğini söktün attın kendin, "anne ben koca adam oldum, dışarıya bakacağım, çek şunu camımdan" der gibi, ben de direnmedim, kabullendim oğlum. herşeyin adını inanılmaz bir hızla öğreniyorsun, çıktığımız seyahatler, şehir içinde yaptığımız tüm etkinlikler, kitaplarla dolu saatlerimizle sanki daha da coşuyor senin bu ilgin... en son ziyaret ettiğimiz bir kasabadaki &lt;a href="http://www.windmillisland.org/"&gt;yeldeğirmeninin&lt;/a&gt; önünde otlayan inekleri ve atları çığlıklar atarak işaret ederken sen, bir kere daha şaşırıyorum ve mutlu oluyorum, oğlum benim gibi yeryüzündeki tüm canlıları sevecek, onların varlığını farkederek ve hissederek yaşayacak diye. sonra düşünüyorum, insan olmanın en güzel yönünü yeniden hissediyorum içimde, insanın kalbi, ruhu ve beyniyle etrafındaki canlıları tanımaya çalışmasının ne kadar müthiş bir ayrıcalık olduğunu. kendisini tanıyan, kendisini anlamaya çalışan insanın bu çabayı ne kadar derinde yaşayabildiğini göreceksin oğlum. zihnini açan, kalbinin kapılarını aralayan, ruhunu derinleştiren tüm deneyimler, canlılar ve varoluş biçimleri seni bulsun yavrum. hayatının bu ilk 18 ayında o minik ellerinle dokunduğun ve keşfettiğin her anlamı, zihnine en mutlu titreşimlerle kaydediyor olmanı umuyorum, bu dokunuşlardaki minik payım da benim mutluluğumdur. iyi ki doğdun oğlum, Babil kuzum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-3336401673407114316?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/3336401673407114316/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=3336401673407114316' title='7 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/3336401673407114316'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/3336401673407114316'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2010/08/18.html' title='18'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-3589656352816526948</id><published>2010-07-27T14:12:00.006-05:00</published><updated>2010-07-27T14:22:15.506-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hasret'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yurtdışı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayret'/><title type='text'>"yurtdışı"nda yaşam</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TE8uOlho--I/AAAAAAAAAW8/6DBC8wXHFPw/s1600/lakeshore3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TE8uOlho--I/AAAAAAAAAW8/6DBC8wXHFPw/s200/lakeshore3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5498664498168921058" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TE8ttXnLa3I/AAAAAAAAAWs/dlYdMYnsrQc/s1600/lakeshore2.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TE8ttXnLa3I/AAAAAAAAAWs/dlYdMYnsrQc/s200/lakeshore2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5498663927498369906" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TE8t0WdvE9I/AAAAAAAAAW0/vwDAjC2RB-o/s1600/lakeshore1.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TE8t0WdvE9I/AAAAAAAAAW0/vwDAjC2RB-o/s200/lakeshore1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5498664047449412562" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;yurtdışında yaşamak, yurdundan uzakta yaşamak, insanın doğduğu ülkeden, köklerinin bulunduğu topraklardan ayrı yaşaması. ben bu deyimi çoğunlukla yadırgıyorum, durumu adlandırmanın ötesinde  tanımlama amaçlı kullanılması beni düşündürüyor. kendi adıma böyle nitelendirilmeyi garipsiyorum. doğduğum ve büyüdüğüm coğrafyadan uzakta, oğlumun doğduğu ve büyümekte olduğu bu ülkeyi evim bilmişken, onca sene yaşamış olduğum ve şimdilerde özlem duyduğum topraklardan uzakta, şu anda bulunduğum coğrafyayı, insanlarını ve yaşam tarzını kucaklıyorum. sınırlarının ve doğduğum ülkeye olan deniz aşırı uzaklığının yanı sıra bu ülkeyi oluşturan herşeyi anlamaya, özümsemeye çalışıyorum, her durumu, olguyu ve duyguyu anlamaya çabalıyorum. yurtdışında nasıl yaşanıyor, genel bir tanımlama yapmak çok zor. insan bulunduğu yeri ve bu yerdeki konumunu algılayışı üzerinden hayatına devam ediyor. Kimisi kendisini hep yabancı duyumsarken gurbet duygusuyla çevresini gözlemliyor. kimisi ayak uydurmaya çalışırken özlem ve dönme arzusu ile anı kaçırıyor. ben kendimi ve de kimseyi önce yazdığım tanımlar üzerinden kategorilere koymayı istemem ancak bulunduğum her koşula ayak uydurmanın da ötesinde bulunduğum coğrafyanın ve insanlarının içinde, arasında, aidiyet duygusu ile varolmayı severim, gönülden sarılır, sever, mutlu olmayı başarırım, içimde neşe duymadığım bir gün geçsin istemem. zorlukları da var olmaz mı? senede bir seferlik buluşmalar, gözden ırak gönülden ırak bahaneli düşkırıklıklarına göğüs germeler, zaman farkının üstesinden gelerek deniz aşırı anı paylaşma başarısı, yeni dostluklar, eski dostluklar, seyahatler, keşifler, yeni ve eskinin zıtlık ilişkisini bertaraf edip şimdiyi ve değişimi kucaklayış, dönüşümü en derinde duyumsama. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok komik detaylar var en başında, güneşin daha farklı parladığına inanma, tek bir basit zımbırtıyı alacağım diye markette 500 saat bakınma, telefonu açan  adamın yayvan aksanını anlayana kadar göbek çatlatma gibi abuk sekanslar var işin içinde. sonra bunların hepsi hikaye oluyor tabii. konfor sağlayan modern hayatın çeşitlilik girdabında farkındalıkla seçmeyi ve doğru tercihler yapmayı da öğreniyorsun, hele de çocuğun olduğunda sağlık sigortanı doğru kullanmayı öğrenmekten tut, her türlü sistem içine girme maddesini ince ince deşip, didikleyip kavrıyorsun. araştırmacı kişilik, kurnaz akıl, bilgi ve bilinç, üstüne bir de seni tembellikten koruyan, her işi kendin öğrenip yapman için seni güvenle ortaya atıveren bir kocan varsa işin ehli oluveriyorsun birden. kayak tatilinde herkesin sarışın ve mavi gözlü olduğu ortamda manidar bir biçimde "where are you from?" sorusuna gülümseyerek "from Chicago" deyiveriyorsun, ha ardından aksanını ve tipini kategorilerle buluşturacak bir açıklama getirip soruyu soran elemanı rahatlatman gerekebiliyor tabii ama yani kime ne ben buralıyım diyorsun! dışarıdan çok steril görünen ve konforlarıyla kalıp kafaları cezbeden bu yaşamın hoşluğu ancak iyi ve yaşanılır koşulların getireceği akıllı adaptasyonla, hatta bunun da ötesinde, aidiyet duygusunun özde duyumsanması ile ortaya çıkıyor kanımca. yoksa istanbul'un taşı toprağı altın misali gelindiğinde üstüne konulacak yeri belli bir yurtdışı masalına inanmak gerçekçi olmaz. dünyanın her yerinde olacağı gibi, yurtiçinde veya dışında koşullara ve konuma bağlı olduğu kadar kişinin yapısal özelliklerine de bağlı olarak varoluş biçimi ve yaşam tarzı şekilleniyor. yurtdışındaki deneyimde belirleyici olan özlem, gurbet gibi olguların getirdiği sızıdar duyguların altında anı kaçırmamak, hatta bu duyguları bertaraf edecek, sorumlu ve olumlu iletişim platformları oluşturmak, aileyle ve tüm sevdiklerle iletişimi sağlamlaştırmak, kopmak isteyene de yolunda mutluluklar dilemek, yaşama güzellikler katacak detayları ve girişimleri yakalayabilmek... insanın kalbini acıtan kopuşlar da oluyor, ayrılık demem çünkü ayrılık çift taraflı olur, bu tür kopuşlar genellikle mesafeden kaynaklı olmuyor, bazen faydalı da olabiliyor, insanın doğasındaki zaafları anlamak açısından, acıttığı can da bir şekilde uf olan yerini ovuşturup hayatındaki mutluluklara sarılıp yaşamaya devam edebiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TE8uswl-cGI/AAAAAAAAAXU/Ypk-8o-PxIM/s1600/fieldmuseum2.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TE8uswl-cGI/AAAAAAAAAXU/Ypk-8o-PxIM/s200/fieldmuseum2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5498665016535969890" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;dörtmevsim yurtdışında yaşamıyor, dörtmevsim evinde yaşıyor, nereye giderse gitsin evinde biliyor kendisini, eşi ve çocuğuyla iken... benim yerim mutlu olduğum yer, sevdiklerim ve sevenlerim yanımda, içimde, kalbimde, tüm mevsimleri yanımda, içimde taşıdığım gibi yaşarım, her anımda umut ve neşe...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-3589656352816526948?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/3589656352816526948/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=3589656352816526948' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/3589656352816526948'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/3589656352816526948'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2010/07/yurtdsnda-yasam.html' title='&quot;yurtdışı&quot;nda yaşam'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TE8uOlho--I/AAAAAAAAAW8/6DBC8wXHFPw/s72-c/lakeshore3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-8378491609973256678</id><published>2010-07-16T22:26:00.043-05:00</published><updated>2010-07-17T07:25:28.385-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaz günleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mektup'/><title type='text'>en tatlı yaz sıcağı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TEGgF8d4wXI/AAAAAAAAAVE/R9YELvm4FfY/s1600/turkuaz.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TEGgF8d4wXI/AAAAAAAAAVE/R9YELvm4FfY/s200/turkuaz.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5494849044359987570" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TEGgOOwUtxI/AAAAAAAAAVM/LDZ78DYa5zA/s1600/kumsalda.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TEGgOOwUtxI/AAAAAAAAAVM/LDZ78DYa5zA/s200/kumsalda.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5494849186708109074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Babil oğlum yaz keyfimize diyecek yok, ne güzel de doya doya tadını çıkarıyoruz bu yaz günlerinin, kimi zaman senin hızına yetişmek için yorgun düşüyorsam da, babanın ısrarlarına yenik düşerek yeniden spora başladım. yaz günü salona gidip haftada iki veya üç gün spor yapıyorum. yorgunluktan bitap düştüğüm bir günde bile gidiyorum ve ilginçtir çıkışında daha bir dinç ve enerjik duyumsuyorum kendimi. dörtmevsimim ben, Babil'in annesiyim. büyük harflere bir paragraflık paydos yine. oğluma dört elle sarılır, onu sever, kollarım; fakat amatör ruhlu bir anneyim ben. hata yaparım, hata yapmaktan utanıp sıkılmam, hatalarımdan öğrenirim, hep derim ya oğlumdan öğrenir, oğlumla öğrenirim. kendimi tekrar etmekten ürkmem, denerim, araştırır, bulurum, yeniliklere ve bilgiye açığım. herkesin, ana, baba, bebeler, bir lokantada, yuvarlak masa etrafında her yaştan çolukla çocukla oturup sessiz sessiz yemek yediği, oyuncaksız, oyunsuz en abuk model bir doğumgünü partisinde çıldırıp, coşup ne oturmayı ne de brokoli yemeyi aklından geçirmeyen, deli gibi dolanıp keşfe çıkmaya çalışan, yerinde durmayıp, sabitlenmesi için müdahele edileceğini anladığı anda çığlığı basan azgın tatlı oğlanın annesiyim ben. bu çaresiz amatör anneye yardım etmek isterken profesyonelce burun titreten, bilek kırıp, dirsek büküp ağız buruşturan tüm annelerin, bu maşuk varlıkların aşıkıyım. dörtmevsim benim adım, amatör ruhlu bir anneyim desem ne anlama gelir, kulağa nasıl çalınır? denerim, bilir unutur yeniden bulur, dalar, coşar, çocuklar gibi şen oynar, oğlumun mis kokusuna sarılır güpegündüz uyuklarım ne var bunda? kendi keyfimce seçer özenir eğlenir öyle oyunlar oynarım oğlumla. anne olduğumu unutur anın keyfine dalarım ben... Babil'in annesi dörtmevsimim ben...&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TEGgU57TbtI/AAAAAAAAAVU/RO2XHHYG7Tg/s1600/chichen-itza.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TEGgU57TbtI/AAAAAAAAAVU/RO2XHHYG7Tg/s200/chichen-itza.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5494849301376102098" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TEGgcV51EsI/AAAAAAAAAVc/DNslIHc4KaU/s1600/kurukafalar.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TEGgcV51EsI/AAAAAAAAAVc/DNslIHc4KaU/s200/kurukafalar.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5494849429145195202" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hayatımın en tatlı 17 ayı seninle doldu oğlum. Türkiye'den dönüşümüzün ardından beş günlük müthiş Cancun-Meksika tatilimiz oldu. Farkediyorum ki her tatilde, gezdiğin her yeni antik şehirde, yeni coğrafyada ve doğada inanılmaz gelişiyorsun, açılıyor, çoşuyorsun oğlum, dünyayı algılayışının gelişimini ve açılımını hayranlıkla izliyorum.  Club Med'in altını üstüne getirirken merdivenlerden delicesine inip çıkmanın tadına vardın, senin kadar ve senin hızınla merdiven inip çıksam çok yararını göreceğim ama şimdilik peşinde koşmakla yetiniyorum. Su kuşu oğlum, annen gibi çok minik yaşta yüzeceksin ve yüzmeyi çok seveceksin belli. Hayatımca gördüğüm en güzel kıyılardan birisi, incecik kum, müthiş tatlı sıcak iklim, okyanustan gelen buğulu ve büyülü bir kokuda esinti, eşsiz renkteki o berrak turkuaz su. Her türlü değişime, iklime ve mekana kolayca adapte olan, hatta ayak uydurmanın ötesine geçip işi değişimin kendisinden haz almaya vardıran gezgin ruhlu bebeğim. Baban, sen ve ben araba kiralayıp Maya harabelerini gezdiğimiz o gün dedim ki biz her yere, her iklim ve koşulda gideriz! Oğlum insanoğlunun neler yapabileceğinin, nasıl yaşayabileceğinin sınırlarını ancak kendi zihni belirler. Bu sınırları genişlettikçe evrenselliğe dokunabilir, tüm can yakan kırılma noktalarına rağmen kalıcılığı ve ölümsüzlüğü yaşamında var edebilirsin oğlum. &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TEGghdHC3eI/AAAAAAAAAVk/Q2eFkHJh3Eg/s1600/havaalaninda+cosku.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TEGghdHC3eI/AAAAAAAAAVk/Q2eFkHJh3Eg/s200/havaalaninda+cosku.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5494849516979019234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hayatımın en güzel beş senesi babanla ve seninle doldu Babil oğlum. Bundan beş sene önce bir 14 Temmuz günü evlendik biz babanla. Oğlum, babanla nice beş senelere dileyelim, çok süper bir tip baban, ilk günkünden de çok beğeniyorum, seviyorum onu. Her zaman yaptığın gibi babanın o çok sevdiğim burnuna bir French kiss kondur oldu mu oğlum, şöyle en ıslak ve ısırıklısından. Gün gelecek senin de o aynı babana benzeyen topçuk burnuna aşkla öpücükler konduracaklar. Canım yavrum, tüm yaşamın sevgi ve aşk dolu olsun. Seni seviyorum. Annen dörtmevsim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-8378491609973256678?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/8378491609973256678/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=8378491609973256678' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/8378491609973256678'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/8378491609973256678'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2010/07/en-tatl-yaz-scag.html' title='en tatlı yaz sıcağı'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TEGgF8d4wXI/AAAAAAAAAVE/R9YELvm4FfY/s72-c/turkuaz.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-137704189076986391</id><published>2010-06-12T23:20:00.003-05:00</published><updated>2010-06-12T23:34:52.066-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mutluluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tatil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='heyecan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='keyif'/><title type='text'>mayıs</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TBRYMvcJKqI/AAAAAAAAAR8/qqpHPqFPvMk/s1600/mayis.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TBRYMvcJKqI/AAAAAAAAAR8/qqpHPqFPvMk/s200/mayis.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5482103622332918434" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Mayıs ayı: Dünyanın her yerinde keyifle yaşanan, insanın içini ısıtan güzel ay. Türkiye seyahatimizin getirdiği çılgın hız bir kere daha sayılı günlerin, bir aya yakın da olsa kıpkısacık olduğunu kanıtladı. Zaman hızlıca akarken, oğlum Babil'in, ülkesine ilk kez adım attığı, sevgiyle yoğurulduğu, sevgiyle geçirilmiş eşsiz güzel bir ayı tamamlamışız, ailelerimize, dostlarımıza doyamadan, geride göremediğimiz pek çok sevenimizi, sevdiğimizi de bırakarak geri dönmüşüz, hem de Amerika'ya döneli on gün olmuş bile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlu yaşamına tanıklık edecek, yaşamını paylaşacağı bir can yoldaşı arar, evliliğin tırnak işaretli anlamlarından birisi de bu olsa gerek: İnsan sevdiği kişi ile tarihselliğinin haritasını aşkla çizer, yaşam haritasını ince ince dokur, yaşamının her anına tanıklık edecek bir eşi vardır artık, eş, eşit, aşk, aşık... Çocuğu olduğunda, aile olmanın getirdiği mutluluğu ve yavrusuna duyduğu aşkı, ailesiyle, en yakın dostlarıyla paylaşmak ister insan. Bu aşkı paylaşanın, bu aşka tanıklık edenin kalbinde içten sevgi olsun ister. Kavgalardan, olumsuz duygulardan uzak, yavrusunu kem gözlerden sakınırken, en sıcak paylaşımların olduğu yerlerde bulunmak ister insan. Mayıs ayı öyle bir aydı bizim için. En güzel anıları ile zihnimize kazınarak geldi ve geçti, Mayıs, tatlı Mayıs... Hayatımızın bu bal günlerinde, oğlumun ülkesine ilk kez adım attığı bu seyahat bizim için unutulmazdı. Babil'in kan çekermiş misali ilk kez yüz yüze gördüğü anneanne ve dedesine olan sıcaklığı inanılmazdı. En son Babil'e hamileyken gördüğüm annemle babamı kucağımda onbeş aylık yavrumla ilk kez karşılamak çok güzeldi. Babamı ilk gördüğü anda babamın kucağına kuruldu, abartısız ilk gördüğü anda kucağına çıkıp inmek istemedi, evin içinde dolanıp durdular, vapur gezisine çıkmış gibi. Babamın müthiş yumurta ayarından ben de nasibimi aldım: Aylardır yumurtanın ayarlayamadığım kıvamından ötürü omlet dışında rafadan ya da katı yumurta yemeyen bebeğim, dedesinin usulünce kayısı tarzı yapılmış yumurta muamelesini bir güzel lüpletti. Yaşını çoktan doldurmuş olan bebeğime hafif rafadan yumurta verebilirmişim de ayakta uyuyormuşum yahu! Oğlum büyümüş de benim haberim yokmuş! Detaylar, ince ince detaylar, zihnimize kazıyalım hepsini... Annemin bizim gelişimize özel müthiş sistemli hazırlıkları kadar kendi öz varlığı da oğlumun şaşırtıcı adaptasyon hızına birer açıklama getirmiş oldu. Şöyle ki; Babil'in mama sandalyesi yok, e masada sandalyeye oturur yer, koca adam olmuş meğer. Babil'in etrafı korumalı yatağı yok, e büyük adam yatağında yatar, yere düşmezmiş, büyümüş de yüksek yataktan kendisi aşağı inermiş. Babil'in bütün oyuncakları Amerika'daymış, aman sen de derdin o olsun, oyuncak kreasyonunun bir kısmı Amerika'ya bile getirildi, geride bırakmaya kıyamadık. Bana bu Mayıs ayı çok iyi geldi. Tatilim Mayıs ayıymış meğer. Sabah Babil uyanır, ilk iş anneannenin yanına gider. Uzun uzun banyo yapabilmenin keyfine nasıl varılırmış aylardan sonra hakkını vere vere anımsar insan. Anne (anneanne) elinden çıkan yemeğin tadı damaklarda kalır, saatlerdir yan gelip yatmış olmaktan zerre kadar rahatsız olunmaz, ne de olsa anne (anneanne) herşeyi düşünür (yemek, çamaşır, alışveriş listesi gibi). Anne oluşumun hiç tanımadık bir başka keyfi Babil'in anneannesi ile tatil yapmaktaymış meğer. Nesiller arasındaki bağın tınısı eşsiz, çocukların kulağına da çalınıyor, inanılmaz bir durum bu, altını çizmeden geçemiyorum. Aile oluşumuza, Babil'in varlığına duyduğumuz aşka tanıklık eden ailelerimize ve tüm dostlarımıza teşekkür edelim oğlum... Teşekkürler... Yukarıda paylaştığım resim de İstanbul'daki evimizin balkonunda Babil'in Lilü Teyzesi tarafından çekilmiş olup o mutlu buluşmalardan birisinde yakalanmıştır; sembolik açılımına gelince, Babil'in varlığının herşeyin önüne geçmesi, tüm sohbetlerin odak noktası oluşu, herşeyin geride flu kalışının resmidir bu. Bekar, evli, çocuklu, çocuksuz farketmez, yan yana gelindiğinde tüm yavrulara deli olunur. Uzun aradan sonra ve hatta yıllar sonra yapılan tüm buluşmalarda yaşanan &lt;a href="http://pembebirbulut.blogspot.com/2010/05/bu-step-team.html"&gt;budur&lt;/a&gt;. Buraya sığdıramadığım resimler, tatlı anlar, sohbetler, söylediğim sayısız sevinçli merhaba kadar sızısı içime çöken hoşçakallar... Seneye buluşmak üzere diyelim oğlum biz en iyisi mi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mayıs ayının getirdiği bir başka mutluluk da eşimin &lt;a href="http://www.amazon.com/Muslim-Reformers-Iran-Turkey-Moderation/dp/0292721978/ref=sr_1_3?ie=UTF8&amp;s=books&amp;qid=1276401393&amp;sr=8-3"&gt;kitabı&lt;/a&gt;. Kelimelerinin tınısını, kelimelere verdiği anlamları, evrenin işleyişini kavrayışını ve yorumlayışını, beyninin işleyiş biçimini ve kalbini sevdiğim insan, hayatıma ve tüm varlığıma sonsuza dek tanıklık edecek olmasından mutluluk duyduğum güzel ruh, Babil'imin babası. Kitabını tüm kalbimle ve sevincimle kutluyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-137704189076986391?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/137704189076986391/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=137704189076986391' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/137704189076986391'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/137704189076986391'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2010/06/mays.html' title='mayıs'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TBRYMvcJKqI/AAAAAAAAAR8/qqpHPqFPvMk/s72-c/mayis.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-983250175940382446</id><published>2010-05-05T21:28:00.001-05:00</published><updated>2010-05-05T21:28:32.294-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adımlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='heyecan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yolculuk'/><title type='text'>özgür adımlar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S-IoNqnpAVI/AAAAAAAAANs/QTxVEUe6CqQ/s1600/ozgur+adimlar.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S-IoNqnpAVI/AAAAAAAAANs/QTxVEUe6CqQ/s200/ozgur+adimlar.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5467977112825168210" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Babil kucakta durmaz, yerinde durmaz, arabasında hareket halinde olmadıkça hiç durmaz, sırtüstü yatırırsın, söylenir, homur homu homurdanır, yüzüstü döner ve ancak öyle uykuya dalar, beraber okuyalım dediğin kitabı elinden alır, sen okurken o sayfaları çevirir, sen okurken sayfaları da kontrol edeyim dersen kitap faslından vazgeçer, bezini değiştirelim der demez ortadan kaybolur, ne de olsa üç dakika feragat edecektir bağımsız hareket etme keyfinden, kapılar kapanırsa açmak için zorlar, açıksa kapatıverir, kapalı dolapları zorlar, kolayca açılanlara ilgi duymaz, masmavi durur, dalar, düşünür, kim bilir neler geçer o güzel kafasından, öpücük vermek, sarılmak için kucağa gelir, sonra vazgeçer, yere inmek ister, mis kokusunu içime çekeyim, şap şup deli gibi öpeyim derken hop elimden kayıverir, yataktan aşağı atlar, acıkınca koltuğunu çekiştirir, çıkmak ister, yemek yiyoruz deyip de koltuğuna koyunca aşağı inmek ister, yemek vakti boynundaki önlüğü fırlatır atar, ağzına getirilen kaşığı elinin tersiyle iter, Babil neler düşünür, nasıl yaşar, ne çok sevilir, sever, canım oğlum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Mayıs günü son bir aydır devam eden bağımsız yürüme çalışmaları bir cesaret tamamlandı, beş, sonra on adım derken, salonda boylu boyunca yürümeye başlayınca bu adam yürüyor yahu dedik şaşırdık, bir gün önce elinden tuttuğumuzda söylene söylene yürüyen adam, ertesi günü gururla ve keyifle kendi başına evin içinde arz-ı endam ediyor, meğer mesele kendi başına inisiyatif alıp da yürümeye karar vermesiymiş, özgür ruhlu bebeğim, başına buyruk kuzum, herşey istediğin gibi olsun, hayatın tam da senin istediğin haliyle mutluluk da peşi sıra aşk dolu olsun, attığın tüm adımlarda böyle gurur ve keyif olsun hep...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapımızın önüne bavullarımız konmak üzere, içi dolacak boş bavullar açılıyor bu akşam, uzun yol var önümüzde ve ardından da Mayıs ayı boyunca hızla geçecek bir Türkiye ziyareti, yolcu yolunda gerek, dönüşte kim bilir ne çok yazacak sızı, duygu, sevinç ve özlem olacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-983250175940382446?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/983250175940382446/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=983250175940382446' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/983250175940382446'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/983250175940382446'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2010/05/ozgur-admlar.html' title='özgür adımlar'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S-IoNqnpAVI/AAAAAAAAANs/QTxVEUe6CqQ/s72-c/ozgur+adimlar.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-9019879369422359237</id><published>2010-04-26T07:39:00.001-05:00</published><updated>2010-04-26T07:39:24.868-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğumgünü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='annelik'/><title type='text'>yeni yaşım</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S9NQjWG3FtI/AAAAAAAAANM/El-Dn4hB7zw/s1600/yeni+yasim.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 134px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S9NQjWG3FtI/AAAAAAAAANM/El-Dn4hB7zw/s200/yeni+yasim.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5463799341090543314" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bundan tam 34 sene önce doğmuşum ben, beklenenden çok erken gelmeye karar vermişim, annemle babamı tam da bir 23 Nisan günü şaşırtmışım, dünyaya minicik bir bedende gelişim ise çektirdiğim ağrılarla günler sürmüş, tıpkı bugün gibi bir pazartesi günü 26 Nisan günü doğmuşum ben. Seneler sonra doğum günümde oğlumun doğumunu kutluyorum. Onunla yeniden doğduğum için mi yoksa onun varlığımdan doğmasına duyduğum mutluluktan mı tam ayırt edemiyorum, ikisi de belki... Dolan yaşım 34, yeni yaşım 35'ten gün alıyorum, ne keyif! Bugün diğer günlerden farklı mı? Bugün daha mı derinden duyumsamalıyım öz varlığımı? Oğlumu daha fazla mı öpmeli, eşime daha sıkı mı sarılmalıyım? Hakkında ne yazacağımı bilemediğim bir günü yaşıyorum, doğduğum o anı hatırlasam, hatırlayabilsem belki daha farklı kutlardım bugünü. O ilk an, ilk nefes, ilk sarılış, ilk dokunuş... Belki de bu nedenle  doğumgünüm oğlumun doğumu ile bütünleşiyor, benim ilk kez dünyaya gelişim gibi o da ilk kez kucağıma geldi bu dünyaya, benim ilk kez içim titreyerek yavruma dokunduğum gibi annem de bana dokunmuş bundan seneler önce... Babil oğlum, senin dünyaya gelişinle tüm varlığım bambaşka bir anlam buldu, seninle sevginin ve mutluluğun binbir halini yaşıyorum. İyi ki doğdun oğlum, iyi ki doğdum ben de seni tanımak, seni sevmek için!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-9019879369422359237?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/9019879369422359237/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=9019879369422359237' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/9019879369422359237'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/9019879369422359237'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2010/04/yeni-yasm.html' title='yeni yaşım'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S9NQjWG3FtI/AAAAAAAAANM/El-Dn4hB7zw/s72-c/yeni+yasim.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-185476283977643470</id><published>2010-04-22T20:09:00.002-05:00</published><updated>2010-04-22T20:15:04.114-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anayurt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='seyahat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='heyecan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gelişim'/><title type='text'>gitmeden önce</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S9CJHEv-m3I/AAAAAAAAANE/PXJ-ILYCizw/s1600/gitmeden+once.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 134px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S9CJHEv-m3I/AAAAAAAAANE/PXJ-ILYCizw/s200/gitmeden+once.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5463017102627478386" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yıllardır hiç nezle olmayan ben şifayı kaptım bir haftadır, neyse ki çabukça geçiriyorum sayılır, her ne kadar evdeki jetgil performansımın düşmesinden yakınanlar olsa da, neyse işte tam geçiyor Babil'e bulaşmadı derken bulaştırmışım meğer. Emzirmenin getirdikleri ile sanırım onunki hafif geçiyor. Günlerdir yazmak için zaman kolluyorum, ya yazma motivasyonumun eksikliğinden, ya son nezle günlerimden, bir şekilde yazamadım. İçimde Türkiye'ye gideceğimiz için garip bir his var, herşey çok sanal geliyor, sürreel bir şekilde gideceğiz ve haftalar hızla akacak, ışınlanıp geri dönmüşüz gibi Amerika'da geri bulacağız kendimizi sanki. Nedense yol hiçbir zaman gözümde büyümüyor, taşınmaya, taşımaya o kadar alışmışım ki yıllar boyu hazırlanmak bir gün, bilemedin çocukla iki gün benim için. Zaman denen hızla akan bu kavramı elimde cıvanın bir türlü yakalanamayışı gibi tutmaya çalışıyorum. Sanırım sevdiklerimizi, bizi özlemle bekleyenleri daha uzun görebilmek için zamanın boynuna yapışacağız hızla bir yerlere kaçmasın diye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babil oğlum, sen ondört aylık bir canavar oldun çoktan, girmedik delik, karıştırmadık alan bırakmadığın gibi, konuşkan bir adam olacağını da kanıtladın. İstediğin herşeyi ifade ediyorsun, hem de çok belirgin bir biçimde. Her yere tutunarak ileriyorsun hala, anlaşılan annen gibi geç yürüyeceksin. Tek elinden tuttuğumuzda ya da oyuncağını iterek rahatça, emin ve gururlu adımlarla yürüyorsun, hem de ne keyifle! Hatta geçen gün ayakta dururken iki adım attığını ve hemen sonra yere oturduğunu gördüm de ne oluyoruz dedim! Yavrum, biliyorum, istediğin zaman, hazır olduğunu hissettiğinde kendi adımlarını atacaksın. Zaten o zaman sana nasıl yetişeceğim bilemiyorum. Sabah uyanır uyanmaz ev içinde kısa bir yürüyüşle ısınma turundan sonra hemen kitaplığına gidiyorsun, rutin halen aynı, değişmedi. Kahvaltımızı hazırlarken ben, sen kitaplığındaki kitapları, hem de hepsini aşağıya indiriyorsun, sayfalarını çevirirken kitaplarının kimi zaman kıkırdıyorsun, bayılıyorum. Genelde kahvaltımızdan sonra beraber kitap okuyoruz, bazen de kitap keyfine öğleden sonraları da ekleniyor. Günde tek uykun kesinleşti çoktandır, onbir, onbir buçuk gibi uyuyorsun, daha erken uyandığın için daha erkene çekildi. Uzun uyuman için büyük uğraşlar veriyorum, bazen oluyor, bazen tutmuyor. Açıkçası tek uyku işimizi daha kolay kılıyor, böylelikle gün çok kereler bölünmüyor. Sana verdiğimiz kısa komutları da uygulayışın var ki bayılıyorum, topu at dediğimde topu bana atman gibi, ya da babanı öp dediğimde babanın burnunu öpmen gibi, öpmekle yalamak arası bir sevgi paylaşımı bu, inanılmaz tatlı. Artık sınırların var olduğu bu evreni de algılar oldun, hayır kelimesinin tınısı kulaklarına yerleşti çoktan. Söylenen hayır sözcüklerinin sayısını azaltmak için elimden geldiğince ortalığı derledim, topladım, tehlikesiz hale getirdim ama senin yaratıcılığın sınır tanımıyor tabii. Her an dikkat etmek gerekiyor. Salıncakta uzun uzun sallanmaya bayılıyorsun, hatta parkta başka alanları deneyelim deyip seni indirmeye kalktığımda baskın kişiliğini ortaya koyuyorsun, inmeyi reddediyorsun. Sen koca bir adam oldun artık, yaşından büyük de bakıyorsun bazen şaşırıyorum nedir bu canlı, babanın sana hep sorduğu gibi, nereden geldin sen? Bu tatlılık nereden geliyor? Baskın kişiliğin sofrada da ortaya çıkıyor. Herşeyi kendin yemek istiyorsun, yemek seçmeye çoktan başladık bile. Günde üç öğün sofrada oturup yemeğini yersen yiyorsun, reddettiğin öğünleri ya ara öğünlerle ya da bir sonraki ana öğünde takviye etmeye çalışıyoruz. Böylece sofra dışında peşinden koşmuyorum. Yemek tarifleri üretmekte kendimi aştım. İçine sebze rendeleri konan kekler mi, iki ince dilim tost ekmeği arasına sürülerek kamufle edilen sebzeleri, peynirleri ve daha birçok lezzeti sandöviç kisvesi ile küçük parçalar halinde yutturmak mı? Bazı akşam koca adam gibi biftek parçaları yerken bazı günler sadece süt emip meyveyle yoğurt yemek istiyorsun. Herşeyi senin tercihine, tokluk hissine bırakmaktan başka çare yok zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahar en sevdiğim mevsim, geldi geliyor derken yine soğuyor hava, ama yine de güzel şu anda. Evimizin camına bakan ağaçlar çoktan yeşillendi. Bütün sokaklar binbir çeşit çiçeklerle donandı, bu şehre özel lalelerin varlığı ise beni ayrıca mutlu ediyor, her renk lale en alelade sokakta bile bahçeleri süslüyor. Seninle baharı simgeleyen tüm bu güzellikleri paylaşıyoruz, herşeyin ismini söylüyorum. Bir evden çıkan kediyi yanımıza çağırıyorum kedi görsün oğlum diye. Zaten kedi denen canlı benim kediseverliğimi hissedip hemen damlıyor yanımıza. Here kitty kitty, gel pisi pisi... Bana ileride ısrar etsen belki bu sevgime yenik düşer yeniden bir kedi alırım evimize gibi geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 Mayıs'ta yola çıkıyoruz, o zamana kadar ve Türkiye'deyken ne kadar yazabilirim, hatta yazabilir miyim bilemiyorum, ama döndüğümde yazacak çok şeyler olacağına eminim. Dedeler, nineler görülecek, sarılıp sevinilecek, gözyaşları akacak. Arkadaşlar ile buluşulacak, şaşkınlıklar, sevinçler, duygu dolu anlar yaşanacak. Bavul açılacak, bavul kapanacak, telefon çalacak, telefon kapanacak, uçaklar kalkacak, uçaklar inecek, çok güzel geçecek diye umuyorum, oğlum bambaşka bir ülkeyi daha görecek, babasıyla annesinin doğduğu bu ülkeyi çok sevecek, evi bilecek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-185476283977643470?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/185476283977643470/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=185476283977643470' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/185476283977643470'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/185476283977643470'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2010/04/gitmeden-once.html' title='gitmeden önce'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S9CJHEv-m3I/AAAAAAAAANE/PXJ-ILYCizw/s72-c/gitmeden+once.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-6036093680544781636</id><published>2010-04-10T22:12:00.022-05:00</published><updated>2010-04-11T08:42:32.827-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='neşe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şarkı'/><title type='text'>bahar neşesi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S8HNO0n9OqI/AAAAAAAAALQ/riPKG0Z5sTs/s1600/baharnesesi.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 134px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S8HNO0n9OqI/AAAAAAAAALQ/riPKG0Z5sTs/s200/baharnesesi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5458869877877848738" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Alouette, gentille Alouette&lt;br /&gt;Alouette, je te plumerai&lt;br /&gt;Je te plumerai la tête&lt;br /&gt;(Je te plumerai la tête)&lt;br /&gt;Et la tête&lt;br /&gt;(Et la tête)&lt;br /&gt;Alouette&lt;br /&gt;(Alouette)&lt;br /&gt;O-o-o-oh....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçükken öğrenilenler unutulmuyor, bilenler bilir, bu şarkıyı küçükken okulda öğrenmiştim, şimdilerde aldığım bir Fransızca çocuk şarkıları CD'sinde var, harika sesimle Babil'e söylüyorum bugünlerde. Tarlakuşu diye mi çevrilir bilmem ama bu kuşun tüylerini yolarken, başı, burnu (gagası), kanadı (kolu), boynu, her neresi varsa adı, yeri söylenir, böylelikle tüm vücuttaki elementlerin adı öğrenilir, olan kuşa olur ama müziği ve söylemesi çok keyifli olan bu şarkı ile pek bir eğlenilir! Ben kendimi mi eğlendiriyorum, Babil'i mi bilmiyorum artık, içimde ne cevherler varmış Babilciğim, ortaya çıkıyor hepsi! Bunun yanında daha başka şarkılar da var söylediğimiz, danslar ettiğimiz, ama bu yolunan kuşun durumu içime dert oldu paylaşmak istedim! Bir de son günlerde "itsy bitsy spider" adındaki şarkıyı işaret dilini de kullanarak söylüyoruz, hani örümcek su oluğunun içinden binanın tepesine tırmanmak ister, artık evi mi orada, derdi ne bilmem, foş yağmur boşanır oluk içinden, örümceği dışarı atar, birden güneş çıkar, tüm yağan yağmur kurur, örümcek yenilen pehlivan güreşe doymaz misali tekrar oluktan tırmanmaya koyulur. Fış fış kayıkçı, uç uç böceği melodilerine çokdilli eklemeler yapalım dedik. Hayatı küçük detaylar, tatlı melodiler hoş kılıyor oğlum, baharın ılık neşesinin de etkisi olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra daha sık yazayım oğlum, en azından Nisan ayı boyunca; uzun yazarım derken ve de ertelerken haftalar geçti. Hem Mayıs ayında da pek yazamam hani oradan oraya giderken, Türkiye'de olacağız ya, o nedenle... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni seviyorum ben yine, her zaman ve her an. Bugün hava çok güzeldi, baharın mis ılık kokusu tenine karıştı, o ensenden esen rüzgarın tatlı kokusu burnumdan gitmiyor. Güzel uyu meleğim, sabaha kokunu içime çekerim yine...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-6036093680544781636?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/6036093680544781636/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=6036093680544781636' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/6036093680544781636'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/6036093680544781636'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2010/04/bahar-nesesi.html' title='bahar neşesi'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S8HNO0n9OqI/AAAAAAAAALQ/riPKG0Z5sTs/s72-c/baharnesesi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-5175120419967813068</id><published>2010-03-22T06:50:00.005-05:00</published><updated>2010-03-23T06:23:21.151-05:00</updated><title type='text'>düşünce</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S6dlh32tfCI/AAAAAAAAAKg/Z-6ab2yLeVo/s1600-h/dusunce.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 190px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S6dlh32tfCI/AAAAAAAAAKg/Z-6ab2yLeVo/s200/dusunce.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5451437506558786594" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;bugün ölümü düşündüm, seksen yaşında yaşamını tamamlamak üzere olan bir bilge dedenin edasıyla değil belki ama yaşamımın bu en güzel sıcağında ölümü düşündüm, aldığım her nefesi hissederek, günlük yaşamın akışında kaybolan her nefesi duyumsamak istedim, anı yakalamak istedim, yaşam kadar ölümü de düşünmek istedim, varoluşun bir parçası ve gerçeği olan ölümü, ölümden sonra da varolduğumuzu düşünmek istedim, ölümden sonra varolurken bu dünyada dokunduğum herşeyde güzel bir izim olsun isterim, daha fazla ne yapabilirim, sımsıcak bir dokunuş olmak için onu düşündüm, kendi mikro evrenimin dışında makroda neler yapabilirim, hareketlenmek istedim, sonra durdum miniminnacık anı duyumsamak istedim, oğlumla bir nefeslik anı, bir insanın yaşamına dokunurken bıraktığım izleri düşünmek isterim, suç mahalindeki suçlunun izleri değil ressamın şaheser tablosundaki vuruşları olmak ister insan değil mi? yavrusunun yaşamına dokunmak, bilgisini paylaşmaya çalışırken yavrusundan öğrenmek ister anne. yaşamımızdaki her varlık bize ne çok şey sunar, tüm bu varlıkların  yaşamlarımızdaki izleri hayatlarımıza dokunuşlarını nasıl algıladığımıza bağlıdır bir yerde. nasıl düşünürsek öyle anlarız, nasıl görmek istersek öyle bakar algılarız bir yerde. Babil senden ne çok öğreniyorum, ne çok öğreniyoruz birlikte oğlum. içi dolu, neyse ki çoktan soğumuş (babanın hiç sevmediği şekilde içilmeden terkedilmiş) koca bir bardak çayı sehpanın kenarında unuttuğumu farketmeme kalmadan minik ellerinle aşağıya aldın bardağı, neden sonuç ilişkisinin kanıtı, bardak önünde neyse ki sadece iki ayrı büyük parçaya ayrılır, her yer çay olur, bana bakıyorsun, kocaman mavi gözlerinle bana bakıyorsun, ne oldu diye, ben sakin seni alıyorum çaya batan bedeninden seni kavrayıp üstünü başını temizliyoruz, sakin ama şaşkınım, olay mahalinden ayrısın sen, oyuncakların yanında, etrafı temizlemem uzun sürüyor, sonra durup düşünüyorum, ya koca bir çığlık atsaydım, ağlardın belki bebeğim, sana sonra anlattım olanı biteni, bebeğim söyledim sana neden sonuç ilişkisini ama anladın mı bilmem, anneciğim daha dikkatli ol bundan sonra, ben öğreniyorum, daha yeniyim bu karmaşık evrende dedin bana, haklısın daha dikkatli olurum bebeğim, ben mükemmel değilim, doğru davranmak isterim sadece, en fazla da kendimce, beni asla mükemmel sanma, bizden değil bizimle öğren, bizim seni olduğun gibi sevdiğimizi bilmeni isterim oğlum, bir anda kırılan bir büyük bardaktır, çay yerden silinir, izi kalmaz, kırık bardak parçalarıyla varolur, en önemlisi izi bilgisidir, sen bil oğlum, hayatta her dokunuşunun bir sonucu olur,  aslolan bu yaşamda iz birakmaktır, en değerli haliyle... anadilin öyle güzel bir dildir ki pek çok nesneyi karşılayan iki ayrı kelime vardır bu dilde. yaşam ve hayat gibi iki ayrı sözcük. kimi zaman hayatlarımıza örülen kelimelerdir, söylenenler, ifade edilenler unutulmaz. bazen de seni o geçmiş ana götüren bir kokudur, bir sestir bebeğim. hep yaşamın farkında ol ki tüm bu algılayış biçimleriyle zihnin hep uyanık olsun, anı hisset, anı duyumsa. bugün yaşam gibi ölümü düşündüm. seni dinliyorum, seni daha iyi anlamak için her nefesimi hissederek alıyorum bebeğim, hatalarım olursa bil ki tüm çabalarım ruhumun ve kalbimin derinliklerinden gelir, hatalarım da sana yol gosterir, bil ki ben de hatalarımdan öğrenirim. birbirimizin başarılarılarını da kalpten kutlayalım yavrum, ne iyi ettin oğlum, ne iyi yaptın annem... Babil oğlum, bu dünyadaki tüm karşıtlıklar birbirini tamamlayan varoluş dengeleridir, tüm bu sözde zıtlıklar günlük yaşamlarımızın birer ifadesi, aslında birbiriyle uyumlu koca bir bütünün resmedilişi. oğlum annen birazcık da delidir, düşünür, hisseder, kendi kendine konuşur bazen, kalpten anlarız biz oğlum birbirimizi. yaşamında bırakacağın tüm izlerde anlamlı derinlikler olsun bilge bebeğim, yolun hep aydınlık olsun. kaç bin kere desem yetmez, tüm varlığımla seni seviyorum yavrum. annen dörtmevsim. Babil'in annesi dörtmevsim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-5175120419967813068?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/5175120419967813068/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=5175120419967813068' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/5175120419967813068'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/5175120419967813068'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2010/03/dusunce.html' title='düşünce'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S6dlh32tfCI/AAAAAAAAAKg/Z-6ab2yLeVo/s72-c/dusunce.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-2516415994249811098</id><published>2010-03-20T22:18:00.001-05:00</published><updated>2010-03-21T06:45:59.144-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevsimler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anadili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gelişim'/><title type='text'>baharı beklerken</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S6WPz8SbfbI/AAAAAAAAAKQ/8FiAFmEWq3k/s1600-h/bahari+beklerken.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S6WPz8SbfbI/AAAAAAAAAKQ/8FiAFmEWq3k/s200/bahari+beklerken.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5450921046521380274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Baharı bekleyen kumrular gibiyiz bugünlerde... Dünkü sımsıcak hava bizi parklara, göl kıyısına taşırken bugün kar yağıyor. En çok üzüldüğüm de şaşırtıcı 20 derecelik sıcaklığın keyfiyle tomurcuklanan ağaçların, hemen ertesinde yağan kar ile tir tir titremeleri... Chicago'nun baharı böyle işte, bir gün tişörtle gez, gezintilere dal, ertesi günü eve tıkıl! Bu kadar havadan sudan yeter, ama gerçekten de baharı bekliyoruz oğlumla, hatta yazı, 7 Mayıs'tan Haziran başına kadar kalacağımız Türkiye seyahatimizden sonra, tüm yazı mümkün olduğunca keyifli ve hareketli geçirelim istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mart'ın ikinci haftasında Boston'daydık, eşimin işleri için yaptığımız bu tür seyahatler bizim için çok keyifli oluyor. Babil doğduğu günden beri hep kendi yatağında uyudu, biz öyle alıştırdık, tatil zamanlarında ortamı yadırgadığından uyku sorunu olmasın diye yanımızda yatırıyoruz, zaten ayrı yatak gelirse orada yatmak istemiyor, eh bizim de canımıza minnet tabii. Tüm gün gezme, tozma, eğlence, keyif. Ben tüm hazırlıkları bir yana ailecek seyahati çok seviyorum, yoruluyorum ama keyfi bir başka oluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babil uzunca bir süredir ayağa kalkıp eşyalara tutunarak dolanıyor artık. Ellerinden tuttuğumuzda yürüyor, henüz kendi kendine yürümüyor, bakalım Türkiye'ye gidene kadar yürür mü? İştahı iyice değişti, herşeyi kendi kendine yemek istemesi bir yana herşeyi gün be gün seçer oldu. Bir gün koca kase brokoli yer, üç gün sonra yüz buruşturur. Bir gün balık yer, koca porsiyonu lop lop ağzına atar, ertesi hafta balıklar yerleri duvarları süsler. Çok alem! Yemekleri yerlere atmaya başladığı anda ve de tüm seçenekler tükendiğinde hemen koltuğundan alıyorum, yemek faslını bitiriyorum. Bir gün sabah da öğlen de direnmişti yememek için, akşama öyle bir acıkmıştı ki herşeyi silip süpürmüştü, bu da zaten asla kendisini açlıktan bayıltmayacağına dair kanıt oldu bana! Çoktandır sofradan biz ne yersek onu veriyoruz, bu sayede biz de az tuzlu yer olduk. Ben zaten deniz tuzu kullanıyorum, rafine tuzlardan çok daha doğal. Bir de tuz yerine "kelp" adı verilen iyot içeren bir tür deniz yosununun baharat gibi unufak edilmiş şeklini kullanmayı da tavsiye ederim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitaplarına bayılıyorsun oğlum, raftan hepsini yere indirip, sayfalarını çevirerek uzun uzun bakıyorsun, sana kitap okuduğumuzda ilgi dolu dinliyor, yazıları, resimleri inceliyor, bir sonraki sayfayı heyecanla çeviriyorsun. Canım oğlum, gündüz bazen bir saatlik ama genelde bir buçuk iki saatlik tek uyku uyuyorsun artık, gece de on iki saatlik uykun var, gündüzleri tek uyku uyuman bizim de gündüz programlarımızı rahatlattı, öğle uykunun öncesinde ve akşamüstü iki ayrı plan yapabiliyoruz artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seninle uzun uzun sohbetler ediyoruz, bana cevaplar veriyorsun, belli başlı komutlarımı da anlar oldun. Mesela topu atmanı istediğimde bana atıyorsun, ya da yapmanı istemediğim bir çok muzipliği de anlar oldun. Amerikan işaret dilini de kullanıyoruz, kelime dağarcığını genişletmene seninle yaptığımız uzun sohbetler kadar bu dilin de faydası oluyor sanırım, her kelimenin, anlamlar evreninde ve somut dünyada karşılığı var, bunu anladın bile sen! İlk önce öğrendiğin su kelimesi oldu, işaretini yaparak su dediğim anda hemen bardağını arıyor, sürahiye bakıyorsun, su nereden geliyor biliyorsun. Daha tutarlı bir şekilde ve kelime dağarcığını genişleterek devam etmek istiyorum, bilimsel olarak da çocuklardaki dil gelişimine faydaları olan bir çaba bu, bir de konuşmanın geliştiği dönemde çocukların kendilerini ifade etmede yaşadıkları zorlukların gerginliğe dönüşmesini engelliyor bir yerde, istedikleri neyse söyleyip işaret ediyorlar, düşünülenin aksine konuşma tembelliği yaratmıyor, aksine kelime dağarcığını genişletirken düşünceyi ifadeye çevirmeye teşvik ediyor, daha az tembel ve tutarlı olmalıyım bu konuda. Ama tabii sana tutarlı bir şekilde işaretleri yapmam için benim de öğrenmem gerekti. Su, yemek, ekmek, top, kitap, üzüm, tavşan, kedi, köpek, balık, uyku, banyo, elma, anne, baba, kız, oğlan, bebek, biraz daha, bitti, gel, muz, araba, uçak, ördek, kuş... kullandığımız işaretler arasında şimdilik aklıma gelenler. Özellikle kitap okurken bu işaretleri de kullanıyoruz, ifadelerimiz daha da eğlenceli hale geldi! Kitaba bakıyorsun, kelimenin yazılışına, kelimenin temsil ettiği resme, bir yandan da benim yaptığım işarete, söylediğim söze, ardından bir sonraki kelime için heyecanla sayfayı çeviriyorsun. Gün be gün algılayış biçimlerini gözlemlemek çok keyifli bebeğim!  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saatlerce salıncakta sallanıp çılgın kahkahalar atan Babil'im, banyoda buruşana kadar keyif çatıp hiç çıkmak istemeyen mis kokulum, tüm dolapları açıp karıştıran, mutfağın altını üstüne getiren meraklı minnoşum, topu bize oynamak için atan o güzel ellerini öpe öpe deli oluyorum, seni sevmenin tadına doyamıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-2516415994249811098?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/2516415994249811098/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=2516415994249811098' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/2516415994249811098'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/2516415994249811098'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2010/03/bahar-beklerken.html' title='baharı beklerken'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S6WPz8SbfbI/AAAAAAAAAKQ/8FiAFmEWq3k/s72-c/bahari+beklerken.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-2168285978022851279</id><published>2010-03-03T14:37:00.008-06:00</published><updated>2010-03-05T22:17:23.169-06:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevsimler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='annelik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kararlar'/><title type='text'>rüya ve gerçek</title><content type='html'>yeniden döndüm bir soluk kelimelerime. bir kere daha fırsat bu fırsat ne yazacağımı bilmeden oturdum başına klavyemin. kuralsız ve de kararsız yazacağım kime ne. benim adım dörtmevsim ne de olsa. bugünlerde bahar sarıyor her yanımı. bu sabah altı buçukta spor salonuna giderken, evin sessizliğini tatlı tatlı bozan kuş seslerini duydum, habercisiydi baharın yolda olduğunun... her ne kadar chicago'ya bahar çok geç ve de çok kısa gelse de mart ayından sonra yüzümüzü ısıtır sanırım. sabah spora gittim, bir ara yerde eşlenerek çalıştığımız mekik ve sağa sola yumruk alıştırması (hani boksörlerin yaptığı gibi) beni güldürdü. kondisyonum belki o deli gençlik yıllarımdaki gibi olmayacak ama dilimden döküldü kelimeler: her ne kadar yumruklarımla olmasa da hayatı yumrukladığım dönemler olmuştur, ama şimdi hayatım ne güzel! antrenör gülümsedi, belki anlamadan, belki anlayarak, bense kan ter içinde (bu deyime bayılırım) dersi yedi buçuğa doğru tamamlamanın hazzıyla eve geldim. günler daha erken ağarıp daha geç kararıyor, ne büyük haz! nisan ayının 26'sında 34 yaşımı dolduracağım,vay be dedirtir. ben 30'larımı çok sevdim, 20'lerim bitmeden aşkımı tuttum, ensesinden bırakmamacasına yakaladım (29). 30'larımın tadı bambaşka, Babil var oğlum, kalbim, ruhum... eşim aşkım ile oğlumun sevgisi öz varlığımı derinleştirdi. herşey ne güzel, çok şükür dedirtir! Babil'in ilk yaşının dolmasıyla varoluşumuzun bir başka taşı da yerleşti renkli duvarlarımız arasına... senin de yeni yaşın dolacak anne, yeni yıla çoktan girdik, bak ben de daha bağımsızım, hatta çılgın miniş bir canlıyım, ufak ufak sen de sıyrıl artık kabuğundan, çekinme, burası yeni keşifler diyarı, iş mi, okul mu bak artık ne yapacaksan, kuşlar bile fısıldıyor değişimin sesini, bak babam da destekliyor seni, daha ne yapsın adam, sen kalıplarından sıyrılmadın mı hala yoksa? burada her yaşta herkes yeni uğraşlara ve alanlara dalabiliyor, yetiştirildiğin ortamın kalıplarından, seni yargıladığını düşündüğün, varlığı meçhul hayalet gölgelerden sıyrıl, sıyrılmadın mı hala yoksa? biliyorum, mutlusun benim burada doğmama ama yine biliyorum bir yanınla delice istiyorsun aidiyet duygumun yelpazesini tüm dünyaya yaymayı... benim annem ve babam siz oldukça benden başka ne beklenir ki? daha bebe yaşımda neler gördü gözlerim, neler duydu kalbim? anne ben büyüyorum, sen kendine odaklan azıcık da, ben nasılsa böyle sevgiyle güzelce büyüyeceğim, beni dert etme sen, vaktini kendine de ayır biraz, hem o zaman daha kaliteli geçiririz arta kalan zamanı, sen daha mutlu olursun çünkü... anne sen benim kalbimdesin, ben senin kalbinim, biz birbirimizi en derinde duyumsarız, yan yana ya da bazı zamanlar ayrı olsak da, beni her an bağrına basmak istersin ama nasılsa zamanı gelince ben istemeyeceğim şimdiki gibi mıncıklanmayı, sen o zaman ne yapacaksın? bak bunları düşün, anne tam zamanı, sen dörtmevsimsin, bahar senin zamanın... derken dönüyorum şimdiye, bilge bebeğim benim adıma beynimde konuştun sen, belki de ben bunları söylemeni istiyorum bana. böylelikle rahatça sana arkamı dönüp gidebileyim, okula, işe, her ne varsa sevebileceğim, ama kalbim, ruhum, beynim hep sana dönük, seninle, senin için, seninim bilge bebeğim... tarifi zor, anne olan mı bilir bu duyguyu, her anım senin olsun isteyişim çılgınlık mı? gözlerimden yaşlar akar oldu olur olmaz zamanlarda, bir dostumun sesini yıllar sonra telefonda duyduğum andaki gibi, onun da hissettiği gibi... ya da bazı akşamlar, tüm günün yorgunluğuyla erkenden baygın düşüp uyumaktan bazen babana yeterince ilgi gösterememiş olmanın tatsız hali etrafımı sardı, sonra bir banyo kendime getirdi beni, ya da babanın hediyesi parfümün kokusu, ya da çok sevdiğim bir yemeği pişirip seninle ve babanla paylaşmak içimi canlandırdı. güneşin tatlı ışığı, bu sabahki gibi kuşların haberci sesleri. çıplak kış ağaçlarına bakıyorum, bir tomurcuk arıyorum, tomurcuğun beynimdeki karşılığı yeni projeler için yeni adımlar olsa gerek. oğlum, bugün büyük harfler yok içimde, herşeyi küçük adımlarla almak isterim, çünkü ancak öyle annen zaman planı yapabiliyor, büyük adımlar atmaya kalkınca zamanın gerçekliğini kaybediyorum, akıllı minik adımlar atalım mı bebeğim? söz sen ve baban benim en öncemsiniz, bakalım bahar neler getirecek, ya da ben bahara neler getireceğim bebeğim, küçük adımlar ve kararlarla... baban bazen zorlar beni, karar verir gibi olup vazgeçmeme ya da o fikri rafa kaldırmama canı sıkılır, haklı gerekçesi dahi olsa sıkıcı bir durum olsa gerek, sabır küpü olsa çatlar hani... dün gece rüyamda öleceğimi öğrendiğimi gördüm, üç gün içinde öleceğimi biliyormuşum, sevenlerimi, dostlarımı bulmak istiyorum, yakınımda olanlar da ölecekmiş, ondan herkes kaçıyormuş benden, bir yalnızlık duygusu, garip sıkıntı, bir uyandım ki gerçeğime, ne çok sevindim, ailemleyim, eşim, oğlum Babil var, mutluyum, sağlıklıyım, ne güzel, dünyayı arşınlarım ben, vay canına dedim, kuş sesleriyle spora gittim, yeniden dirildim, baharın habercisiyim ben. yeniden doğuşun mevsimiyim bugün, doğumgünümün mevsimiyim. sen uyurken şimdi satırlarıma döktüm dörtmevsimin zihnindekileri, en azından bir kısmını, bir tutamını... bir tek Babil'in ismi büyük harfle başlasın, sevgimin işareti, oğlumun tatlı silueti, her anımın mis nefesi, canım yavrum, sıcağım, bahar tazeliğim, tomurcuğum, oyuncu kuzum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-2168285978022851279?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/2168285978022851279/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=2168285978022851279' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/2168285978022851279'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/2168285978022851279'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2010/03/ruya-ve-gercek.html' title='rüya ve gerçek'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-8151696487183388197</id><published>2010-02-17T13:42:00.006-06:00</published><updated>2010-02-17T13:48:14.539-06:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilk yaşgünü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='annelik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gelişim'/><title type='text'>ilk yaş</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S3qjlrzl0II/AAAAAAAAAJ4/yxC8V8N79SM/s1600-h/ilkyas.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 101px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S3qjlrzl0II/AAAAAAAAAJ4/yxC8V8N79SM/s200/ilkyas.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5438839367812894850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Oğlumun ilk yaşı doldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Şubat gecesi, tam bir yıl önce hastaneye yattığım aynı tarihli geceyi anımsamanın ötesine geçti hissettiklerim. Kendi deneyimimi, tüm yaşadıklarımı, kendim bir başkasıymışım gibi gözlemledim sanki... Dörtmevsim'i düşündüm tüm gece boyunca, heyecanlandım onun için, her anını, yavrusunu uzun bir hamilelik ve zorlu bir doğum macerasından sonra kucağına almasının mutluluğunu hissettim, onun adına mutlu oldum, heyecanlandım, Dörtmevsim için duygulandım. Aynanın arkasından kendimi izledim, Dörtmevsim'e ve yavrusu Babil'e hayranlıkla baktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dostlarımız, çocukları, hediyeleri ve tüm içtenlikleriyle oğlumun doğumgünü olan 13 Şubat Cumartesi günü evimize geldiler. Ailelerimiz, Babil'den uzakta ilk yaşımızı kutluyorlarken tatlı bir burukluk yaşıyorlardı, ama yanımızdalardı, biliyordum. Uzaktaki dostlarımızın, tıpkı yavrumun doğumunda olduğu gibi ilk yaşımızı da kalpten kutladıklarını, mutluluğumuzu en derinde duyumsadıklarını biliyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ziyafet bolluğunda hazırladığım yemekler, sade ve neşeli süslemeler, yavrularımızın çılgınca hareketliliği, dostların içten kutlamaları, yavrumun kucağımda bir yaşını doldurmuş varlığı, beni en nihayet bir sene sonrasına, bugüne taşıdı. Dörtmevsime sarıldım, ona teşekkür ettim, tüm gücü ve sağduyusuyla bu yavruyu sağlık ve sevgiyle dünyaya getirdiği için ona teşekkür ettim. Bebeğimin ilk yaşını kutladım, anneliğimin yeni yaşına girişimin şerefine bir kadeh şampanya bile içtim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mavi göz ve kumral saç farkına rağmen babasının adeta kopyası olan Babil bir yaşında. Bir yıl boyunca tüm varlığıyla oğluma sevgisini akıtan babamızı da kutlayalım Babil oğlum! Tüm yaşananların kimi zaman duygusallık boyutunun göklere eriştiği evrenimde, ayakları yere basan, sevgisini dopdolu yaşadığı kadar, sezgileri ve gerçekçiliği ile yolumuzu sağlam kılan babana sarılalım, ona teşekkür edelim oğlum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk yaşın için kendi el yazımla ayrıca büyüdüğünde okuman için bir mektup daha yazacağım, hani eski usül, aklım başıma bir gelsin, öyle, babana da söyledim, o da yazar umarım, hani inadı tutar da ben kalıcı başka bir sürpriz bulurum, aynısını yapmam derse bilemem tabii. Her ne olursa olsun, sen, büyüdüğün her an sevgimizle donanıyor, içten dışa her yanında sana olan sonsuz bağımızı duyumsuyorsun, biliyorum. Sanırım en kalıcı olan da senin ruhuna, kalbine ve karakterine işleyecek olan bu sevgidir yavrum. Seni aklımın da alamadığı bir derinde seviyorum oğlum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yeni yaşın bu yaşın gibi sana yepyeni deneyimler ve keşifler getirecek. O güzel kafanın içinde sana sunduğumuz bu dünyayı nasıl gözlemliyorsun, nasıl tanıyorsun kestirmeye çalışıyorum. Gözlerine baktığımda bize olan sevgini ve bağını anlayabiliyorum. Senin yanındakı varlığımızla duyduğun güven, bize sarılışın içimizi yakıyor bebeğim. Seni binlerce kere öpüyoruz ve senin de yanağımıza bir öpücük konduracağın günün hayaliyle yaşıyoruz, haydi Babil, elini çabuk tut oğlum, şu öpücük işini bir an evvel öğren! Çapkın bakışların, çılgın kahkahaların da yetmiyor değil hani!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aralar açıp kapama oyunlarında yaratıcılıktan yana sınır tanımıyorsun. Özel ilgi alanın kapılar, elin bir yerlere sıkışmasın diye dikkat etsem de evdeki kapı bolluğundan yana seni zaptetmek zor, kapıyı kapatıp kıkırdıyorsun, kapıyı açıp kıkırdıyorsun, müthiş bir şeker durum bu! Çok hareketlisin, ellerinden tutup seni yürüttüğümde adımlar atmayı sever oldun. Bakalım ne zaman ayağa kalkacaksın, anlaşılan bir süre daha çılgınca emekleyip keyfine bakmaya devam edeceksin. Bu aralar iştahın ağız tadına uyan tarifler bulmamla yerine geldi, bu güzel. Artık sofradan da yemekler tadabileceksin bebeğim. Ufak ufak başlayacağız, tuzdan ve acılıdan uzak ama hafif baharatlı olabilir bu yeni tatlar. Mesela dün iki adet İzmir köfteyi mideye kemire kemire indirdin! Kaşığına yemek doldurduğumda ve çatalına bir lokma taktığımda da ağzına götürüp yiyorsun. Onun dışında önüne sevdiğin ne varsa koyduğumuzda silip süpürüyorsun o minnoş parmaklarınla. Bugün mesela doğranmış bir adet portakal yedin, o minicik midende nereye gidiyor bu yediklerin merak ediyorum! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aralar uzun süre tek birşeye odaklanmak istemiyorsun, çok hareketlisin, kitaplar okuyoruz, belli kitapları çok seviyorsun, mesela "Leo Le Chat Comes to Play" adlı çift dilli (İngilizce ve Fransızca) kitaptaki kediyi gördüğün anda gülümseyip kediye geliyorsun, sonuna kadar keyifle dinlediğin kitaplardan birisi bu. Odanda kendi başına oynamayı seviyorsun, tabii bizi arada görüp varlığımızdan emin olmak şartıyla. Bugünlerde bir müzik dersine yazılmak amacıyla deneme derslerine gidiyoruz, bu ay birkaç tanesini deniyoruz. Seçenekler ülkesi Amerika'daki bu zengin evrende senin zevkine göre ve benim gözlemlerime dayanarak karar vereceğiz bebeğim. Bir de 7 Mayıs'taki Türkiye seyahatimize göre ayarlamamız gerekiyor tarihleri de. Canım bebeğim, seninle geçirdiğimiz günler keyifle dopdolu. Senin de bir yaşının dolmasıyla ben de kendimi farklı bir anlamda tamamlanmış, ilk sınavımı vermiş hissediyorum. Ben de yeni başlangıçlar döneminin kapısını böylelikle aralıyorum sanki...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bebeğim, tüm yaşlarını neşe ve yaşama sevinci ile karşıla, her anını keyifle duyumsa, hayattaki en önemli erdemlerden birisi de anın farkındalığı ile yaşamak olsa gerek. Bilge bebeğim, yaşamdan öğrendiklerin ve yaşama kattıklarınla, sevgi dolu bir varoluşla nefes al, tarihselliğini yazarken zihninin duvarlarına, yaşamın farklılıklarını kucakla, hayatın tesadüf diye adlandırılan, ancak hiç de tesadüf olmayan anlamlı tüm ince detaylarını ve getirdiği tatlı sürprizleri gözlemlerken yaşamına ve kararlarına sahip çık, hayatın akışında bir çınar gibi güçlü dururken, ince bir sazlık gibi esen rüzgara da bükülmeyi bil. Bu düşündüklerim kendime de hep fısıldadıklarımdır, senin bana öğrettiklerinin yanında bu sözler ne ki? Büyüdüğünde ve sen de baba olduğunda dediklerimi daha iyi anlayacaksın. Hayat sana hep güzel yüzünü çevirsin, mutlulukla dolu olsun tüm anların. İlk yaşın kutlu olsun Babil! Annen olduğum için çok şanslıyım, her günümüzü sevinçle karşılıyorum ve yaşıyorum. Seni hayal edebileceğinin de ötesinde bir enginde seviyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-8151696487183388197?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/8151696487183388197/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=8151696487183388197' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/8151696487183388197'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/8151696487183388197'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2010/02/ilk-yas.html' title='ilk yaş'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S3qjlrzl0II/AAAAAAAAAJ4/yxC8V8N79SM/s72-c/ilkyas.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-6055007243628692468</id><published>2010-02-05T13:03:00.006-06:00</published><updated>2010-02-05T14:43:57.939-06:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilk yaşgünü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gelişim'/><title type='text'>sevgi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S2xxbZWVvSI/AAAAAAAAAJw/pZv1IzyYwoo/s1600-h/sevgi.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 155px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S2xxbZWVvSI/AAAAAAAAAJw/pZv1IzyYwoo/s200/sevgi.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5434843565804338466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ne zamandır yazmak istiyorum, bu anı kolluyordum, ne yazacağımı bile düşünmeden başladım klavyenin tuşlarına dokunmaya. Düşüncelerimin hızına yetişemeyen parmaklarımla bir oyun içindeyim, haydi daha hızlı oyunu bu. Günlerdir zamanın içinde akıyoruz oğlumla. Bir yaşının dolmasına az kaldığı bu son günlerde sanki bu günler bir daha geri gelmeyecek, tadını çıkaralım diyerek yapmadık iş, gitmedik yer, oynamadık oyun bırakmamaya çabalıyoruz, o bana uyuyor tabii ki, asıl yerinde duramayan benim. Bebeğim büyümüş, koca adam olmuş. Altıncı dişini bile çıkartmış. Oradan oraya üç çeşitte emekleyen bebeğim çok hareketlendi, bebek gibi bile durmuyor artık, sanki iki yaşında koca adam! Hem yerde dizlerinin üstünde, hem sürünerek ("army crawl"), hem de tıpkı benim bebekken yaptığım gibi poposunun üstünde, kurbağa gibi zıp zıp zıplayarak emekliyor, hangisi kolayına giderse. Ayakta uzunca bir süre durduktan sonra yorulduğunun belirtisi homurdanma ile yere oturuveriyor Babil, sonra yeniden başlıyor evin altını üstüne getirmeye! Artık anne deyişinin belirginliği, bana uzanarak, beni çağırdığında yüzümü güldürüyor, içimi ısıtıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son günlerde bebeğimle evimizde anne ve bebekleriyle yapacağımız çok dilli (çift dilli) okuma günlerine hazırlandık, İspanyolca ve Fransızca kitaplar aldık (Ingilizcesi de var), her ne kadar oğlum çılgın gibi emeklemek ve sayısı doğumgünü şerefine artmış oyuncaklarıyla boğuşmakla meşgul olsa da ben ona kitap okurken ilgisini çeken bir ses, sözcük olduğunda yanımda bitiveriyor! Babil'i eskisi gibi kucakta tutmak mümkün değil! Biz de odasında oyun alanında oturuyoruz, özgürce hareket ederken ben kitap okuyup, resimlerini gösteriyorum, o da bir yanıma geliyor, bir gidiyor, bir gülüyor, bir çığlık atıyor. Çocuk olmanın en ayırt edici özelliği, inanılmaz bir öğrenme enerjisine sahip olmaları, biz yetişkinler bu yaşımızda böyle bir aşkla dolu olsak deviremeyeceğimiz iş kalmaz, feyz alıyorum ben de işte böyle! Halk kütüphanelerinde düzenlenen hikaye okuma günlerine de gidiyoruz, kendi çocuğum kadar, tüm yavruların ilgisini, gözlemlerini hayranlıkla seyre dalıyorum, insanın içini yaşam enerjisi ile doldurur bu seyir saatleri. Düzenli olarak gittiğimiz gruplarda sürekli karşılaştığım ebeveynlerin yavrularının nasıl da büyüdüklerini kendi yavrumunki kadar hayretle ve hayranlıkla karşılıyorum. İnsanoğlu ömrünün bu ilk yılında, tüm yaşamı boyunca büyümeyeceği ya da değişmeyeceği kadar müthiş bir hızla gelişiyor, dönüşüyor. Yavrum, kalbim, ruhum... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık günde üç en fazla dört kere emziriyorum seni, yavaş yavaş kendin bırakacaksın sanırım, içimde garip tatlı,buruk, gururla karışık bir sızı, bağımsızlığını ilan etmen için en çok ben çabalamadım mı? Peki nedir bu hüznün anlamı? Artık benim seni yedirmeme de izin vermiyorsun, kaşık hatta çatal kullanma çabaların bir yana, artık kendi ellerinle ustaca yemek yiyorsun. Gözünle seçip ayırdığın sebzeleri sana yedirebilmek için müthiş güzellikte bir tarifi uyguluyorum, burada "patty" dedikleri türde bir karışım, yumurta sarısı, peynir, kepek unu, keten tohumu, çeşitli sebze rendeleri veya püreleri, önceden kavrulmuş kıyma (hindi veya biftek), önceden pişirilip didiklenmiş tavuk, dana eti veya balık, özetle güzel ve sağlıklı olan ne varsa hepsi karıştırılır, yoğunca bir karışım olur, omlet ya da pancake gibi az yağlanmış tavada pişirilir. Bunları küçük parçalar halinde önüne koyuyorum, sen de kendi ellerinle afiyetle yiyorsun. Pişirmesi de çok pratik. Sen yeme bakalım, bende çare bol o sebzeleri sana yedirmek için! Meyve ile aramız hep iyi neyse ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim ilk yaşgününe! Evde dostlarla ufak bir parti vereceğiz. Pastanı sipariş ettim. Hediyelerimiz, oyuncakların, hepsi geldi, oynamaya başladın bile! Kitapların geldi, okumaya başladık bile! Parti malzemelerini alacağız, o günün yemek listesi hazır, yardım edecek hamarat bir dostum bile var! Hazırlıkları elimden geldiğince planlı yapıyorum, yoksa zaman hızlıca geçiyor. Ne çok ünlem işareti oldu, heyecanımı anla Babil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlum geçen sene bu zamanlar seni bekliyordum, şimdilerde yaşadığımız her ana şükrederek nefes alıyorum. Hayatımın en güzel yılı için sana binlerce kez teşekkür etsem azdır. Hafıza dediğimiz zihnimin duvarlarına, gün be gün, an be an yaşanan herşeyi kazımak istiyorum, tüm anları, şimdiyi, dünü, herşeyi; bilgimin bilincimle yoğrulduğu o noktada sevgimin derinliğini bir kere daha duyumsuyorum. Her gün binlerce kere söylediğim gibi, ne kadar söylesem sevgimi ifade edemiyorum, yine de söylüyorum, mis kokunu içime çekerek, zihnime kazıyarak hem de, seni seviyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-6055007243628692468?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/6055007243628692468/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=6055007243628692468' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/6055007243628692468'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/6055007243628692468'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2010/02/sevgi.html' title='sevgi'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S2xxbZWVvSI/AAAAAAAAAJw/pZv1IzyYwoo/s72-c/sevgi.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-7760489233290581824</id><published>2010-01-22T11:58:00.000-06:00</published><updated>2010-01-22T11:58:54.669-06:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='temizlik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlıklı yaşam'/><title type='text'>temiz</title><content type='html'>Oğlumla çok sevdiğimiz banyo şarkımız var, güftesi ve bestesi bana ait, dört aylıkken yapmıştım bu çalışmayı, halen de söyleniyor: "Kıvrımlar, temizlik kıvrımlarda gizlidir, anneciğim kıvrımlarımı temizle, kıvrımlar, temizse temizim, anneciğim kıvrımlarımı temizle." Bilenler bilir, bestesi sözlerini bütünler. Babil zaten banyo delisi, bir saat dursa ağlamaz, banyodan çıkarken çığlığı basar, su kuşum benim. Nereden yazdım bunu şimdi, temizlik kavramını yeniden düşündüm uzunca bir süre önce, çıkarımlarımı paylaşacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temizlik derken temiz nedir, temiz denileni nasıl yeniden keşfettim onu yazmak istiyorum. Otuz yaşımı doldurmadan geldiğim bu ülkede ne çok bilgi edindim, neler neler öğrendim, bunda bilginin paylaşılabilir ve herkese açık niteliğinin çok büyük katkısı var. Chicago'ya ilk geldiğim sene Migros tarzında bir alışveriş mekanına gidip bir bulaşık deterjanı seçeceğim diye bin tane markaya ve fiyata bakıp öyle alışveriş yapıyordum. Bu çok kısa sürdü, pratik mizacım hepsinin üstesinden geldi! Bir de ben oldum olası paranın alacağı malları saatlerce seçmekten hazzetmem, hani bazı insan vardır, ne olursa olsun alma duygusunu ve eylemini sever, bense param dursun, gerekmedikçe almayayım isterim, gerekince bile onca vakit harcamak istemem, ama ilk geldiğimde işler değişti. Hızlıca kararlar almam gerekti. En önemli karar ev temizlik malzemeleriydi. Neden derseniz eşim alerjileri olan bir insan, zararlı madeelerle temizlik yapmanın onu rahatsız ettiğini anlamam çok uzun sürmedi, bunların arasında, klorak yani beyazlatıcı özellikli ürünler, ağır parfümlü, kokulu maddeler gibi. Ev temizliğinden, çamaşır yıkamaya kadar herşey bir karar ve tercih sürecine soktu beni. Ne alsam, hangisi hem zararsız hem de iyi temizler diye... Kararlar: İhtiyaçlar, maliyet hesabı, kalite (hem temizlik hem de sağlık bakımından). Kitaplarla ve internetle araştırmalarım sonucunda farkettim ki evi temizleyeceğiz diye kendimize zarar veriyoruz. Tüm zararlı temizlik malzemelerinin ciğerlerimize doldurduklarını saymak burada ağır gelebilir. Ben iyi şeyler yazmak istiyorum, oradan alayım konuyu en baştan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk işim evde önceden kalan, toz alırken toz üreten elektrik süpürgesinden kurtulup yenisini almak oldu, alerjik kişilerin ihtiyaçlarına uygun bir filtresi olmalıydı tabii. Ardından bulaşık deterjanı (makina ve elde yıkama), yerleri, cam ve ahşap tüm yüzeyleri, ayrıca tuvaleti temizleyecek doğal malzeme bazlı temizlik fısfısları ve malzemeleri, çamaşır yıkamak için yine doğal bazlı çamaşır deterjanı, çamaşır makinasına atılıp yıkanabilecek paspas ucu, özel temizlik bezleri ya da eskimiş tişörtler, banyo küvetini ovmak için ise "baking soda" yani sodyum bikarbonat (kabartma tozu) ve bildiğimiz sirke, önce kabartma tozunu nemli bir sünger yardımıyla küveti ovmak üzere kullanırsınız, üzerine dökülen sirke herşeyi pırıl pırıl yapar, üstüne bir de suyla duruladınız mı tertemiz olur. Temiz dediğimiz kavram meğer ne duru bir kavrammış, genzimi yakmayan bir temizlik malzemesiyle meğer her yer temiz oluyormuş. Ayrıca öyle foşur foşur etrafı silmeye de gerek yokmuş her zaman, bazen evi süpürmek bile yeterliymiş. Eski kuşakların kullandığı temel yöntemleri bırakıp bu zehirli maddeleri nereden edindik bilemiyorum, bakteri öldürelim derken neleri yok ediyoruz bilmemişim bunca zaman. Son iki üç yıldır ayıldım, yani bütün bu bilgileri ve uygulamaları Babil doğmadan hatta oğluma hamile kalmadan edindim, hem daha hesaplı hem de daha sağlıklı olduğunu öğrendim. Babil doğmadan diyorum, çünkü altı çizilmesi gereken en önemli nokta, bebekler ve çocuklar bizlerden daha hızlı soludukları, metabolizmaları daha hızlı çalıştığı için, zararlı temizlik malzemelerinden uçuşup havaya karışan bu zararlı maddelerden onlar daha çok etkileniyorlar. Belki dış dünyadaki herşeyi kontrol edemem ama evimde elimden geldiğince doğru tercihler yaparım, bebeğimin ve tüm ailemin bünyesini güçlendiririm. Şimdilik çalışmıyorum, bebeğimleyim, ama biliyorum ki iş hayatına yeniden girdiğimde tüm bu yöntemler hem pratik, hem de zaman almayan nitelikte, yani sürdürülebilir yöntemler, önemli olan da bu zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün be gün hareketlenen bebeğimle bazen ev işleri aksasa da bildiğim doğrulardan şaşmıyorum. Sağlıklı yaşamak için her gün basit gibi görünen önemli tercihler yapıyoruz oğlum. Temiz derken güzel olanları yok etmeden temiz olmalı, hani kaş yaparken göz çıkartma misali olmamalı, senin kıvrımların gibi hem temiz hem de müthiş tatlı olmak zor tabii, eşsiz bebeğim, en güzel ve yararlı çabalarımın esin kaynağı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-7760489233290581824?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/7760489233290581824/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=7760489233290581824' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/7760489233290581824'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/7760489233290581824'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2010/01/temiz.html' title='temiz'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-7605880451542083165</id><published>2010-01-21T22:11:00.003-06:00</published><updated>2010-01-22T07:35:58.099-06:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='annelik'/><title type='text'>kalp</title><content type='html'>kalbim büyümüş, içine sığdırdığım sevgiyi paylaşacak sevenim ve sevdiklerim var, mutluyum. anneyim. Babil'in annesiyim. tek bir anda birçok yerde olabilmeyi, sevdiğim insanlara, beni sevenlere dokunabilmeyi istiyorum, bazen zaman yetmiyor sanki, tutup ensesinden zamanın, dur bakalım nereye, ben bugün oğluma şu kitapları okumadım, şu şarkıları söylemedik, şu dostumu arayamadım, uzunca bir banyo yapamadım ve daha nicelerini sıralamak istiyorum ama paylaşılacaklar, sorumluluklar, arzulananlar artarken zaman aynı kalıyor, zaman bana kıs kıs gülümserken ona ayak uyduracağım anı sabırla bekliyor sağolsun, bazen bekle daha çok beklersin demek istiyorum ama akışına bırakmak olmuyor kimi zaman, kimi zamansa oluyor, anı yaşamak ve duyumsamak en güzeli oluyor. varolmanın binbir çeşidi var. ben bin ikincisini olmak isterim. kalbimden öte ruhum büyümüş, olgunlaşmış, olabildiğimce olmuşum. bugün kendimi takdir ettim, tekrar tekrar aslansın, aferin sana, bravo sana dedim. hiç bilmediğim bir ülkede tüm sistemi öğrenip, herşeyi kurgulayıp, düzenleyip, bilgi ve bilinçle hem ruhumu, hem bedenimi, hem de evimi hazırlayıp oğluma kavuştum, eşimin katkısının ve güçlü karakterinin yanında ben yaptım ne çok şeyi, bazen de sanki herşeyi, tevazunun ötesine geçtim, bunca zamandır ilk kez aferin bana dedim. Babil doğalı tam bir sene olacak, hayatımın eşsiz dönüşümü. metamorfozun da ötesinde belki de dörtmevsim olmanın duruluğuna eriştim. içimdeki binbir rengi, devinimi, Babil'in annesi olmanın tadına yoğurdum, harmanladım. oğlum, büyüyünce beni daha da iyi anlayacaksın, seni içimin aldığından da ötede bir enginde seviyorum. bugün kalbim farklı titriyor. sen uykuya daldığın için, çok uzaklarda bir başka dost kalp benim onu aramamı beklemiş, aramamışım güne dalmışım yine zamanın oyununa gelmişim, işte onun için, babanın iki dişi çürükmüş, dolgu olacakmış, onun için, kendi ellerinle yemek yemeğe başladığından beri kaşıkla seni yedirmemi istemez oldun ondan, eline verdiğim kaşıkla önündeki kaptaki yemeğin yarısını midene yarısını da her yere keyifle ve tüm tatlılığınla bulaştırdığın için, anneannenin sana yolladığı cicileri sana giydirmem için sabırsızlandığını bildiğimden, ilk yaşgününe hazırlık yapacağım için ve daha binlerce detayla kalbim bambaşka titriyor bugünlerde oğlum, anne olduğum için, annen olduğum için...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-7605880451542083165?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/7605880451542083165/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=7605880451542083165' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/7605880451542083165'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/7605880451542083165'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2010/01/kalp.html' title='kalp'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-2172441579341230143</id><published>2010-01-17T00:31:00.007-06:00</published><updated>2010-01-17T08:31:18.253-06:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='teşekkür'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='annelik'/><title type='text'>üçümüz</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S1KnVmyYquI/AAAAAAAAAI8/pb2sdKexv3c/s1600-h/onbir+ay.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S1KnVmyYquI/AAAAAAAAAI8/pb2sdKexv3c/s200/onbir+ay.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5427584490565839586" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Onbir ay önce, ayın 13'ünde bir cuma günü doğmuş bebeğim. Miniminnacık bedeni bedenimden bu dünyaya gelirken aşkın binbir türlü halini vaat ediyormuş. Bir yaşını doldurmana az kaldı bebeğim. Oğlum iyi ki bu dünyaya, bizim yanımıza geldin, bizim oğlumuz oldun, senin sayende, bu hayatta yaşanabilecek en büyük mutlulukları yaşıyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Kasım'da ve sonrasında art arda gelen iki alt orta dişinin ardından üst orta iki dişin de 10 Aralık'tan sonra geldiler. Bebeğim, dört dişinin de teşrifleriyle, emzirirken ben de dahil, her bulduğunu ısırır oldun. Grisini tipi çubukların hakkından kolaylıkla gelmenin sırrı meğer bu dişleri çıkartmaktaymış, mandalinayı bir yandan emerken, bir yandan da bu dişlerle bölüp yemek varmış sonunda! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babil'i bekliyordum geçen sene bu zamanlarda, yuvarlana yuvarlana, bir ay daha bekleyeceğimi, iki hafta fazladan karnımda kalacağını bilmeksizin hem de. Biz oğlumuzun doğumunda ve sonrasında sadece biz olalım istedik: Babil, babası ve annesi... Bizim toplumumuzda yapılanın aksine, biz kendi kendimize olalım istedik. Anne, baba, oğul olarak ilk kez bir araya geldiğimizde, bu anın kalplerimizi titreten duruluğunu o anın çerçevesinde sadece biz paylaşalım istedik. Bunu ben kendim de yürekten istedim ve tercih ettim, tüm şaşkınlıklara, bazı alınganlıklara rağmen kararımızı uyguladık. Oğlumuzun doğumunda en derinimde hissettiğim bu karar hayatımın kararıydı. Bugün de geri dönüp baktığımda ne doğru karar vermişiz diyorum. Üçümüzün o anların katıksız saflığında ve güzelliğinde gölgesiz varoluşumuz, her anın farkında olarak yaşayışımız, dikkatimizi birbirimize en derin titreşimlerle verişimiz, sadece ama sadece üçümüz olmaktan ötürüydü. Herşey ruhun en güzel halindeydi. Üçümüz, biz ve aile olmanın tarifsiz tadı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlum, bize yaşattığın hayatımızın bu en güzel onbir ayı için sana binlerce kez teşekkür ederim. Bana öğrettiğin sınırsız duygu, düşünce ve bilgi için sana teşekkür ederim. Bedenimi yeniden tanımamı ve anlamamı sağladığın için, ruhumu en sıcak kıvılcımlarla ısıttığın ve sımsıcak sardığın için sana teşekkür ederim. Benim oğlum olduğun, beni annen olarak seçtiğin için teşekkürler, bana anne dediğin, beni sevdiğin için teşekkürler. Yavrum, kalbim, ışığım, bilge bebeğim, ruhu aydınlığım, oğlum, Babil. Seni seviyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-2172441579341230143?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/2172441579341230143/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=2172441579341230143' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/2172441579341230143'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/2172441579341230143'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2010/01/uc-k.html' title='üçümüz'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S1KnVmyYquI/AAAAAAAAAI8/pb2sdKexv3c/s72-c/onbir+ay.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-5547232735411139919</id><published>2010-01-03T00:20:00.010-06:00</published><updated>2010-01-16T23:45:12.591-06:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilkler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yemek tarifleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gurme bebek'/><title type='text'>yeniyılın ilk günü</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S1KjsJ3HQyI/AAAAAAAAAIs/h0GKRU6WXmU/s1600-h/yeniy%C4%B1l%C4%B1n+ilk+g%C3%BCn%C3%BC+2.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S1KjsJ3HQyI/AAAAAAAAAIs/h0GKRU6WXmU/s200/yeniy%C4%B1l%C4%B1n+ilk+g%C3%BCn%C3%BC+2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5427580479891522338" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S1KjyWjCiqI/AAAAAAAAAI0/VEINls1Bhmg/s1600-h/yeniy%C4%B1l%C4%B1n+ilk+g%C3%BCn%C3%BC1.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S1KjyWjCiqI/AAAAAAAAAI0/VEINls1Bhmg/s200/yeniy%C4%B1l%C4%B1n+ilk+g%C3%BCn%C3%BC1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5427580586376202914" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Babil yeniyılın ilk gününde kendi kendine yemek yemeğe karar verdi. Yeniyılın ilk sabahına uyandık, dışarıda hava buz gibi soğuk, zaten evden çıkmaya acelemiz yok, çıksak da ancak arabadan inmeden dolaşıp eve geliriz ya da kapalı bir mekana gireriz. Ev ahalisinin sevdiği bir kahvaltı hazırlayayım dedim, "pancake" yapmaya karar verdim. Türkçe'de tava keki mi denir bunlara acaba? Haydi öyle diyelim. Sabah emzirmesinin ardından babasıyla sabah keyfi yapar oğlum, ben de karışanım olmadan rahatça kahvaltı hazırlamaya koyulurum. Tava keki, yanına favori meyvelerimizden yabanmersini ve kivi, tava keki şurubumuz, çay da demlendi. Sofraya oturduk. Son birkaç aydır yaptığım gibi yavrumun önüne "finger food" dediğimiz yemek parçalarından koydum, başparmak ve işaret parmakları ile tutulup ağza götürülmesi kolay olan tava keki parçacıklarını koydum. Genellikle bir iki parçayı ağza götürmeye çalışmak dışında tutarlı bir yeme biçimi olmayan oğlum anlaşılan bu leziz kahvaltıyı pek sevmiş olmalı ki bundan böyle kendisi bu işi ele almaya karar verdi. Bir, iki, üç derken baktım ki art arda bütün parçaları ağzına atıyor, bebeğim büyümüş de kendisi yemeğini yiyor, aferin yavruma!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tarif sihirli değil elbet, ama yine de paylaşayım isterim, tarifi aynen uygulayınca çok güzel pişiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 su bardağı un (beyazlatılmamış, saf unu tercih ediyorum, bana kalsa kepek unu koyarım ama eşim pek sevmiyor)&lt;br /&gt;1 buçuk tatlı kaşığı kabartma tozu&lt;br /&gt;Yarım tatlı kaşığı tuz&lt;br /&gt;1 ya da 2 yemek kaşığı keten tohumu (keten tohumu isteğe bağlı, ben çok faydalı olduğu için koyuyorum). Bütün bu kuru malzemeler bir kapta karıştırılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 yumurta&lt;br /&gt;1 su bardağı süt&lt;br /&gt;2 yemek kaşığı sıvı yağ&lt;br /&gt;1 yemek kaşığı "maple syrup" denilen tava keki şurubu (bizdeki pekmezden daha farklı, Türkçesi akçaağaç şurubu ya da pekmezi olsa gerek, tabii yanılmıyorsam eğer...) Bütün bu sıvı malzemeler de çırpılır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katı ve sıvı malzemeler bir araya getirilir, cıvık, akışkan bir sıvı olur. Önceden ısıtılmış ve yağlanmış tavada pişirilir ("pancake griddle" denilen tava tercihim, ama herhangi bir yapışmaz tava da olur). Dikkat edilmesi gereken hususlar ise öncelikle tavanın kızdırılması, şöyle ki, tava kızınca üzerine azıcık su damlatıldığında çısır çısır etmelidir. Ben bir de "cooking spray" dedikleri spreylenebilen yağı kullanıyorum, hani diyetlerde de kullanılması önerilen yapışmaz tava yağı bu, kullanıldığında tava keki de çok fazla yağ emmemiş oluyor, öte yandan tavaya da yapışmıyor. Pişirirken bir çorba kepçesi yardımıyla istediğim boyutta döküyorum, ilk dökümden sonra tava keki üzerinde kabarcıklar olana dek beklenir, kabarcık olunca çevrilir, ilk yüz kahverengi, ikinci yüz ise altın renginde oluyor. Yanına da üzerine pudra şekeri serpilmiş yabanmersinleri konur; muz, ananas, egzotik meyveler çok yakışıyor, ahududu, frambuaz gibi meyveler de aynı güzellikte gidiyor. Bebeğim için de favori meyvelerinden kivi koydum, ayrıca yabanmersinlerini de kabuklarını soyup verdim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babil, oğlum, o minik parmaklarınla kahvaltını bir yiyişin var ki kim olsa canı çeker, "Babil Bey, bana da ver, ben de bir tadına bakayım" der. Yeniyılın ilk günü kendi kendine yemeye karar verdin. Herşeyi kendi kararınla ve tercihlerinle yapan bir bebeksin. Herşey istediğin gibi olsun yavrum, her gününü, her anını hissederek, bilerek ve duyumsayarak yaşa bebeğim, aldığın her nefes sana mutluluk dolu nice anlar getirsin, bize yaşattıkların gibi... Misim, sütüm, kuzum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-5547232735411139919?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/5547232735411139919/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=5547232735411139919' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/5547232735411139919'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/5547232735411139919'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2010/01/yeniyln-ilk-gunu.html' title='yeniyılın ilk günü'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S1KjsJ3HQyI/AAAAAAAAAIs/h0GKRU6WXmU/s72-c/yeniy%C4%B1l%C4%B1n+ilk+g%C3%BCn%C3%BC+2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-2281176890620663023</id><published>2009-12-27T20:36:00.022-06:00</published><updated>2010-01-16T23:30:55.243-06:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilkler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeklerde diş bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inci diş'/><title type='text'>inci gibi dişler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/SzjztkcxFGI/AAAAAAAAAG8/VVw5fdh8b3U/s1600-h/inci+gibi+di%C5%9Fler1.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/SzjztkcxFGI/AAAAAAAAAG8/VVw5fdh8b3U/s200/inci+gibi+di%C5%9Fler1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5420350115744388194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bebeğime ilk diş fırçasını sonunda aldım, hep aklımdaydı, niyeyse bir türlü alamamıştım, son üç gündür her sabah kahvaltıdan ve her akşam yemeğinden sonra, yani günde iki kere dişlerimizi (ağzımızda henüz iki adet mevcut) ve dişetlerimizi fırçalıyoruz. Bebekler için yapılmış olan ve fluorid içermeyen diş macunu ile bebeklerin hassas dişetlerine ve damaklarına uygun yumuşak uçlu diş fırçamızı kullanıyoruz. Tabii bu işi ben icra ediyorum, ama eğlenceli bir enerji ile yapıyorum ki mızıldanmayalım. Bu aralar "Mr. Mızıl Man" diye çağırdığım ve hatta adına "mızıling" diye bir kelime bile türettiğim bebeğim artık önemli bir gerekçe olmadıkça ağlamıyor, ama söylenip mızıldanmayı ihmal etmiyor. Bağırmak, ağlamak yok, ama mızıldanmak var, çok tatlısın, konuşuyorsun oğlum sen, anne diyorsun bana, içimi eritiyorsun, anneee diye sonunu uzatışın var ki deli oluyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diş mevzusuna geri gelirsek, diş fırçalama işini eğlenceli bir alışkanlık haline getirmek şimdilik çok zor değil, zaten kaşınmakta olan dişetlerine ve keskinliğini keşfetmek için fırsat kolladığın minik dişlerine yaptığım masaj keyifli geliyor sana, bu işi gülücükler saçarak yaptım mı, bir de sonunda diş fırçanla azıcık oynamanı sağladım mı (hani az biraz da sen kendin fırçalarmışsın gibi) herşey yolunda gidiyor. Anladığım kadarıyla henüz dişler çıkmadan da dördüncü aydan sonra başlanabiliyor bu fırçalama işine, amaç yenilen ve içilen herşeyin bıraktığı kalıntılardan ağzı arındırmak, biz biraz ihmal ettik sanırım, yani daha erken başlayabilirdik, gerçi ne zaman başlansa kardır, dişlerimizin de ancak dokuzuncu aydan sonra çıktığı düşünülürse durum iyi demektir. Bebeğime bu çok önemli alışkanlığı erkenden kazandırmaya niyetliyim. Akıllı bebeğim, dişlerini her gün fırçala ki inci gibi dişlerin olsun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S1KgXyRXDwI/AAAAAAAAAIM/Yp1riFQsPZk/s1600-h/inci+gibi+di%C5%9Fler.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 134px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S1KgXyRXDwI/AAAAAAAAAIM/Yp1riFQsPZk/s200/inci+gibi+di%C5%9Fler.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5427576831426891522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Her türlü yeni deneyime açık bilge bebeğim, sen güldüğünde, kahkahalar attığında bu kış günü içimiz sımsıcak oluyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-2281176890620663023?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/2281176890620663023/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=2281176890620663023' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/2281176890620663023'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/2281176890620663023'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2009/12/inci-gibi-disler.html' title='inci gibi dişler'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/SzjztkcxFGI/AAAAAAAAAG8/VVw5fdh8b3U/s72-c/inci+gibi+di%C5%9Fler1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-5532827096284043477</id><published>2009-12-22T11:56:00.007-06:00</published><updated>2010-01-16T21:59:21.104-06:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uyku düzeni'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='rutin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek bakımı'/><title type='text'>uyku</title><content type='html'>Sen uyurken seni düşünüyorum oğlum, sabah kahvaltını ettikten sonra, altın temiz, sütünü içmişsin, vücudun sımsıcak, yatağın rahat, sevdiğin minik külahlı oyuncağın yanında, hafif bir mızıldanma, sonrasında uyku...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen uyurken kokunu duyumsuyorum burnumda oğlum, akşam yemeğini yemişsin, banyonu yapmış, her zamanki gibi sudan çıkmak istemeyip çığlığı basmışsın, pijamalarını giymiş, babanla sevgi öpücüklerimize, aşkla mıncıklamalarımıza sarınmış, ısınmışsın, yumoş uyku tulumuna girmiş, sütümden sıcacık içtikten sonra yatağına yatmışsın. Kimi zaman kendin uykuya daldığın gibi kimi zaman da beni yanında istemişsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyku düzenimizi, uykuya dalmayı, uyurken uyku hafiflediğinde geri uyumayı başarmayı, gelişimin ve tüm öğrendiklerini hazmetmen için çok gerekli olan gündüz uykularını, rutin dediğimiz yemek/süt-oyun-uyku üçlemesini yaşama oturtabilmeyi ve daha birçok aşamayı birlikte katettik. Okuduğum kitaplardan, incelemeler yaptığım internet sitelerinden de öte, içimde, en derin tınılarla duyumsadığım, yavrumun tüm ihtiyaçlarına kılavuz o dürtü bana yol gösterdi. Bununla birlikte, sen benim en büyük yardımcım oldun, tabii babanla birlikte. Bazı zamanlar baban benim inandığım plana benden daha fazla inandı ve o yoldan sapmamam için bana destek verdi. Bazı günler onun önsezileri daha doğruydu, hatta daha gerçekçiydi. Bazen deneyimlediğimiz bir zamanlama-metod-sonuç bütünlüğü senin düzeltmelerin ile biçim değiştirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evimize geldiğin ilk günden itibaren kendi yatağında uyudun. Tüm zorluklarına rağmen seni kendi yatağında uyumaya alışman için ilk günden odanda uyuttum. Gündüzleri beraber uyuduğumuz oldu, sabahları seni koynuma aldığım da, ama en temelde hep kendi odanı, yatağını bildin. Sabah uyandıktan ve sütünü içtikten sonra kahvaltı ediyoruz, oyun oynuyoruz, sonra yemeğin üstüne bir emzirme daha, odan karanlık, usul usul yağmur ormanı müziğin, yatak, tatlı uykular... Uyandıktan üç saat sonra yoruluyorsun. Yedi ila sekiz aylığa kadar sabah yedide uyandıktan sonra dokuz gibi uyuyordun, saat onlara çekilen sabah uykun sanırım ilk yaşgününle ortadan kalkacak. Şimdilerde on ya da on buçuk gibi ancak uyuyorsun, sen çok yorulmadan yatağına koyuyorum seni, kendi kendine uykuya dal diye. Çoğu zaman az biraz oyun ve mızıldanmayla uyuyorsun. Yatağına koymadan önce seni rahatlatmayı ihmal etmiyorum, yoksa öyle hemen bırakılmak istemiyorsun. Öğlen gibi uyanınca beraber yeniden merhabalaşıyoruz, öğle yemeğini bir gibi veriyorum, uyanma saatine göre ikinci uykunu ayarlıyoruz, uykudan bir saat önce yesen iyi oluyor. Yemek, oyun, süt ve yatak... Uyanınca akşam yemeği, banyo, yatak üçlemesi benzer şekillerde devam ediyor. Oyun zamanında beraber kitap okuma, şarkılar söyleme, müzik ve dans aktiviteleri, mıncık ve öpücükler olduğu gibi kendi başına oyuncaklarınla oynamak da var tabii. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evin dışında aktiviteler yapıldığında uyku saatlerini nasıl ayarlamak gerektiğine gelince, bu düzene göre evden hiç çıkmadığımız sanılmasın. Sabah uykusundan uyanınca dışarı çıkmak ya da eğer ikinci uyku erken uyunmuşsa uyanınca çıkmak mümkün. Ya da ikinci uykuyu arabada uyutmak. Genel olarak sallanmadan alınan uykuyu kalitesi sebebiyle tercih ettiğimden bunu da aza indirgiyoruz. Bebeğim uykuyu seven, uykuya dalmayı çabuk öğrenmiş bir bebeksin. Bu konuda hakkın büyük. Ben ağlatma işini pek beceremiyorum, şöyle ki, bir saat boyunca ciyak ciyak kim ağlasa bayılır, kısa süreli ağlatmalar, rahatlatıp yeniden denemeler biraz uzun soluklu olsa da daha yumuşak geçişler sağlıyor, hem anne hem de bebek için. Yoksa aylarca memede uyumuş bir bebeği elbette ki birden tek başına "hadi kendin uykuya dal" deyip ağlatmak akıl karı değil. Bence her anne ağlama biçiminden bebeğinin derdi neymiş anlar. Eşler bazen bunu daha iyi yapabiliyor. Mesela bizim babamız ben yufka yürekle hemen içeri dalmak istediğim kimi zamanlarda "biraz dur, uyur kendisi" der, doğru çıkar çoğu zaman. Bazen çok yorgunumdur "biraz bekleyeyim belki kendi uyur" derim, babamız, "uyuyacağı yok, belli" der, çok da doğru çıkar. Diyalog aynen böyle gelişir ama, çok alem. Bazen de uyutma, rahatlatma işini babaya bırakmak en iyisidir, benzerine rastlanmayan becerilerini her fırsatta ortaya koymalarına izin vermek gerek, yoksa anne emziriyor diye her seferinde iş ona düştüğünde bebeğin her uyuyamadığında anneyi araması kaçınılmaz. Bunu her zaman uygulamak zor, işe yaramadığı da çok oluyor ama denemeye çalışmakta fayda var, arada nefes alabilmek ve babaların çok faydalı katkısını da almak adına. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de her bebeğin bir kılavuzu olsaydı ve karnımızdan öyle çıksalardı ne iyi olurdu diyemeyeceğim, çünkü inanıyorum ki biz annelerin içinde bu güdü var, sadece kulak vermeyi bilmeli. Bir de etraftan iyi niyetle çok bilge fikirleri olan herkese kulak vermemek en iyisi, bazen tutarsız teknikler de işin iyice sarpa sarmasına sebep olabiliyor. Herkesin kendi yaşam felsefesine uygun bir metodu vardır, bebeğin nelere ne zaman hazır olacağına dair teorileri, araştırmaları inceleyip, sonuçları kendi bebeğine uyarlayan annelerin daha iyi sonuçlar aldığını gördüm hep. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunları niye yazdım, paylaşmak için elbette. Bebeğim öyle hızlı büyüyorsun ki, seninle öğrenmenin, paylaşmanın her anını tadına doyulmaz bir keyifle yaşıyorum. Uykunda, uyanıkken her anında seni sevip içimde hissediyorum. Babil'im, yavrum, meleğim. Saat onikiye geliyor, onbire doğru ancak uyudun, birazdan uyanırsın, kar yağıyor bugün. Şehir merkezine buz pateni kaymaya ineceğiz, sen de bu karlı günde bu şehri bir kere daha göreceksin. Varlığın hayatımızın en tatlı enerjisi, bilge bebeğim, mavişim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-5532827096284043477?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/5532827096284043477/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=5532827096284043477' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/5532827096284043477'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/5532827096284043477'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2009/12/uyku.html' title='uyku'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-4421489425188217543</id><published>2009-12-19T23:49:00.008-06:00</published><updated>2010-01-16T22:00:15.663-06:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebekle tatil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğa sporları'/><title type='text'>tatil</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/SzgxMLJfSrI/AAAAAAAAAF0/OrUqEttSzoc/s1600-h/tatil2.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/SzgxMLJfSrI/AAAAAAAAAF0/OrUqEttSzoc/s200/tatil2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5420136236761172658" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatil dönüşü yerleşmesi bu hafta sonumuzu ele geçirmişken tatil maceramızı yazmayı geciktirmek istemedim. Uçak yolculuğundan eve dönüşümüze dek herşey çok keyifli geçti, dönüşte uçağın kapısında içeri alınan arabanı uçaktan inişte bulamayışımız dışında bir gariplik olmadı, meğer arabayı içeri almamış akıllılar, neyse ki havayolu firması arabayı dönüşümüzün ertesi günü evimize gönderdi. Bebeğim, ben saydım, on aya on uçak yolculuğu sığdırmışsın, artık iyice alıştın uçmaya. Uçakta oyunculuğundan ödün vermediği halde uykusunu ihmal etmeyen kuzum, Babil'im, canım yavrum, gezgin ruhlum, maceracı meleğim, her gittiği yere kolayca alışan ve keyifle gözlemlemeye koyulan minik yüreğim, "army crawl" dediğimiz şekilde asker gibi kollarınla kendini yerde çeke çeke emekliyorsun ve her yere el atmayı hedeflediğini gösteriyorsun bize. Babanın kitaplarından, dosyalarından ulaşabildiklerini yere indirmeye başladın bile. Ellerinden tuttuğumuzda adım atarak yürüme alıştırmalarına bayılıyorsun. Ayakta durmaya da pek bir meraklısın. Keşiflerinin her anını keyifle yaşıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tatil boyunca ben her gün iki buçuk üç saat kadar ancak kaydım, zaten benim için yeterince yorucu olduğundan bu kadarı yetti de arttı bile, ben kayarken babanla beraberdiniz, seni kreşe vermemiz gerekmedi anlayacağın. Canım kuzum, irtifanın verdiği kana kana su içme ihtiyacı sende çılgınca süt emme isteği yarattı, gece gündüz emdin. Dağ havasını minik ciğerlerine çektin, farklı bir havada, coğrafyada olmanın getirdiği keşif duygusuyla etrafını gözlemledin hep. Bebeğim, "ne iyi oldu da geldik" dedim seni her gezdirdiğimde, baban sayesinde tabii, yoksa bize kalsa pinekleyecektik bütün kış Chicago denen bu dümdüz coğrafyada. Başta acaba ders mı alsam derken vazgeçip kendimi attım pistlere, yeşilleri geçip mavi pistlerde bile boy gösterdim, kimi zaman durdum, bir manzaraya daldım. Baban bir akşam "insan kayarken başka hiçbirşey düşünmüyor" demişti, hem de ne çok doğru demiş. Sen karnımda ve yanımda oldun olalı senden ayrı bir düşüncem olmadı, olmuyor, ama ilk kez bu tatilde, kayak kayarken ve tabii sen babanlayken, kendimi sadece kayak mücadeleme verdiğimi ve sadece buna odaklandığımı hissettim, ne farklı bir duyguymuş! Doğanın büyülü duruluğunda bir noktacık olmaya çalışmak... Zihinden geçen kısacık bir düşünce gibi doğanın engin varlığında birer noktacık olmak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gittiğimiz kayak merkezi çocuklu aileler için biçilmiş kaftan, kayak okulu, kreşi, buz pateni sahası, herşeyiyle mükemmeldi. Gelecek sene bu zamanlar, kayak okulu için yaşın küçük olsa da baban seni kayağa başlatacak. Bazı ebeveynleri gördük, miniminnacık kayakları ayaklarına giymiş bebelerini bacak aralarına alarak kendileriyle kaydırıyorlardı, baban da görmüş, mutlaka seneye birlikte bu tekniği deneyeceksiniz. Her kış sen de öğren diye bir kayak merkezine gideceğiz mutlaka, sebep sadece o değil, biz de seviyoruz bu sporu. Ağaç yaşken eğilir sözü boşuna değil, ben şimdi uğraşıp duruyorum, vücuduma öğretmek için mücadele veriyorum, sen ise tüm doğallığıyla öğrenecek, bu sporu vücudunun her miliminde özümseyerek keşfedeceksin, ama ben de her ne olursa olsun bu işi keyif halinde sürdürmeye kararlıyım, zaten aksi olamaz, baban var başımda ya, ama ben de pes etmem kolay kolay, azmimin elinden birşey kurtulmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babil, oğlum, on ayın doldu, bir yaşına iki aydan az kaldı bile, sana bakıyorum, bir anı yakalıyorum, o tek bir anı yakalıyorum, seninle yakalıyoruz o anı, bana bakıyorsun, bana bakışına hayran kalıyorum, o anı benden daha çok bilişine, hissedişine, yakalayışına şaşırmıyorum, gülümsüyorum, bilge bebeğim, sütüm, misim, her gün kulağına fısıldadığım gibi, seni seviyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-4421489425188217543?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/4421489425188217543/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=4421489425188217543' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/4421489425188217543'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/4421489425188217543'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2009/12/tatil.html' title='tatil'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/SzgxMLJfSrI/AAAAAAAAAF0/OrUqEttSzoc/s72-c/tatil2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-7254468097217169539</id><published>2009-12-09T15:24:00.029-06:00</published><updated>2010-01-16T23:32:58.577-06:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tatil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='renkler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek bezi'/><title type='text'>gökkuşağı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/SzhMGL8dpXI/AAAAAAAAAGU/GtXKC7w86hw/s1600-h/g%C3%B6kku%C5%9Fa%C4%9F%C4%B11.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/SzhMGL8dpXI/AAAAAAAAAGU/GtXKC7w86hw/s200/g%C3%B6kku%C5%9Fa%C4%9F%C4%B11.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5420165820709709170" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yıkanıp yeniden kullanılabilir bezler kreasyonumuzu genişletiyoruz, bu bezleri kullanmanın keyfine diyecek yok, çok da pratik, atılabilir bezleri kullanmayı sonunda azalttım, ama tamamen kaldıramadım, neden derseniz, mesela haftaya gideceğimiz kayak tatilinde kullanılıp atılan bezlerden kullanacağız, olsun varsın, yapabildiğimiz kadar artık.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S1Kg7xrrrJI/AAAAAAAAAIU/OWmUzh6oCcU/s1600-h/g%C3%B6kku%C5%9Fa%C4%9F%C4%B1.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S1Kg7xrrrJI/AAAAAAAAAIU/OWmUzh6oCcU/s200/g%C3%B6kku%C5%9Fa%C4%9F%C4%B1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5427577449744149650" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İki ayrı markayı denedikten sonra siparişler verdim, FuzziBunz ve BumGenius. Çok güzeller. Oğluma da pek bir yakıştı hepsi. Bir bez değişiminden sonra pozumuzu aldık, yoksa tropik bir yerde yaşadığımız sanılmasın. İlk kar düştü bile, kayak tatilinden önce antrenman oldu bize, yarın sıcaklık -9 derecelere düşebilir. Kış geldi. Tatil için hazırlıklar az çok tamamlandı, birkaç eksiğimiz var, onun dışında organik hazır mamalar, bezler, gerekebilecekleri içeren önlem çantacığı, götürülecekler listesinde daha neler neler var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailecek tatil tecrübemiz Babil üç aylıkken başladı, bana kalsa belki gitmem, her seferinde gitmeden önceki hazırlıklar telaşına sıkılırım ama gidince hep güzel olur, babamızın planlaması ile zaten bu kaçınılmaz, oğlum miniminnacıkken okyanusa girdi, dağlara gitti, yine gidecek şimdi, yaşadığımız şehrin kelimenin tam anlamıyla dümdüz olması sebebiyle gözümüz dağları arıyor. Her zaman dağların ufuktaki görüntüsü bana deniz ya da okyanus kıyısında olmak kadar uçsuz bucaksızlık hissi vermiştir. Babil oğlum, sen de annen ve baban gibi gezmeyi, keşfetmeyi seveceksin, ben yirmi dört yaşımda kendi ülkemden çıktım, sen ise üç aylıktın doğduğun yerden başka bir ülkeye gittiğinde, ne güzel... Keşif serüvenimiz daha yeni başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sabah son birkaç gündür ucu görünen dişin geldi, ilk çıkan dişine komşu oldu, hoşgeldi. Bilge bebeğim benim, usul usul nasıl da çıkardın sen bu dişleri? Hayatın eşsiz güzellikteki binbir rengini kalbime çizen bebeğim, sabah güneşim, aydınlığım, seni seviyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-7254468097217169539?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/7254468097217169539/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=7254468097217169539' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/7254468097217169539'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/7254468097217169539'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2009/12/gokkusag.html' title='gökkuşağı'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/SzhMGL8dpXI/AAAAAAAAAGU/GtXKC7w86hw/s72-c/g%C3%B6kku%C5%9Fa%C4%9F%C4%B11.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-3934418129472198936</id><published>2009-12-06T08:57:00.013-06:00</published><updated>2010-01-16T21:55:21.170-06:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gurme bebek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek yemekleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='katı gıda'/><title type='text'>tat</title><content type='html'>Babil, bebeğim, altı aylıkken başladığımız katı gıda serüvenimiz, benim de kendimi seninle yeni deneyimlere fazlasıyla kaptırmış olmam sebebiyle pek heyecanlı ve bir o kadar da keyifli geçiyor. Sen yeni tatlara açık, maceracı bir iştaha sahip bir bebeksin, şimdiye dek deneyimlemiş olduğun tatlarla, yemeklerle uzun bir liste yapılır. Ben şimdilik en çok sevdiklerini paylaşmak istiyorum, ileride bakmak istediğinde senin katı gıdaya geçişinle ilgili tuttuğum tüm günlükleri, aldığım kitapları, kestiğim kupürleri sakladığım şekliyle bulabileceksin. Bugüne dek deneyip de çok sevdiğin bu tatların kimisi kitaplardan bulduğum, kimisi benim en çok sevdiğim yemekler, bazısı ise senin kendi tercihlerin ile kombinasyon oluşturduğun tarifler. Yapacağım sıralama ise aklıma geldiği gibi olacak, yoksa belirli bir tercih sırası yok, bütün bu yemekleri çok sevdiğini, çığlık atıp, elini tabağa daldırarak ya da tabak benim elimdeyse bana uzanarak gösteriyorsun. Hele o çiğnemen yok mu, canım, seni içime sokasım geliyor, sen sevdikçe benim yemek yapma aşkım kabarıyor. Zaten yemek yapmayı, yemeyi, yedirmeyi pek bir severim, umarız senin sağlıklı beslenme konusunda iyi alışkanlıklar edinmeni sağlıyoruzdur. Gelelim kısa favori yemek listene:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Bebek müslisi&lt;/span&gt; (tarifin kaynağı, Annabel Karmel'in First Meals adı kıtabı): Geceden 1/3 bardak çekilmiş yulaf, 1/4 bardak buğday tohumu (İngilizcesi wheat germ), bir adet doğranmış kuru kayısı, bir yemek kaşığı kuru üzüm karışımını üstünü gececek kadar ya da 2/3 bardak ölçüsünde üzüm veya organik elma suyuna yatırıyorum, sabaha suyunu çekmiş olan bu karışıma yarım elma rendesi ile üç yaş üzümü (kabuğu soyulmuş, çekirdeği varsa çıkarılıp doğranmış) ekliyorum. Hepsi iki porsiyon ediyor, kalanı da ben yiyorum. Şimdilik hepsini püre haline getirip veriyorum, ileride çiğnemede ve öğütmede uzmanlaşılınca aynen de verebilirim. Ha bir de eğer buğday tohumu (İngilizcesi wheat germ) fazla gelirse, acı olursa tadı, daha az konulup yulafı fazla konulabilir. İngilizcelerini de yazdığım terimlerin Türkçesi'nden emin değilim, ondan yazdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Kaşarlı brokoli&lt;/span&gt; (tarifin kaynağı sensin, iki favori besinin bir arada): Brokoli çiçekleri düdüklüde veya buharlı pişiricide haşlanır, yanında çedar peyniri gibi sert bir peynirin rendesiyle verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Yoğurtlu ıspanak &lt;/span&gt;(tarifin kaynağı benim, ıspanağa bayılırım, sen de bayılıyorsun, ne mutlu bana): Bildiğimiz ıspanak yemeği, içine tuz, baharat koymadan, azıcık zeytinyağı ile az soğanı iyice pişinceye dek kavuruyorum, soğan kapağı kapalı kavrulunca yanmadan yumuşacık ve pembeleşmiş kalıyor, üzerine bir küçük domates doğruyorum, ya da arzu edersem biraz kıymayı da kavuruyorum, sonra ekliyorum domatesi, üzerine minik doğranmış ıspanak, belki biraz da esmer pirinç, pirinç katarsam azıcık su da eklerim, bazen önceden kendi hazırladığım tavuk suyundan (buzlukta küp küp donduruyorum) ekleyebiliyorum, azıcık sulu olunca içine kepek ekmeği de doğrayabiliyorum, yanına da yoğurt koyunca güzel oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sebzeli hindi kıyma&lt;/span&gt; (tarifin kaynağı biziz, sen hindi etini biraz sert buldun, ben yumuşak pişiremedim, derken hindi kıyması deneyelim dedim, içine de sevdiğin sebzeleri katayım ki ilk deneyimdeki gibi yüzün buruşmasın dedim, sonuç başarılı): Soğanla hindi kıyması kavrulur, küp küp doğranmış mevsim sebzeleri ile pişirilir. Burada tercih ettiklerimden aklıma şimdi gelenler yabanhavucu (İngilizcesi parsnip), havuç, patates türleri, çeşitli renkte biberler, pırasanın beyaz kısmı, domates, önceden haşlanmış bezelye veya taze fasulye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Bebek köftesi&lt;/span&gt; (tarifin kaynağı benim, babanla kendime salçalı, patatesli, biberli İzmir köfte yapıyordum, senin versiyonun da minik ağzına uygun boyutta, tuzsuz, domatesli, sebzeli oldu, dişetlerin, damağınla çiğniyorsun, hiç affetmiyorsun, suluysa içine yine kepek ekmeği ufalıyorum, mis!): Tuz ve baharat katmadan köfte yapılır, kuzumun ağzında çiğneyeceği boyutta köfteler yapılır, az zeytinyağında çok kızartmadan çevrilir, yanında patates, havuç, biber, domatesle pişirilir, sulu olursa içine ekmek doğranabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Kırmızı biberli mercimek&lt;/span&gt; (tarifin kaynağı, Annabel Karmel'in First Meals adı kıtabı): Koyu kıvamlı bir mercimek çorbası bu, kırmızı mercimek, havuç, kırmızı biber, soğan, evde tuzsuz hazırlanmış tavuk suyu ile pişiriliyor, hepsi pişince püre haline getirilip çedar peyniri ile servis edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer favori atıştırmalıklar ve tatlar arasında pancar, avokado, kaşar peyniri, tofu küpleri, cheerios ve puffs adındaki minik gevrekler, her türlü meyve küpleri (muz, mango, papaya, şeftali, elma, armut, kivi, yabanmersini, erik, nektarin, kavun...), karnıbahar, fasulye, patates, bezelye, brüksel lahanası gibi bilimum haşlanmış sebze şekilleri, kıvırcık ya da alfabe şekilli makarna, kemirmelik grisini, içine keten tohumu katılarak pişirilmiş yumuşak pancake ile meyve parçacıkları, yumurta sarısı, iyi pişmiş tavuk ve balık parçacıkları, tahinli yoğurt, kabak dolma... Kısa dedik, listeyi uzattık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de anne sütü var halen içtiğin, keyifle verdiğim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha bir de her yemekten sonra ve ara öğünlerde de su içiyorsun. Tatsız suyun tadına alış istedim, süt içmeni etkilemeyecek kadar tabii.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afiyet olsun yavruma...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-3934418129472198936?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/3934418129472198936/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=3934418129472198936' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/3934418129472198936'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/3934418129472198936'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2009/12/tat.html' title='tat'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-3415558723258627265</id><published>2009-12-02T16:21:00.009-06:00</published><updated>2010-01-16T21:54:33.518-06:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anadili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çokdillilik'/><title type='text'>zaman ve ifade</title><content type='html'>Oğlum, ilk yaşını tamamlamana az kaldı diyebiliriz, zaman hızlıca geçiyor. Zamanın hayatlarımızı saran gücünü, farkındalık, bilgi ve bilinçle yaşayarak elinde hissedebilirsin, anı yaşayarak, şimdinin eşsiz büyüsünü duyumsayarak. "Zaman dursun, şu an kalsın, kokun ve sen koynumda" dediğim öyle güzel günler yaşıyoruz ki... Tekrar tekrar diyebilirim, aynı cümle zihnimde: Zaman dursun, şu an kalsın, kokun ve sen koynumda. Zaman dursun, şu an kalsın, kokun ve sen koynumda. Yavrum, kuzum... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yaz ilk kez Türkiye'ye gideceğiz, çok keyifli geçeceğine eminim, üç hafta kısa bir zaman olsa da senin ilk yaşında, geriye dönüp baktığında önemli bir yeri olacağına eminim. Babanla ben sana anadilini konuşuyoruz, büyüdüğünde bu dilin güzelliğini daha da fazla anlayacaksın. Zamanın gücünü şimdinin eşsizsizliğinde hissedebilmenin, kalıcılığı ve ölümsüzlüğü var etmenin en önemli yolu ifade olsa gerek, anadilinle, bildiğin tüm dillerle ve bu dillerin zenginliği ile yaşamını sürdürebilmek, ifadelerinin zenginliği ve derinliğiyle varolmak çok önemli. Baban sana adını koyarken anlam evreninin en derininde duyumsadı seni, senin adın Babil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok küçük yaşlardan itibaren başka diller de öğrenme imkanım oldu, bunun için anneme ve babama, özellikle de anneme ne kadar teşekkür etsem azdır. Annemin ilkokul son sınıfta kolej sınavlarına girmeden önce tercihlerim arasına Fransızca eğitim veren bir okulu koymam konusunda bana önayak olması benim bugünkü dil becerilerimin ve yeni kültürleri keşfetme sevgimin temelidir. O günü dün gibi anımsıyorum. Bana sormuştu, kızım bak bu okul da var, yazmak ister misin diye. Olur demiştim o zaman, olur dememin ardından Fransızca'nın halen bir şekilde ayakta tutabildiğim büyüsüne ve bilgisine açılan kapıdan içeri girmiştim (Bir şekilde diyorum, çünkü Amerika'da yaşamanın getirdiği kapsam ve eşime gerekli olan birkaç Fransızca makalenin sözel özet çevirileri dışında profesyonel bir çalışmam olmamasına rağmen bildiklerim ölmüyor, unuttuklarım kolaylıkla canlanabiliyor, konuşma gerçi daha zorlayıcı olur). Şu anda orta düzeyde İspanyolcam da var ve bu zengin dili çok sevdim. Eşimin özverisiyle yeniden haftada bir gün kursa başladım, ilk turu tamamladık, çok keyifli oldu benim için. Babil, oğlum, sana da çok dil bilen bir çocuk olacağın için bu sevgimi aşılamak zor olmayacak sanırım, babanın da bilgisi ve Farsça gibi zor dillere olan ilgisi ile sanırım senin ilgin bizlerinkini de aşacak, umuyorum öyle olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağzındaki küçücük dişinle öyle tatlısın, öyle kuzusun ki seni öpmeye, sevmeye doyamıyoruz, diş bahanesi. Ağzını açıp da fotoğrafını çekmeye çalıştım, izin vermiyorsun, sıkılıyorsun hemen, sıkıştırılmak istemez benim bebeğim. Ben de binbir şaka ve şamatayla seni kocaman güldürdüm de öyle çektim resmini, onca harekete biraz flu oldu tabii ama olsun, bir de seni güldürmek çok zor değil, seninle kahkahalar atmak keyfine ise diyecek yok. Seni seviyoruz oğlum. Zamanın ve tüm ifade biçimlerinin de ötesinde...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-3415558723258627265?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/3415558723258627265/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=3415558723258627265' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/3415558723258627265'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/3415558723258627265'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2009/12/zaman-ve-ifade.html' title='zaman ve ifade'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-1969142420041150636</id><published>2009-11-30T08:40:00.008-06:00</published><updated>2010-01-16T23:33:43.826-06:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilkler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diş'/><title type='text'>ilk</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S1KhMXQiUUI/AAAAAAAAAIc/GZmdmo2Qfho/s1600-h/ilk.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S1KhMXQiUUI/AAAAAAAAAIc/GZmdmo2Qfho/s200/ilk.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5427577734708744514" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bundan dört sene önce doğduğun bu ülkeye babanla birlikte gelmiştim ilk kez; güneşin farklı parladığı bu şehre çarçabuk alıştığım gibi, buz soğuğu kışını, nemli yaz sıcağını, göz açıp kapayıncaya kadar geçiveren baharlarını ve buradaki yaşamı sevmiştim. İlk kez gittiğim ülkeler, ilk kez tattığım tatlar, ilk kez gördüklerim, ilk kez hissettiklerim... Ama hepsinden de öte, doğumunla birlikte, hayatımızın en önemli ilklerini seninle yaşıyoruz bebeğim; seni bekleyişimiz, tüm hazırlıklarım, anne olmanın eşşiz duygusu, herşeyiyle ilkler zinciri. İlk kez karnımda hareket ettiğin anı yeniden düşleyip yaşayabiliyorum zihnimde, İstanbul'daki evimizdeydik, yazı orada geçiriyorduk, yirminci haftadan sonra hareketlerini hissetmeyi bekliyordum, olduğundaysa hayatımdaki en garip hazzı yaşadığımı biliyorum, şaşkınlık, heyecan, sevinç, merak, o bir kıpırdanışta binbir duygu bir arada. Dünyaya gelişin, ilk ağlayışın, ilk kez seni kollarımıza alışımız, ilk bakış... İlk gülümseyişin, ilk kahkahan, ilk hecelerin, gün be gün artan bir tatla art arda ilkler, tadı damağımızda kalan ilkler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Kasım Cuma günü sabahı uyandık, sabah emzirmesi, babanın yanına sabah keyfi için getirilişin, kahvaltı hazırlığı derken kahvaltı masamıza kurulduk. Sen her zamanki gibi elinde kaşığınla oynarken yemeğini yiyorsun. Günlerdir şüphelendiğim ancak ne zaman olur diye öngöremediğim bir başka ilk. Bebek kaşığın dişetlerinde, bir ileri bir geri, her sabah yaptığım gibi bir bakayım ne var dememe kalmadan, dünyanın o en müthiş dokusu parmağıma değiyor, senin bebek dişin, alt orta sağda ucu ortaya çıkmış, insanda günün mümkün olan her anında dokunmak arzusu uyandıran o güzel minik dişin ucu ortaya çıkmış, yavrumun ağzındaki ilk dişi. Parmağımın ucunda hissettiğim o minik diş, sevgimin dokunuşu, miniminnacık bir diş ucu, ısırdı mı etkili, küçük keskin bir diş. Elde var bir. Ben şaşkın kahkahalar atarken sen bana gülümsüyorsun, "anneciğim ne dişi, ben büyüdüm bile" der gibi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-1969142420041150636?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/1969142420041150636/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=1969142420041150636' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/1969142420041150636'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/1969142420041150636'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2009/11/ilk.html' title='ilk'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/S1KhMXQiUUI/AAAAAAAAAIc/GZmdmo2Qfho/s72-c/ilk.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-2546398876276262380</id><published>2009-11-24T11:21:00.007-06:00</published><updated>2010-01-16T21:36:58.943-06:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mevsimler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kış'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğum'/><title type='text'>ikinci kış</title><content type='html'>İlk karın düşmesine az kaldı, her mevsimin yaşandığı şehirlerde olmayı severim, ne sürekli yaz, ne de sürekli kış olmasını isterim, ara mevsimlerin ruhu okşayan, kalbi yumuşatan yanını ararım. İlk karın düşmesine çok az kaldı. Babil, oğlum, karlı, soğuk bir günde gelmiştin aramıza, dokuz aylık olalı iki hafta geçti bile, hem karnımda, hem de aramızda kaç mevsim geçirdin oğlum. Seni sıcak tutmak için binbir düşünceyle donandığım o ilk günleri düşünüyorum; miniminnacık bir insanoğlu, anasının sıcak karnından soğuk dünyaya gelmiş. Seni eve babaannenin aldığı kiraz desenli kıyafetin ve doğumuna çok az kala bulduğum kahverengi ayıcık kış tulumunla getirmiştik. Evimizde baban, sen ve ben, üçümüzdük. Hayatım boyunca burnumda mutluluk ve umut dolu bir sıcak sızıyla duyumsayacağım bu ilk günler zihnimde canlanıyor. Sana hamileliğim süresince, doğumun ve sonrasında nerede olduğumuz ve neler yaptığımız hakkında herşeyi çektiğimiz yüzlerce fotoğrafta bulabileceksin, ancak zihnimin ve yüreğimin en kuytusundaki detayları, izdüşümleri paylaştıkça bulacağız oğlum. Ben yazıyorum, seni, dünyaya gelişini düşünüyorum, hızla büyümeni, gelişimini hayranlıkla izliyorum. Geçirdiğimiz her günde senden ve seninle öğreniyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen sene bu zamanlarda senin odanı hazırlıyorduk, şimdi odanda sabah uykunu uyuyorsun. Bu perşembe Şükran Günü, bir arkadaşımızın evinde olacağız; bu günde özel bir kutlama yapmıyoruz ama yine de güzel yemek yemek ve sevdiğimiz insanlarla keyifli zaman geçirmekle bu günü bize özel kılıyoruz. Anneannenin yemekleri arasında çok sevdiğim Çerkez Tavuğu'nu yapacağım. Çok ilginçtir, kim bana tarif vermemi istese bir türlü beceremem, çünkü ölçü veremem, içine konanları biliyorum ama tam olarak miktarını veremiyorum, damağım ve hafızamdaki tada göre içine cevizini, sarmısağını, kişnişini eklerim, sanırım tarifi farklı kılan içine kişniş konulması, bir de çocukluğumdan kalma özel günler hatırası damak hafızası, anneannenin o güzel tarifi ve damağıma kazıdığı tat ile pek güzel yapıyorum bu mezeyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günü yaşarken zamanın ne kadar hızlı geçtiğini anımsatır bana baban, bilsem de onun anımsatmaları beni kendime getirir, zaman hızlıca akarken seni doya doya sevebilmek, seninle dolu dolu zaman geçirebilmek keyfinin tarifi zor. Seninle ikinci kışımız oğlum. İlk kez kayak merkezine gideceğiz birlikte, ben acemiyim ama babanın ısrarıyla devam ediyorum, kayarken Southpark tiplemesi gibi duruyorum ama olsun, amaç doğa sporu hazzını yaşamak. Baban çok iyi kayıyor, fiziğine de çok yakışıyor bu spor, zaten o açık hava sporu insanı. Geçen senelerde gittiğimiz yerlerde emzikli minicik bebelerin arasında debelenirken kendi kendime "ben de bebemi küçükken getireceğim" demiştim, sen o zamanlar yoktun henüz. Yürümeye başladıktan sonra zamanı gelince öğreneceksin ve eminim çok seveceksin. İnsanoğlunun doğa ile olan mücadelesi, her türlü gelişmeye karşın doğanın öngörülemez hükmü, zaaflarımıza işaret ediyor. Bu spor türü bile bana bu gerçeği tekrar tekrar anımsatır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu seneki ilk karı beklerken, şöminemizin sıcağında, seni mis kokunla koynumuza alıp ısınacağımız tatlı kış günlerini bekliyorum. Penceremizden dışarı bakıyorum, evimizin batıya bakan cam cephesini tüm yaz boyunca yeşillendirmiş ağaçlarımız son yapraklarını da dökmek üzere, havada usulca, ürkütmeden yanaşan bir kış karaltısı, gündüz olmasına rağmen yanan ışıklarımızı kapatıyorum, camın kıyısında öylece duruyorum, tatlı sabah uykundan uyanmanı beklerken...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-2546398876276262380?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/2546398876276262380/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=2546398876276262380' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/2546398876276262380'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/2546398876276262380'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2009/11/ikinci-ks.html' title='ikinci kış'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5876190650612385926.post-7923750741096295893</id><published>2009-11-22T20:23:00.032-06:00</published><updated>2010-06-08T20:26:49.198-05:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='günce'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğum'/><title type='text'>şimdi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TA7tyVlu0oI/AAAAAAAAAO0/BQC165Gkoyc/s1600/%C5%9Fimdi.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 134px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TA7tyVlu0oI/AAAAAAAAAO0/BQC165Gkoyc/s200/%C5%9Fimdi.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480579245601116802" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Benim adım Dörtmevsim, oğlumun adı da Babil, hem kendime, hem oğluma yazacağım, okunur ve hissedilirsem sevineceğim bilir bilmez, iç sesimle konuşurum, sözlerimin arasında şimdi, geçmiş ve gelecek var, bugünü yaşarken tarihselliğimi düşünürüm, virgülün sonsuzluğunu severim, paylaşırken gizlenirim, gizlenirken paylaşırım, sıkılırım, sevinirim, boşveririm, aklıma takarım, vazgeçerim, karar alırım, kaçınırım, atılırım, adımı oğluma da adını koyan adam, herşeyiyle sevdiğim insan koymuş, Babil doğalı aylar oldu, 13 Şubat Cuma günü geldi dünyaya, o küçük bedeninden aldığım sıcaklık içime yerleşti, gözlerimin gördüğü bu eşşiz güzelliği ancak kalbimle anlayabildim, kendimi daha iyi biliyorum şimdi, bedenimin ve ruhumun gücünü, yapabileceklerimin ufkunu, uçsuz bucaksızlığını, yazsam anlamlı olur mu dedim, sordum durdum kendi kendime, neden sonra karar verdim ve şimdi de buradaki ilk noktamı koymaya.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5876190650612385926-7923750741096295893?l=babil-ile-dortmevsim.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/feeds/7923750741096295893/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5876190650612385926&amp;postID=7923750741096295893' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/7923750741096295893'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5876190650612385926/posts/default/7923750741096295893'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://babil-ile-dortmevsim.blogspot.com/2009/11/benim-adm-dortmevsim-oglumun-ad-da.html' title='şimdi'/><author><name>dörtmevsim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04171047862628113459</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TSfgz6cIMBI/AAAAAAAAAao/CqiB5Dn-l_Q/S220/biz.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_waVV0Sjnbs0/TA7tyVlu0oI/AAAAAAAAAO0/BQC165Gkoyc/s72-c/%C5%9Fimdi.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry></feed>
